İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından düzenlenen şubat ayı meclis toplantısı, iş dünyasının önemli isimlerini bir araya getirdi. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliği yaptığı ve oda üyelerinin yoğun katılım gösterdiği toplantının konuğu, Türkiye Varlık Fonu (TVF) Genel Müdürü Salim Arda Ermut oldu. Toplantıda, Türkiye’nin stratejik yatırımları, teknoloji fonlarına ayrılan kaynaklar ve sanayinin dönüşümü ele alındı.
TVF’nin Stratejik Vizyonu ve Teknoloji Yatırımları
Toplantıda söz alan TVF Genel Müdürü Salim Arda Ermut, fonun kuruluş amacının değer yaratma, stratejik yatırımları hayata geçirme ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek olduğunu vurguladı. Finansal piyasaların derinleşmesinin uzun vadeli yatırımlar için hayati önem taşıdığını belirten Ermut, şu ifadeleri kullandı:
“Öngörülebilir, çeşitlendirilmiş ve sürdürülebilir finansman imkanları, üretim kapasitesinin ve rekabetçiliğin korunmasında daha da öteye geliştirilmesinde temel unsurlar olarak artık gitgide önemlerini artırıyorlar.”
Kurumsal istikrarın ve markalaşmanın şirketlerin dayanıklılığını artıran en önemli faktörler olduğunu dile getiren Ermut, TVF’nin 2016 yılında Cumhurbaşkanı’nın vizyonuyla gelecek nesillere güçlü bir ekonomi bırakmak amacıyla kurulduğunu hatırlattı. Ermut, temel yaklaşımlarının kısa vadeli sonuçlardan ziyade uzun vadeli değer üretimi olduğunu ifade etti.
Teknoloji Ekosistemine 160 Milyon Dolarlık Can Suyu
Dünyadaki Körfez ülkeleri, Norveç ve Azerbaycan gibi varlık fonu modellerinden örnekler veren Ermut, Türkiye’de “fonların fonu” yapısını kurarak teknoloji alanına giriş yaptıklarını açıkladı. Ekosistemin en büyük yatırımcısı konumunda olduklarını belirten Ermut, şu bilgileri paylaştı:
“Şu ana kadar toplam 160 milyon dolar yatırım taahhüdünde bulunmuş olduk. Yaklaşık toplamda 16 fona. Bunların hepsi Türkiye’de yapılacak teknoloji şirketlerine yatırım yapan fonlar.”
Petrokimya Tesisi ve Katılım Bankaları Hakkında Açıklamalar
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Ermut, kamuya ait katılım bankalarının tek çatı altında toplanması ihtimaline dair, “Daha güçlü bir temsili noktasında katkımız olursa dahil olmak isteriz. Detaylar şu anda belli değil. Ancak öyle bir durumda en önemli aktör Varlık Fonu olacaktır. Devamlı yeni fikirleri egzersiz ediyoruz.” şeklinde konuştu.
Ayrıca, 10 milyar dolar yatırım büyüklüğüne sahip rafineri ve petrokimya tesisi projesine de değinen Ermut, “Arazi ve ÇED süreçlerini tamamladık. Önümüzdeki dönemde potansiyel aktörlerle nasıl ilerleyebiliriz ona bakacağız.” diyerek, doğru zamanda doğru ortaklarla ilerlemek istediklerini belirtti.
Sanayide Dönüşüm ve Küresel Rekabet
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ise konuşmasında, klasik üretim modellerinin yerini yüksek teknoloji ve yapay zeka odaklı yeni bir döneme bıraktığını söyledi. Küresel değişimin çok köklü olduğunu vurgulayan Bahçıvan, somut adımların hızla atılması gerektiğine dikkat çekti.
Yeşil ekonomi ve dijitalleşme sürecinde finansman ihtiyacının altını çizen Bahçıvan, “Özel sektörün bu işi tek başına yapması imkansız. Ancak kamu-özel sektör işbirliği bu işin üstesinden gelebilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Çin Örneği ve Küresel Ticaret Dengeleri
Bahçıvan, Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine atıfta bulunarak, Çin’in milli gelirinin yaklaşık yüzde 4’ünü kritik sektörleri sübvanse etmek için kullandığını belirtti. Bu oranın Türkiye’nin yıllık milli gelirinin yarısına denk geldiğini vurgulayan Bahçıvan, bu kaynağın yarı iletkenler, bilişim ve otomotiv gibi AR-GE yoğun alanlara aktarıldığını ifade etti.
Çin’in kazandığı rekabet avantajının ticaret rotalarını değiştirdiğini belirten Bahçıvan’ın paylaştığı 2025 tahminleri şu şekildedir:
| Bölge / Ülke | Çin İhracatındaki Değişim (Tahmini) |
|---|---|
| ABD | %25 Azalış |
| Afrika | %26 Artış |
| ASEAN Ülkeleri | %13 Artış |
| Avrupa Birliği (AB) | %8 Artış |
Sanayimizin Mevcut Yapısı
Türkiye sanayisinde son yıllarda iyileşmeler olsa da yapının halen düşük teknoloji ağırlıklı olduğunu belirten Bahçıvan, 2024 yılı itibarıyla mevcut durumu şu verilerle özetledi:
- İmalat sanayi girişimlerinin yüzde 87’si düşük ve orta-düşük teknolojili alanlarda.
- İstihdamın yüzde 77’si bu sektörlerde toplanmış durumda.
- Cironun yüzde 70’i düşük ve orta-düşük yoğunluklu sanayilerden geliyor.
Bahçıvan sözlerini, “Stratejik kuruluşların güçlü, istikrarlı ve verimli şekilde faaliyet göstermesi üretim hayatını etkiliyor” diyerek tamamladı.
