Banka, sürdürülebilir/yeşil tahvil ihracıyla hem uluslararası piyasalardan fonlama sağlayacak hem de özkaynaklarını güçlendirecek. İhracın 1,5 milyar dolarlık kısmı sermaye benzeri borçlanma aracı olabilecek.
Türkiye’nin en büyük özel bankalarından Yapı Kredi, uluslararası piyasalardan kaynak sağlamak ve bilançosunu daha da güçlendirmek amacıyla dev bir adım attı. Banka, yurt dışında satılmak üzere toplam 3 milyar ABD doları veya muadili tutara kadar borçlanma aracı ihracı için Genel Müdürlüğe yetki verdiğini Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi.
Yapılan açıklamaya göre, ihracın sürdürülebilir, yeşil, mavi ve sosyal temalı tahvil veya bono şeklinde yapılması planlanıyor. Bu, bankanın hem uluslararası Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) fonlarından kaynak çekme hem de sürdürülebilirlik hedeflerine olan bağlılığını gösterme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor.
Kararın en kritik noktalarından birini ise, toplam 3 milyar dolarlık tavanın 1,5 milyar dolara kadar olan kısmının “sermaye benzeri borçlanma aracı” olarak ihraç edilebilecek olması oluşturuyor. Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelik’e uygun olarak yapılacak bu ihraçlar, bankanın yasal sermaye yeterlilik rasyolarını doğrudan güçlendiren özkaynak hesaplamasına dahil edilecek.
İhraçların, Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) onay alınmasını takiben bir yıllık dönem içinde, piyasa koşullarına göre farklı vade ve faiz oranlarıyla gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Finans Hattı Yorumu:
Yapı Kredi’nin bu 3 milyar dolarlık dev borçlanma yetkisi, son dönemde atılmış en stratejik ve en akıllıca finansman hamlelerinden biridir. Bu kararın zamanlaması, Fitch’in geçtiğimiz günlerde Türk bankacılık sektörüne yönelik not artışlarının hemen ardından gelmesiyle oldukça manidardır. Yapı Kredi, uluslararası arenada Türkiye’ye ve bankacılık sektörüne yönelik artan pozitif havayı, somut bir kaynak yaratma fırsatına çevirmek için proaktif bir şekilde harekete geçiyor.
Bu ihracın “sadece borçlanmak” amacının ötesinde iki temel stratejik hedefi var. Birincisi, “yeşil, sürdürülebilir” gibi temaların vurgulanması, bankanın artık sadece geleneksel fonları değil, küresel çapta trilyonlarca dolarlık bir büyüklüğe ulaşan ve giderek daha uygun maliyetli hale gelen ESG odaklı yatırım fonlarını hedeflediğini gösteriyor. Bu, hem kaynak çeşitliliği hem de itibar açısından son derece akıllıca bir adımdır.
İkinci ve daha da önemli olan nokta ise, ihracın 1,5 milyar dolarlık kısmının “sermaye benzeri” (Tier 2) olarak planlanmasıdır. Bu, bankanın sadece operasyonları için kaynak bulmakla kalmayıp, aynı zamanda en temel finansal gücü olan özkaynaklarını (sermaye yeterliliğini) doğrudan güçlendirmeyi hedeflediğini gösteriyor. Daha güçlü bir sermaye yapısı, bankanın hem gelecekteki şoklara karşı daha dayanıklı olması hem de kredi büyüme potansiyelini artırması anlamına gelir. Bu, banka yönetiminin sadece bugünü değil, geleceği de planlayan vizyoner bir yaklaşım sergilediğinin en net kanıtıdır.

