Bakan Bayraktar: Doğal Gaz Ticareti, Hidrokarbon Arama ve Nükleer İş Birliği Masada
Türkiye’nin bölgesel bir enerji merkezi (hub) olma vizyonu doğrultusunda kritik bir diplomatik temas daha gerçekleştirildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Milano’da Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile bir araya gelerek, iki ülke arasındaki enerji ortaklığını derinleştirecek somut adımları masaya yatırdı. Toplantının ana gündem maddelerini, doğal gaz ticareti, ortak hidrokarbon arama faaliyetleri ve nükleer enerji alanında iş birliği oluşturdu.
Bakan Bayraktar, görüşmenin ardından sosyal medya hesabı X üzerinden yaptığı açıklamada, son yıllarda iki ülke arasında imzalanan anlaşmalarla stratejik projelerin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Bayraktar, “Son yıllarda imza altına aldığımız anlaşmalarla hidrokarbon arama ve üretimi, doğal gaz ticareti ve nükleer iş birliği gibi kritik alanlarda ortak projeleri hayata geçirmeyi amaçlıyoruz,” dedi.
Bakan, Macar mevkidaşı Szijjarto ile bu projelerde gelinen son aşamaları değerlendirdiklerini ve “enerji alanındaki ortaklığı daha da ileri taşıyacak çalışmalar üzerinde durduklarını” ifade etti.
Bu görüşme, Türkiye’nin sadece bir enerji tüketicisi değil, aynı zamanda bir üretici, transit ülke ve teknoloji ortağı olarak Doğu Avrupa ve Balkanlar’daki stratejik önemini pekiştiren bir adım olarak yorumlandı.
Finans Hattı Yorum:
Bakan Bayraktar’ın bu açıklamaları, Türkiye’nin enerji jeopolitiğindeki çok yönlü ve proaktif yeni stratejisinin somut bir yansımasıdır. Bu iş birliğinin üç ana ayağının her biri, hem Türkiye hem de bölge için önemli ekonomik ve stratejik anlamlar taşıyor.
1. Doğal Gaz Ticareti ve “Hub” Vizyonu: Bu, iş birliğinin en somut ve en kısa vadeli ayağıdır. Macaristan, Rus gazına olan bağımlılığını azaltmak için alternatif kaynaklar arıyor. Türkiye, hem Azerbaycan’dan gelen TANAP hattı hem de kendi LNG terminalleri ve Karadeniz’deki Sakarya gaz sahasıyla, Macaristan ve diğer Doğu Avrupa ülkeleri için en güvenilir alternatif gaz tedarik rotası konumundadır. Bu ticaret, Türkiye’nin bölgesel bir “doğal gaz ticaret merkezi” (hub) olma hedefini doğrudan destekler ve BOTAŞ gibi kamu şirketleri için yeni gelir kapıları açar.
2. Ortak Hidrokarbon Arama: “Karadeniz’den Sonra Yeni Havzalar mı?”
Bu, iş birliğinin en stratejik ve en uzun vadeli ayağı olabilir. “Ortak hidrokarbon arama” ifadesi, Türkiye Petrolleri (TPAO) ile Macaristan’ın enerji şirketi MOL’un, sadece kendi ülkelerinde değil, potansiyel olarak üçüncü ülkelerde (Afrika, Orta Asya vb.) de birlikte petrol ve doğal gaz arama ve üretim projelerine girebileceği anlamına gelir. Bu, TPAO’nun uluslararası bir oyuncu olma vizyonunu desteklerken, büyük projelerin getireceği finansal riski ve teknolojik yükü de paylaşmayı sağlar.
3. Nükleer İş Birliği: “Teknoloji ve İnsan Kaynağı” Ortaklığı
Akkuyu NGS ile nükleer enerji alanında dev bir adım atan Türkiye ve Paks Nükleer Santrali’ni genişleten Macaristan, bu alanda önemli bir “know-how” ve tecrübe birikimine sahip oluyor. İki ülkenin nükleer alanda iş birliği yapması, mühendis ve teknisyen yetiştirme, güvenlik standartları oluşturma, teknoloji paylaşımı ve hatta gelecekte küçük modüler reaktörler (SMR) gibi yeni nesil teknolojilerde ortak Ar-Ge çalışmaları yapma potansiyelini barındırır.
Piyasalar İçin Anlamı: Bu stratejik ortaklık, Borsa İstanbul’da işlem gören TÜPRAŞ (TUPRS) (dolaylı olarak petrol ve rafineri), Aksa Enerji (AKSEN), Zorlu Enerji (ZOREN) gibi uluslararası operasyonları olan enerji şirketleri ve bu projelere mühendislik veya ekipman sağlayabilecek sanayi ve inşaat şirketleri için uzun vadede yeni iş fırsatları yaratma potansiyeli taşımaktadır. Bu, Türkiye’nin enerji sektörünün geleceğine yönelik pozitif bir beklenti oluşturan önemli bir diplomatik gelişmedir.
