Hisse senedi girişleri yavaşlasa da alım pozisyonu korundu. TCMB’nin net rezervlerindeki güçlü artış ve yerleşiklerin döviz satışları dikkat çekti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık menkul kıymet istatistiklerine göre, yurt dışı yerleşik yatırımcılar Türk varlıklarındaki alım pozisyonlarını geçen hafta da sürdürdü. Yabancıların ilgisi bir önceki haftaya göre yavaşlasa da devam etti.
TCMB verilerine göre, 7 Kasım ile biten haftada yurt dışı yerleşikler hisse senedi piyasasında net 35,7 milyon dolarlık alım gerçekleştirdi. Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) tarafında ise ilgi daha güçlüydü ve net 311,5 milyon dolarlık alış yapıldı. Böylece, yabancı yatırımcılar geçen hafta hisse ve DİBS piyasalarına toplamda 347,2 milyon dolarlık net giriş sağlamış oldu. Bir önceki hafta hisse senedi piyasasına 242,8 milyon dolar, DİBS piyasasına ise 374,4 milyon dolar net giriş kaydedilmişti.
Verilerde en dikkat çekici gelişme ise TCMB’nin rezervlerinde yaşandı. Bankanın brüt rezervleri 183,6 milyar dolardan 185,05 milyar dolara yükseldi. Daha da önemlisi, piyasalar tarafından yakından izlenen net döviz rezervleri 69,3 milyar dolardan 73,24 milyar dolara çıkarak güçlü bir artış gösterdi.
Öte yandan, yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatında da düşüş eğilimi devam etti. Geçen hafta yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 1,29 milyar dolar azalarak 209,81 milyar dolara geriledi.
Finans Hattı Yorumu:
Geçen haftanın verileri, Türkiye ekonomisine yönelik güvenin hem yurt dışında hem de yurt içinde artmaya devam ettiğini gösteren üç önemli sinyal içeriyor. Birincisi, yabancı girişlerinin yavaşlasa da devam etmesi, Türkiye’nin ortodoks politikalara bağlılığının ve sunduğu reel getirinin küresel yatırımcılar için hala cazip olduğunu teyit ediyor. Hisse senedi tarafındaki yavaşlama, piyasadaki son dalgalanma veya kâr realizasyonlarıyla ilişkili olabilir; ancak DİBS’e olan güçlü ilgi, TL’nin istikrarına ve faiz politikasına olan güvenin sürdüğünü gösteriyor.
İkincisi ve en önemlisi, TCMB’nin net döviz rezervlerindeki yaklaşık 4 milyar dolarlık güçlü artıştır. Bu, merkez bankasının rezerv biriktirme stratejisinin ne kadar başarılı olduğunu ve Türkiye’nin dış şoklara karşı tamponunu ne kadar güçlendirdiğini gösteren kritik bir veridir. Bu durum, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları ve yatırımcılar nezdinde Türkiye’nin risk primini düşüren en önemli faktörlerden biridir.
Üçüncüsü ise, yurt içi yerleşiklerin 1,3 milyar dolarlık döviz satışı yapmasıdır. Bu, “ters dolarizasyon” eğiliminin devam ettiğini ve yerli yatırımcının TL’ye olan güveninin arttığını gösteriyor. Bu üç verinin (yabancı girişi, rezerv artışı, yerli döviz satışı) aynı anda pozitif yönde hareket etmesi, mevcut ekonomi politikalarının hem yabancı hem de yerli aktörler tarafından benimsendiğine dair güçlü bir teyittir. Bu trendlerin sürdürülebilirliği, önümüzdeki dönemde piyasaların ana odağı olacaktır.










