Büyükelçi, Trump ve Erdoğan arasındaki pozitif diyaloğun son 10 yılın en verimli görüşmelerine kapı araladığını belirtirken, programa dönüş için yasal zorunluluğu hatırlattı.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına geri dönüşü ile ilgili sürecin seyrine dair kritik açıklamalarda bulundu. Sosyal medya platformu X üzerinden değerlendirmelerde bulunan Barrack, Washington ile Ankara arasındaki müzakerelerin olumlu bir atmosferde sürdüğünü ancak yasal engellerin net olduğunu vurguladı.
Büyükelçi, Türkiye’nin programa dönüşü için ABD yasalarının bağlayıcılığına dikkat çekerek, “ABD yasalarına göre, Türkiye’nin F-35 programına geri dönmesi için S-400 sistemlerini kullanmaması ve bulundurmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, sistemlerin sadece aktif edilmemesinin yeterli olmadığını, envanterden çıkarılmasının bir ön koşul olduğunu teyit etti.
Ancak Barrack, diplomatik iklimin oldukça pozitif olduğunu belirterek, “Başkan Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki olumlu ilişkiler, yeni bir işbirliği ortamı oluşturmuş, bu da son 10 yılda bu konuda yaptığımız en verimli görüşmelere imkan sağlamıştır” açıklamasında bulundu. Sürecin ilerleyişinden umutlu olduğunu dile getiren Büyükelçi, görüşmelerin önümüzdeki aylarda her iki ülkenin güvenlik gereksinimlerini karşılayan tarihi bir dönüm noktası oluşturmasını beklediklerini sözlerine ekledi.
Finans Hattı Yorumu:
Büyükelçi Barrack’ın açıklamaları, Türk savunma sanayii ve finansal piyasalar için kritik bir “havuç ve sopa” dengesi içeriyor. “S-400’leri bulundurmama” şartının altının çizilmesi, ABD’nin Rus hava savunma sistemleri konusundaki kırmızı çizgisinin değişmediğini, sadece “fişini çekmenin” yeterli olmayacağını gösteriyor. Bu, Ankara için teknik ve diplomatik açıdan zorlu bir karar süreci (sistemlerin üçüncü bir ülkeye devri veya İncirlik formülü gibi) anlamına geliyor.
Ancak asıl piyasa fiyatlamasına girecek olan kısım, “son 10 yılın en verimli görüşmeleri” vurgusudur. Trump yönetiminin pragmatik yaklaşımıyla F-35 programına dönüş kapısının aralanması, Türkiye’nin risk primini (CDS) sert bir şekilde aşağı çekebilecek ve Borsa İstanbul’daki savunma sanayii hisselerini (ASELS, OTKAR, SDTTR vb.) pozitif ayrıştırabilecek bir gelişmedir. F-35 programına dönüş, sadece askeri bir kapasite artışı değil, aynı zamanda Türk savunma şirketlerinin milyarlarca dolarlık küresel tedarik zincirine yeniden entegre olması demektir. Piyasalar, “önümüzdeki aylar” ifadesini yakından takip ederek olası bir anlaşmayı satın almaya istekli olacaktır.

















