Dışişleri Bakanı Budrys, AB’nin savunma kapasitesinin artan tehditler karşısında yetersiz kaldığını belirterek, NATO müttefiki Türkiye’nin AB savunma programlarına dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Avrupa Birliği’nin Rusya sınırındaki en hassas ülkelerinden Litvanya’dan, birliğin savunma stratejisini yeniden şekillendirecek kritik bir çağrı geldi. Litvanya Dışişleri Bakanı Kestutis Budrys, AB’nin artan güvenlik tehditlerine karşı koyabilmesi için Türkiye gibi NATO müttefikleriyle güvenlik ve savunma alanlarında çok daha yakın bir işbirliği kurmasının “zorunlu” olduğunu söyledi.
Budrys, AB üyelerinin savunma harcamalarını artırmasına rağmen, özellikle Ukrayna’daki savaşın ardından mevcut üretim kapasitesinin artan talebi ve tehditleri karşılamakta yetersiz kaldığını vurguladı. Bu açığı kapatmak için dış ortaklıklara ihtiyaç duyulduğunu belirten Budrys, Türk savunma şirketlerinin ve Türkiye’nin, AB’nin savunma programlarına dahil edilmesini güçlü bir şekilde desteklediğini belirtti.
“Savunma Sanayimizin Kapasitesi Talebi Karşılamıyor, Çözüm Müttefiklerimizdir”
Litvanyalı Bakan, “Kapsayıcı olmalıyız… NATO müttefiklerimiz İngiltere, Norveç ve Türkiye ile ve savunma sanayileriyle işbirliği yapmalıyız. Savunma sanayimizin kapasitesi mevcut talebi karşılamıyor. Türkiye bizim müttefikimizdir,” ifadelerini kullandı.
Budrys, AB’nin savunma sanayisini diğerlerine kapatmaması gerektiğini, “Tarihin bu döneminde devlet korumacılığını sürdürürsek kaybederiz. Bu, göze alamayacağımız bir şey,” sözleriyle savundu.
Bakan ayrıca, Türk Hava Kuvvetleri’nin NATO’nun Baltık Hava Polisliği misyonu kapsamındaki katkılarına ve bölgeye daha önce bir AWACS radar uçağı konuşlandırmasına teşekkür ederek, “Gösterilen dayanışma ve yardım için gerçekten minnettarım,” dedi. Budrys, Türk Hava Kuvvetleri’nin görev yaptığı dönemde bölgedeki İHA kaynaklı olayların belirgin şekilde azaldığını ve bunun caydırıcılık açısından önemli olduğunu da sözlerine ekledi.
AB, bu yıl savunma sanayisi kapasitesini güçlendirmek için, üye devletlerin ortak tedarik yapmasını teşvik eden 150 milyar avroluk Avrupa Güvenlik Eylemi (SAFE) programını başlatmıştı.
Finans Hattı Yorumu:
Litvanya Dışişleri Bakanı’nın bu açıklamaları, Avrupa güvenlik mimarisinde yaşanan tektonik bir kaymanın en net ve en üst düzeydeki ifadelerinden biridir. Bu, sadece bir “işbirliği çağrısı” değil, aynı zamanda AB’nin kendi içindeki savunma sanayisi yetersizliğinin ve bürokratik hantallığının bir “itirafıdır”. Ukrayna savaşı, Avrupa’ya acı bir gerçeği hatırlattı: Yıllardır ihmal edilen savunma sanayileri, gerçek bir kriz anında ihtiyaç duyulan mühimmatı ve silahı yeterli hızda ve miktarda üretemiyor.
İşte bu noktada Türkiye, Avrupa için “vazgeçilmez bir stratejik ortak” olarak öne çıkıyor. Budrys’in “Çözüm müttefiklerimizdir” diyerek doğrudan Türkiye’yi işaret etmesi, Türk savunma sanayisinin son 20 yılda ulaştığı teknolojik seviyenin, üretim kapasitesinin ve en önemlisi “muharebe sahasında kanıtlanmış” ürünlerinin (SİHA’lar, mühimmatlar vb.) Avrupa tarafından ne kadar yakından ve takdirle izlendiğini gösteriyor. Bu, artık görmezden gelinemeyecek bir jeopolitik ve endüstriyel gerçekliktir.
“Devlet korumacılığını sürdürürsek kaybederiz” uyarısı ise doğrudan Brüksel ve Paris-Berlin eksenine yönelik bir eleştiridir. Budrys, AB’nin savunma ihalelerini sadece birlik içindeki şirketlere açma yönündeki korumacı refleksinin, mevcut güvenlik tehditleri karşısında bir lüks olmadığını ve acil ihtiyaçları karşılamanın tek yolunun Türkiye gibi “kanıtlanmış” ve “güvenilir” NATO müttefikleriyle kapıları açmaktan geçtiğini söylüyor.
Bu çağrı, önümüzdeki dönemde Türk savunma sanayii şirketlerinin, AB’nin 150 milyar avroluk SAFE programı gibi devasa fonlarından pay alması, ortak üretim projelerine dahil olması ve Avrupa ordularının tedarik zincirlerinde daha fazla yer alması için tarihi bir fırsat penceresi aralayabilir. Bu, sadece bir silah satışı değil, Türkiye’nin Avrupa’nın güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçası olarak yeniden konumlandırılması anlamına gelecektir.












