Küresel Piyasalarda Sert Dalgalanma: Borsa İstanbul Direnemedi
25 Eylül Cuma günü, küresel piyasalarda yaşanan sert dalgalanmalar ve artan tahvil getirileri Borsa İstanbul’u da olumsuz etkiledi. 30 yıllık tahvil getirilerinin 2004 sonrası zirvesini görmesi, 10 yıllık Japonya getirilerinin 30 yılın, Almanya tahvillerinin ise 17 yılın zirvesine ulaşması dikkat çekti. Enerji fiyatlarındaki artış, güçlü büyüme beklentileri ve artan hükümet harcamaları küresel tahvil satışlarını tetiklerken, hisse senedi piyasaları bu şoklara K-tipi ayrışma ile yanıt verdi. ABD, Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi teknoloji ağırlıklı borsalar yapay zeka yatırımları ve üretkenlik artışı beklentileriyle destek buldu. Ancak Borsa İstanbul, küresel dalga karşısında tutunamayanlar arasında yer alarak %3’e yakın kayıp yaşadı. Güçlü dolar, yükselen tahvil faizleri ve enerji şokunun yarattığı baskı, endeksin kritik 13.000 desteğinin altına gerilemesine neden oldu. Fon piyasasındaki hareketlilik ve Hazine ve Maliye Bakanı’nın görevden ayrılacağına dair çıkan asılsız spekülasyonlar, satış baskısını artırdı.
Küresel tahvil piyasalarındaki ‘ayı dikleşmesi’ olarak adlandırılan yükseliş trendi, getirilerin rekor seviyelere ulaşmasıyla belirginleşiyor. Bu durum, risk iştahını azaltarak gelişmekte olan ülke borsaları üzerinde baskı oluşturuyor. Enerji fiyatlarındaki artışın enflasyonist etkileri ve merkez bankalarının sıkılaşma politikalarına devam edebileceği beklentisi, global piyasalarda belirsizliği artırıyor. Yapay zeka gibi teknolojik gelişmelerin uzun vadeli büyüme potansiyeli taşıması, teknoloji ağırlıklı borsalara olan ilgiyi canlı tutsa da, kısa vadeli makroekonomik riskler genel piyasa duyarlılığını olumsuz etkiliyor. ABD ile İran arasındaki görüşmelerin belirsizliği de piyasaların yönünü tayin etmede önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Borsa İstanbul’da yaşanan satış dalgası, genel bir düşüş eğilimini yansıtıyor. Bankacılık sektörü, banka sahibi holdingler ve havacılık gibi jeopolitik risklere karşı hassas sektörler ile savunma sanayii ve petrokimya gibi alanlarda faaliyet gösteren şirketler (Aselsan, Petkim, Sasa) bu düşüşten nasibini aldı. Ancak Tofaş Fabrika, Türk Telekom ve Tüpraş gibi bazı şirketler, genel satış eğilimine direnç göstererek pozitif ayrıştı. Kredili pozisyonlara gelen teminat tamamlama çağrıları ve tasfiye sürecindeki fonların satışları, endeksin 13.000 desteğinin altında kalmasında etkili oldu. Hazine ve Maliye Bakanı’nın istifa spekülasyonunun bakanlık tarafından yalanlanması, piyasalar için olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Bu yalanlamanın kamu alımlarıyla desteklenmesi durumunda, piyasanın yönü değişebilir. Medikal Park’ın iştirak payını artırma kararına sınırlı negatif, Petkim’in yatırım sözleşmelerinin imzalanmasına ise nötr bir tepki bekleniyor. Teknik olarak endeks için 12.650 destek, 13.200 direnç seviyeleri olarak takip ediliyor. Güncel şirket haberleri ve analizler için Güncel Şirket Haberleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Borsa İstanbul’da işlem gören hisselere yönelik güncel analizler ve teknik durumları takip etmek için Borsa İstanbul Teknik Analizleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Finans Hattı Yorum:
Küresel tahvil getirilerindeki sert yükseliş ve enerji fiyatlarındaki artışın tetiklediği enflasyonist baskılar, Borsa İstanbul’da genel bir satış dalgasına neden olmuştur. Endeksin kritik 13.000 desteğinin altına sarkması, yatırımcı güvenini zedelerken, kredili işlemler ve fon tasfiyeleri düşüşü derinleştirmiştir. Özellikle bankacılık ve jeopolitik risklere duyarlı sektörlerdeki geri çekilme dikkat çekicidir.
Piyasadaki mevcut negatif havayı dağıtabilecek en önemli gelişme, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yönelik istifa spekülasyonlarının kesin bir dille yalanlanması ve bu durumun kamu alımlarıyla desteklenmesidir. Bu tür bir gelişme, yatırımcı algısını pozitife çevirerek satış baskısını hafifletebilir ve endeksin toparlanma potansiyelini artırabilir.
Kısa vadede 12.650 seviyesi önemli bir destek noktası olarak öne çıkarken, 13.200 seviyesinin aşılması durumunda alıcılı bir seyrin başlaması beklenebilir. Ancak, küresel gelişmeler ve jeopolitik risklerin seyrinin yakından takip edilmesi, olası aşağı yönlü risklere karşı hazırlıklı olmayı gerektirmektedir.
















