ALTIN FİYATLARINDA MAKAS KAPANDI, TALEP DARALDI
Küresel Savaş Etkisiyle Yurtiçi ve Yurtdışı Altın Fiyatları Dengelendi, Yatırımlık Talep Azaldı
Jeopolitik gerilimlerin artması ve savaşların yarattığı belirsizlik ortamı, altın ithalatına uygulanan kota nedeniyle dalgalanan yurt içi ve yurt dışı altın fiyatları arasındaki makasın kapanmasına yol açtı. Bir dönem 10 bin dolara kadar yükselen farkın kapanması, özellikle yatırımlık altın talebinde belirgin bir düşüşe işaret ediyor.
Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) Başkanı Mustafa Özcan, bir süre önce yurt dışı piyasalara kıyasla 200-300 dolar seviyesinde yurt içi lehine bir fark olduğunu belirtirken, mevcut durumda makasın dengeye oturduğunu ifade etti. Özcan, savaşın petrol fiyatlarını yukarı çekmesi ve bunun sonucunda maden fiyatlarının gerilemesiyle oluşan belirsizliğin, “yastık altı” olarak tabir edilen yatırımlık altın talebini olumsuz etkilediğini vurguladı. Merkez Bankası’nın yurt dışı satışlarının da genel seyri etkilediğini belirtti.
Gümüş fiyatlarındaki hızlı artışın geçen sene bir miktar “balon” oluşumuna yol açtığını ancak gelinen seviyenin normal olduğunu kaydeden Özcan, mücevher sektörünün kilogram başına 4.500 dolar ihracat geliriyle yüksek katma değer sağladığını hatırlattı. Son üç yıldır kota ve yapısal sorunlar nedeniyle sermaye çıkışı yaşandığını, yatırımcıların Dubai’ye yöneldiğini ancak yapısal sorunlar devam ettiği için Türkiye’ye gelmekte zorlandıklarını ve Singapur’a yöneldiklerini dile getirdi. Miktar bazında ihracatın yüzde 55 azaldığını belirten Özcan, genç ve dinamik sektör için yatırımcı çekmenin zamanı olduğunu ancak sorunların çözülmesi gerektiğini vurguladı.
MİB’in önceki dönem başkanlarından Ayhan Güner de ihracatta yaşanan sorunları Ticaret Bakanlığı’na ilettiklerini ve özellikle İstanbul gümrüklerindeki zorlukların çözülmesini beklediklerini söyledi. Altın getirmek için izin almak zorunda kaldıklarını belirten Güner, Cumhurbaşkanı’nın yurt dışı varlıkların ülkeye getirilmesi çağrısına rağmen kısıtlamalar nedeniyle bunun gerçekleşemediğini ifade etti. Mevcut işleme kapasitesiyle 10 kg için “kapasite yetersiz” yanıtı aldıklarını belirten Güner, 8 milyar dolarlık ihracatı doğru politikalarla 80 milyar dolara çıkarabileceklerini iddia etti. Altın fiyatlarındaki makasın bir dönem 10-12 bin dolara kadar çıktığını, şimdi kapandığını ancak iç piyasa için bir anlamı olmadığını, ihracatçı için ise engeller nedeniyle anlamını yitirdiğini sözlerine ekledi.
İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık ise ABD, İsrail ve İran arasındaki gerginliğin tüm dünya ekonomilerini olumsuz etkilediğini belirtti. Merkez bankalarının enflasyon baskısı nedeniyle faiz politikalarında dikkatli yaklaşımlar sergilemesinin ve jeopolitik süreçlerin belirsizliğinin altın fiyatlarını baskıladığını ve dar bir bant aralığında seyretmesine yol açtığını söyledi. Ateşkes kararı sonrası altın fiyatlarının önemli ölçüde düştüğünü, global durgunluk, talep düşüklüğü ve ateşkes kararının ardından vatandaşların yatırımlık altın talebinin oldukça azaldığını gözlemlediklerini aktardı.
Atayık, özellikle son zamanlarda yatırımlık altın fiyatlarında yaşanan spekülatif hareketlerin küçük yatırımcıda yarattığı tahribatın talebi azaltmış olabileceğine dikkat çekti. Bunun sonucunda altın fiyatlarındaki uluslararası piyasalarla olan ons/dolar fiyat farkının neredeyse kapandığını belirtti. Yaz düğün sezonuna girilmesine rağmen konjontürel ve jeopolitik gelişmeler, yerel/global durgunluk ve talep düşüklüğü nedeniyle beklentilerin düşük olduğunu ifade etti. Mevcut savaş ve global durumu lehlerine çevirebileceklerini ve Türkiye’yi altın takı ve mücevherde merkez haline getirebileceklerini vurguladı.
Yatırım ortamını güçlendirecek düzenlemelerle Türkiye’nin yabancı yatırımcıların güvenli limanı haline gelebileceğini belirten Atayık, Türk kuyumculuk sektörünün 7 bin yıllık geçmişi, yüksek kalite standartları ve üretim gücüyle oluşabilecek tüm talepleri karşılamaya hazır olduğunu söyledi. İç pazarı hareketlendirecek ve ihracatın önündeki engelleri kaldıracak adımlarla kuyumcuların, Dubai ve Körfez ülkelerinin savaş nedeniyle kaybetmekte oldukları pozisyonlara alternatif olabileceklerini ifade etti.
Öncelikle üretici ve ihracatçı firmaların rekabet gücünü zayıflatan altındaki kota kısıtlaması ve gümrüklerde ticareti zorlaştıran uygulamaların kalkması gerektiğini vurgulayan Atayık, Türkiye’nin altın rafinasyonu konusunda güçlü bir yapıya sahip olduğunu hatırlattı. Orta Doğu, Asya ve Türki Cumhuriyetlerinden gelecek hurda altınların girişlerine sağlanacak bir muafiyetin hem kuyumculuk sektörü hem de diğer sektörleri hareketlendireceğini belirtti. Savaş ve gerginliklerin yerini barış iklimine bırakmasıyla birlikte dile getirilen düzenlemelerin hayata geçirilmesi durumunda kuyumculuk sektörünün dünya liderliğine yeniden döneceğini ve iç piyasadaki düğün sezonunun da canlı geçeceğini umut etti.
Son olarak, dün itibarıyla altının kilogramı 146-147 bin dolar civarında iken ons fiyatı 4.500-4.600 bandında seyretti. Yurt içinde Kapalıçarşı’da gram altının satış fiyatı gün içinde 6.600-6.640 TL‘ye kadar düştü. Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası’nda (KMKTP) standart altının kilogram fiyatı perşembe gün sonunda 6 milyon 712 bin TL olarak gerçekleşti. Bir önceki gün bu fiyat 6 milyon 592 bin 200 TL‘ye düşmüş, Salı günü 6 milyon 660 bin TL, hafta başında ise 6 milyon 800 bin TL seviyesindeydi.
Finans Hattı Yorum:
Küresel savaşların ve jeopolitik belirsizliklerin “güvenli liman” olarak görülen altın üzerindeki etkileri, makasın kapanmasıyla birlikte iç piyasada daha belirgin hale geldi. Bu durum, hem kuraklıktan kaynaklanan bir talep daralmasına işaret etmekte hem de küresel fiyat hareketleriyle daha entegre bir yapıya işaret etmektedir. Ancak, sektörel temsilcilerin dile getirdiği kota ve gümrük kısıtlamaları gibi yapısal sorunlar, Türkiye’nin altın ve mücevherat sektöründe küresel bir merkez olma potansiyelini sınırlamaktadır.
Yatırımcıların “yastık altı” talebindeki düşüş ve spekülatif hareketlerin yarattığı olumsuz algı, piyasadaki genel eğilimin temkinli olduğunu göstermektedir. Savaşların ardından gelen ateşkes süreçlerinin yarattığı iyimserlik kısa süreli olsa da, kalıcı bir barış iklimi ve yapısal reformların hayata geçirilmesi, hem iç hem de dış piyasalarda altın ve mücevherat sektörünün yeniden canlanması için kritik önem taşımaktadır.
Önümüzdeki dönemde, küresel enflasyonist baskılar ve merkez bankalarının faiz politikaları, altın fiyatlarının seyrini belirlemeye devam edecektir. Türkiye özelinde ise, hükümetin sektörel sorunlara yönelik atacağı adımlar, özellikle kota ve gümrük kolaylıkları, ihracat potansiyelinin tam olarak kullanılması ve yabancı yatırımcıların ülkeye çekilmesi açısından yakından takip edilecektir. Düğün sezonunun yaklaşmasıyla birlikte yerel talebin canlanıp canlanmayacağı da yakından izlenecektir.











