Piyasalar Bu Hafta Açıklanacak OPEC ve IEA Raporlarına Odaklanırken, Çin Verileri de Fiyatları Destekledi
Geçen haftayı sert kayıplarla kapatan petrol fiyatları, yeni haftanın ilk işlemlerinde Asya seansında yükselişe geçti. Fiyatlardaki bu toparlanmada, dünyanın en büyük yakıt tüketicisi olan ABD’de 40 gündür devam eden hükümet kapanmasının sona ereceğine dair artan umutlar başrolü oynadı. Geçen hafta yaklaşık %2 değer kaybeden ham petrolde görülen fırsatçı alımlar ve en büyük petrol ithalatçısı Çin’den gelen olumlu enflasyon verileri de yükselişi destekledi.
Türkiye saati ile 04.32 itibarıyla, Ocak vadeli Brent petrol %0,7 artışla varil başına 64,06 dolara, Batı Teksas tipi (WTI) ham petrol ise %0,7 artışla varil başına 60,03 dolara yükseldi.
Pazar akşamı Amerikan medyasında yer alan haberlerde, bir grup Demokrat senatörün hükümeti 30 Ocak 2026’ya kadar fonlayacak olan Cumhuriyetçilerin harcama tasarısını destekleme konusunda anlaştığı öne sürüldü. Bu haberler, ABD tarihindeki en uzun hükümet kapanışının sona erebileceğine dair umutları artırdı. Kapanış, özellikle havayolu seyahatini aksatarak ülkedeki yakıt talebine ilişkin endişeleri artırmıştı.
Piyasaların odağında bu hafta, küresel arz ve talep dengesine ışık tutacak iki kritik rapor olacak. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), aylık raporlarını sırasıyla Çarşamba ve Perşembe günleri yayımlayacak.
Finans Hattı Yorumu: Petrol piyasasındaki bu haftanın ilk yükselişi, henüz temel arz-talep dinamiklerindeki bir değişimden çok, Washington’dan gelen olumlu siyasi haber akışının yarattığı bir “umut rallisi” olarak okunmalıdır. 40 gündür devam eden ve ekonomiye milyarlarca dolarlık zarar veren hükümet kapanmasının sona erme ihtimali, risk iştahını artırıyor ve en önemlisi, aksayan ekonomik faaliyetlerin ve özellikle yakıt talebinin yeniden canlanacağı beklentisini yaratıyor. Bu, fiyatlar için kısa vadeli pozitif bir katalizördür.
Ancak bu iyimserliğe rağmen, petrol piyasasının üzerindeki ana baskı unsurları varlığını koruyor. OPEC’in son aylarda üretimini artırması ve küresel ekonomik yavaşlamanın talep üzerinde yarattığı baskı, 2026’nın ilk çeyreğinde bir “arz fazlası” oluşabileceği yönündeki endişeleri canlı tutuyor. Geçen haftaki sert düşüşün arkasındaki ana neden de buydu. Çin’den gelen enflasyon verileri bir miktar rahatlama sağlasa da, ülkenin genel ekonomik yavaşlama trendini tersine çevirecek güçte değil.
Bu nedenle, bu haftanın asıl belirleyici gelişmesi, Washington’dan gelecek nihai anlaşma haberinden çok, Çarşamba ve Perşembe günü yayımlanacak olan OPEC ve IEA raporları olacaktır. Bu iki kurumun küresel talep ve arza ilişkin güncel tahminleri, piyasadaki “arz fazlası” korkusunun ne kadar haklı olduğunu veya yersiz olduğunu ortaya koyacaktır. Eğer bu raporlar, talebin beklenenden daha dirençli olduğuna veya arz artışının yavaşlayacağına işaret ederse, mevcut yükseliş destek bulabilir. Ancak raporlar arz fazlası endişelerini teyit ederse, ABD’den gelen olumlu siyasi haberlerin yarattığı bu iyimserlik dalgasının kısa ömürlü olması ve fiyatların yeniden baskı altına girmesi kuvvetle muhtemeldir.










