Küresel finans çevreleri dikkatini petrol piyasalarındaki dalgalanmaya vermişken, aslında stratejik öneme sahip üç farklı ham maddede yaşanan fiyat hareketleri üretim dünyasını derinden sarsmaya başladı. Geçtiğimiz haftalar boyunca helyum, kükürt ve tungsten fiyatlarında görülen sert tırmanış, Orta Doğu’daki çatışmaların etkisinin sadece enerji sektörüyle kısıtlı kalmadığını kanıtlıyor. Teknolojik cihazların ve üretim hatlarının vazgeçilmezi olan bu madenlerdeki oynaklık, dünya ekonomisinde yeni bir kırılma noktası oluşturma riski taşıyor.
Stratejik Madenlerde Rekor Seviyeler
Modern endüstrinin temel taşlarından biri olan tungsten, geçtiğimiz haftanın son günlerinde 3 bin dolar barajını aşarak tarihi bir zirveye ulaştı. Bu rakam, sadece bir ay içinde yüzde 50’nin üzerinde bir değer kazancı anlamına gelirken; Aralık ayının sonundan bu yana fiyatların üç kattan fazla arttığını gösteriyor.
Kükürt piyasasında da benzer bir tablo hakim. S&P Global Platts verilerine dayanarak, Çin’deki kükürt fiyatlarının (maliyet ve nakliye dahil) Mart ayının başından itibaren yaklaşık yüzde 13 oranında yükseldiği görülüyor. Bu artışla birlikte kükürdün ton fiyatı 26 Mart itibarıyla 621 dolara ulaştı. Benzer bir ivme helyumda da izleniyor; Çin’in Henan eyaletinde helyum fiyatları 545 yuandan (78,85 dolar) hızla 600 yuana (86,81 dolar) yükselmiş durumda.
Kritik Madenlerdeki Fiyat Değişim Tablosu
| Emtia Türü | Güncel Fiyat / Artış Oranı | Dönemsel Detay |
| Tungsten | 3.000 Dolar Üzeri | Aralık sonundan beri 3 kat artış |
| Kükürt (Çin) | 621 Dolar / Ton | Mart başından beri %13 yükseliş |
| Helyum (Henan) | 600 Yuan (86,81 Dolar) | Savaş başlangıcından beri yaklaşık 2 kat |
Üretim Zincirinde Yapay Zekâ ve Çip Krizi Tehlikesi
Bahsi geçen bu üç element, modern imalat süreçlerinin merkezinde yer alıyor. Tungsten, mikroçiplerdeki elektriksel bağlantıların kurulmasında kullanılırken; kükürtten elde edilen sülfürik asit, yarı iletken plakaların temizlik aşamasında hayati bir rol üstleniyor. Helyum ise üretim esnasında meydana gelen kimyasal reaksiyonların kontrol altında tutulmasını ve sürecin istikrarlı ilerlemesini sağlıyor. Bu sebeple, söz konusu maddelerdeki fiyat artışları doğrudan yapay zekâ teknolojilerinin altyapısını sekteye uğratabilecek bir güce sahip.
Çin’in Tedarik Zinciri Üzerindeki Dominansı
Analistlere göre yaşanan bu kriz sadece savaşın bir sonucu değil. Çin, son yıllarda kritik maden yatakları ve işleme tesisleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırarak küresel tedarik zincirinde dominant bir konuma geldi. Tungsten ihracatına getirilen yeni kısıtlamalar ve kükürt türevleri üzerindeki denetimlerin artırılması, piyasadaki arzın daha da daralmasına neden oluyor. Diğer taraftan, Çin’in helyum ithalatındaki hızlı artış küresel dengeyi sarsıyor.
Savaşın Piyasalar Üzerindeki Ters Etkisi
İran odaklı gerilimler ve Hürmüz Boğazı üzerindeki riskler, zaten hassas olan arz-talep dengesini kökten değiştirdi. Daha önce arz fazlası olan ürünlerde dahi artık kıtlık senaryoları konuşuluyor. Özellikle kükürt fiyatları çatışma öncesi döneme kıyasla yüzde 30’un üzerinde artarken, helyum fiyatları savaşın patlak vermesinden bu yana yaklaşık iki katına çıktı.
Savunma sanayiinin stratejik metallere, özellikle de tungstene olan yoğun talebi, fiyatlardaki yükselişi tetikleyen bir diğer unsur. Uzmanlar, depolanabilir stokların sınırlı olmasını en büyük risk faktörlerinden biri olarak görüyor. Ayrıca, Katar’daki üretim tesislerinde yaşanan hasarların küresel helyum tedarikini ciddi ölçüde aksattığı vurgulanıyor.
Küresel Ekonomi İçin Yeni Bir Şok Sinyali
Ekonomi uzmanları, bu tablonun 2022 yılındaki Rusya-Ukrayna savaşı ve pandemi dönemindeki tedarik zinciri krizlerine benzer bir şok yaratabileceği konusunda uyarıyor. Şirketler acilen alternatif hammadde kaynakları ararken, devletler stratejik stoklarını tahkim etmeye çalışıyor. Ancak piyasadaki şeffaflığın düşük olması sebebiyle, gerçek arz sıkıntısının paylaşılan rakamlardan çok daha derin olabileceği ifade ediliyor.

