Yıllıklandırılmış milli gelirin 1,5 trilyon doları aştığını belirten Şimşek, 2026 yılında daha olumlu bir ekonomik aktivite beklediklerini vurguladı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TÜİK tarafından açıklanan ve yıllık bazda %3,7 olarak gerçekleşen 2025 yılı 3. çeyrek büyüme rakamlarını değerlendirdi. Şimşek, büyümenin kompozisyonunun dengeli olduğunu ve bu seyirde büyümenin enflasyondaki düşüşü desteklemeye devam edeceğini öngördüklerini belirtti.
Ekonomik büyüklüğe dikkat çeken Bakan, “Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı” bilgisini paylaştı. Tarım sektöründeki zirai don ve kuraklık kaynaklı daralmanın büyümeyi sınırladığına işaret eden Şimşek, buna karşın tarım dışı büyümenin %5,6 olduğunu, sanayi katma değerinin ise yüksek teknolojili üretim öncülüğünde %6,5 arttığını vurguladı. Deprem bölgesindeki imar çalışmalarının etkisiyle inşaat sektöründeki güçlü büyüme de devam etti.
Yatırımlar tarafında üretim kapasitesi için kritik olan makine ve teçhizat yatırımlarının %11,3 arttığını belirten Şimşek, cari açığın milli gelire oranının %1,3 ile sürdürülebilir seviyede kaldığını ifade etti. Gelecek projeksiyonlarını da paylaşan Bakan, “Ekonomik aktivitedeki artışın 2026’da bu yıldan daha olumlu olmasını bekliyoruz” diyerek, fiyat istikrarını merkeze alan programın kararlılıkla uygulandığının altını çizdi.
Finans Hattı Yorumu:
Bakan Şimşek’in değerlendirmeleri, ekonomi yönetiminin “yumuşak iniş” senaryosuna olan güvenini koruduğunu gösteriyor. %3,7’lik büyüme, sıkı para politikası ortamında ekonominin resesyona girmeden soğuduğunu, ancak çarkların durmadığını teyit ediyor. Özellikle makine-teçhizat yatırımlarındaki çift haneli artış, reel sektörün geleceğe dönük kapasite artırma iştahının sürdüğünü göstermesi açısından, büyümenin kalitesi adına kritik bir pozitif veri.
Ancak Bakan’ın da özellikle vurguladığı tarımdaki daralma, gıda arzı ve fiyatları üzerinde ciddi bir baskı unsuru oluşturmaya devam edebilir. Şimşek’in 2026 yılı için “daha olumlu” bir tablo çizmesi ve büyümenin enflasyondaki düşüşü destekleyeceğini belirtmesi, piyasalar tarafından önümüzdeki dönemde finansal koşulların kademeli olarak gevşeyeceği ve dezenflasyon sürecinin büyümeden büyük tavizler verilmeden yönetileceği beklentisinin bir yansıması olarak okunabilir.












