Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ATO Congresium’da düzenlenen Geleneksel MÜSİAD Ankara İftarı programına katılarak ekonomi gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Pandemi süreci ve sonrasını kapsayan 2020-2024 yılları arasında Türkiye ekonomisinin gösterdiği performansa dikkat çeken Yılmaz, küresel büyüme oranlarını ikiye katladıklarını ifade etti. Yılmaz, enflasyonla mücadelenin temel öncelik olduğunu ve finansal istikrarın güçlendirileceğini vurguladı.
Küresel ve Yerel Büyüme Performansı
Yılmaz, konuşmasında dünya ekonomisi ile Türkiye ekonomisinin son dört yıllık büyüme performansını karşılaştırdı. Türkiye’nin zorlu koşullara rağmen üretim kapasitesini önemli ölçüde artırdığını belirten Yılmaz’ın paylaştığı verilere göre büyüme endeksleri şu şekilde gerçekleşti:
| Ekonomi Bölgesi | 2020-2024 Dönemi Büyüme Endeksi |
| Dünya Ekonomisi | 100’den 115’e yükseldi |
| Türkiye Ekonomisi | 100’den 130’a yükseldi |
Bu süreçte finansal dalgalanmaların ve enflasyon artışının yaşandığını kabul eden Yılmaz, mevcut politikaların odak noktasını şu sözlerle açıkladı: “Enflasyon oranını aşağıya çekmek, makro finansal istikrarımızı güçlendirmek, öngörülebilirliğimizi artırmak şu andaki politikalarımızın temel önceliğini oluşturuyor.”
Enflasyonda Düşüş ve 2026 Beklentileri
Enflasyonla mücadelede katedilen mesafeye değinen Yılmaz, Mayıs 2024 itibarıyla yüzde 75,5 seviyesini gören enflasyonun, o tarihten bu yana yaklaşık 45 puan gerilediğini hatırlattı. Önümüzdeki sürece dair beklentilerini ise şu ifadelerle dile getirdi:
“Önümüzdeki dönem enflasyonda düşüşün devam ettiği bir dönem olacak. Aylık bazda geçici etkilerle, mevsimsel etkilerle bazı dalgalanmalar olabilir ama genel istikamet önemlidir. Genel istikametimiz daha düşük enflasyona doğrudur, daha istikrarlı bir finansal ortama doğrudur. Özel sektörümüz için de şunu rahatlıkla ifade edebiliriz, 2026 yılı finansa erişim açısından, finansal şartlar açısından daha olumlu bir yıl olacak. Biz bir taraftan genel makro istikrarı sağlayarak bu olumluluğu desteklemeye çalışıyoruz. Enflasyon ve faizlerde düşüş seyrine girmiş durumda Türkiye. Ama bir taraftan da bunu beklemeden, bu makro iyileşmeyi beklemeden selektif dediğimiz, seçici dediğimiz politikalarla da reel sektörümüzü destekliyoruz.”
Ekonomik Büyüklük ve Küresel Sıralama
Türkiye ekonomisinin ulaşacağı yeni büyüklüklere işaret eden Yılmaz, ekonominin ilk kez 1,5 trilyon dolar barajını aşacağını belirtti. Kişi başına düşen milli gelirin 18 bin dolara yaklaşacağını tahmin ettiklerini söyleyen Yılmaz, “Bu değerlerle Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 16. büyük ekonomisi, satın alma gücüne göreyse 11. büyük ekonomisi olacak. Bu yolda da uluslararası konumumuzu güçlendirerek devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Arz Yönlü Politikalarda 5 Temel Öncelik
Para ve maliye politikalarının eşgüdüm içinde yürütüldüğünü belirten Yılmaz, arz yönlü politikalarda beş ana başlığa odaklandıklarını aktardı. Bu başlıklar ve detayları şöyle sıralandı:
- Gıda Üretimi: Sulama yatırımlarına ayrılan ödenek artırıldı ve tarla içi sulama projelerine odaklanıldı. YTAK (Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi) kapsamına gıda projeleri ilk kez dahil edildi.
- Konut Arzı: 500 bin sosyal konut hedefiyle tarihin en büyük seferberliği başlatıldı. 2 oda 1 salon şeklinde, tasarruflu ve depreme dayanıklı konut üretimi hedefleniyor.
- Enerji: Yenilenebilir enerjiye öncelik verilerek dışa bağımlılığın azaltılması amaçlanıyor. Bürokratik süreçleri 4 yıldan 2 yıla indiren düzenlemeler hayata geçirildi.
- Lojistik: Demiryolları ve organize sanayi bölgelerini limanlara bağlayan iltisak hatlarına öncelik veriliyor.
- İnsan Kaynağı: Eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki uyumu artıracak yeni modeller üzerinde çalışılıyor.
Programda Kararlılık Mesajı
Konuşmasının sonunda uygulanan ekonomik programa sadakatin önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerini şu şekilde noktaladı:
“Bir taraftan sağlıklı para ve maliye politikaları, diğer taraftan arz yönlü politikalar ve yapısal dönüşümlerle yolumuza devam edeceğiz. Bazı konularda bir ay gecikmeli olur, üç ay erken olur. Elbette bunları yaşayabiliriz. Asıl olan izlediğiniz programdır. Doğru bir program izliyorsanız, elinizde olmayan, kontrol edemediğiniz faktörler sizi bir miktar geciktirebilir veya olumlu bir sürprizse hızlandırıcı etki yapabilir ama asıl etkili olan sizin kendi programınızdır. Ortaya koyduğunuz hedeftir. Onu kararlı bir şekilde uygularsanız bir ay önce, üç ay sonra hedeflerinize ulaşırsınız. Biz de bu anlayış içinde sabırla, kararlılıkla programımızı hayata geçiriyoruz. Burada da kamu, özel sektör, sivil toplum hep birlikte dünyanın bu zorlu döneminde ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere hep birlikte taşıyacağımıza da gönülden inanıyoruz.”

