Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Dünya Su Günü kapsamında yaptığı kapsamlı değerlendirmede, giderek daha belirgin hale gelen küresel su krizinin gıda güvenliği, ekonomik istikrar ve tarımsal üretim üzerinde yarattığı büyük tehlikeye dikkat çekti. Bayraktar’a göre, su rezervlerindeki hızlı düşüş ve iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri her geçen yıl şiddetini artırırken, bu ağır baskının merkezinde tarım sektörü yer alıyor.
Kim ve Neden Etkileniyor: Türkiye ve Dünyada Su Kullanımı
Sürdürülebilir bir tarımsal üretim için suyun verimli kullanılmasının hayati değer taşıdığını belirten Bayraktar, dünya genelinde tatlı su tüketiminin yaklaşık yüzde 69’unun tarımsal faaliyetlerde gerçekleştiğini vurguladı. Ülkemizin su zengini bir coğrafya olmadığının altını çizen TZOB Başkanı, kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının sadece 1.301 metreküp düzeyinde bulunduğunu hatırlattı.
Türkiye’nin toplam yıllık kullanılabilir su potansiyeli 112 milyar metreküp seviyesinde ölçülürken, tüketilen suyun yaklaşık yüzde 79’u doğrudan tarımsal sulamaya gidiyor. Bayraktar, ortaya çıkan bu rakamların, sulama yatırımlarına acilen hız verilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.
| Veri Kategorisi | Miktar / Oran |
|---|---|
| Küresel Tarımsal Tatlı Su Kullanım Payı | Yüzde 69 |
| Türkiye’nin Yıllık Su Potansiyeli | 112 milyar metreküp |
| Kişi Başına Düşen Yıllık Su Miktarı | 1.301 metreküp |
| Tarımsal Sulamanın Toplam Su Tüketimindeki Yeri | Yüzde 79 |
Ne Kadar Alan Sulanabilir: Mevcut Potansiyel ve Hedefler
Teknik ve ekonomik açılardan sulanmaya elverişli arazi boyutunun yaklaşık 8,5 milyon hektar olduğunu aktaran Bayraktar, gelişen yeni teknolojiler sayesinde bu rakamın 10,5 milyon hektara kadar esneyebileceğinin öngörüldüğünü dile getirdi. Buna karşın, halihazırda sadece 7,28 milyon hektarlık arazinin sulamaya açılabildiğini belirten Bayraktar, geride kalan 1,22 milyon hektarlık alanın da sisteme dahil edilmesi için “Yatırımlar hızlandırılmalı” uyarısında bulundu.
Nerede Yaşandı: Aydın Taşkınları ve İklim Değişikliği Etkisi
İklim değişikliğinin doğa üzerindeki tahribatına da değinen Bayraktar; yağış rejimlerindeki bozulmaların, artan kuraklık riskinin ve aniden ortaya çıkan sel vakalarının giderek sıklaştığını ifade etti. Şubat ayında Aydın’da görülen aşırı yağışlar ve beraberinde yaşanan Büyük Menderes Nehri taşkını, bu tehlikenin en somut göstergelerinden biri olarak örneklendirildi.
Söz konusu felaketlerin önüne geçebilmek için taşkın yönetiminde atılması gereken adımlar şu şekilde sıralandı:
- Doğa tabanlı çözüm yöntemlerinin uygulanması
- Erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması
- Akıllı drenaj altyapılarının inşa edilmesi
Nasıl Çözülecek: Modernizasyon ve Finansal Destek Beklentisi
Tarımsal sulamadaki mevcut altyapının yetersizliğine işaret eden Bayraktar, “Mevcut altyapının yenilenmesi gerekiyor” diyerek eski usullerin değişmesi gerektiğini kaydetti. Vahşi sulama uygulamalarının bir an önce bırakılıp modern sulama teknolojilerine entegre olunmasını tavsiye eden Bayraktar, “Eski ve verimsiz sulama kanalları yenilenmeli, sulama altyapısı modernize edilmelidir” sözleriyle bu dönüşümün gerekliliğini vurguladı. Bu adımlarla mevcut su kaynaklarından elde edilecek verimin maksimum seviyeye çıkacağı belirtildi.
Öte yandan, modern sistemlerin kurulumundaki yüksek yatırım maliyetlerinin çiftçiler üzerinde ciddi bir ekonomik baskı yarattığını söyleyen Bayraktar, uygun kredi fırsatlarının ve teşviklerin çoğaltılması gerektiğine dikkat çekti. Mazot ve elektrik maliyetlerindeki artışların sulu tarımı zorlaştırdığına değinen TZOB Başkanı, 2023 yılında tatbik edilen ve tarımsal sulama amaçlı su kullanım hizmet bedelini yüzde 50 oranında indiren destek uygulamasının yeniden devreye sokulması çağrısında bulundu.
