Türkiye’nin stratejik ihracat kalemlerinden olan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, 2024 yılının ilk ayında güçlü bir performans sergileyerek ihracatta 1 milyar dolar eşiğine yaklaştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan verilere göre, Türk ihracatçısı ocak ayında küresel pazarlarda etkinliğini sürdürerek 190 farklı ülke ve serbest bölgeye ürün ulaştırmayı başardı. Toplamda 867 bin 182 tonluk sevkiyat gerçekleştiren sektör, bu satışlardan 929 milyon 526 bin dolar döviz geliri elde etti.
Ocak Ayının İhracat Şampiyonları
Sektörün alt kalemleri incelendiğinde, ocak ayında en fazla döviz girdisi sağlayan ürün grubu ayçiçek yağı oldu. Katma değerli ürünlerin ön plana çıktığı ihracat sıralamasında ilk üç kategori şu şekilde gerçekleşti:
| Ürün Grubu | İhracat Tutarı (Dolar) |
|---|---|
| Ayçiçek Yağı | 88 milyon 250 bin |
| Çikolata ve Kakao Bazlı Ürünler | 86 milyon 187 bin |
| Tatlı Bisküvi ve Gofretler | 76 milyon 135 bin |
Rusya Tarımda Strateji Değiştiriyor
Sektördeki gelişmeleri ve küresel dinamikleri değerlendiren TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından Rusya’nın tarım politikalarındaki değişime dikkat çekti. Tiryakioğlu, Rusya’nın artık sadece hammadde tedarikçisi olmakla yetinmediğini, devlet teşvikleriyle şirketlerini yurt dışında buğday unu, ayçiçek yağı ve gıda işleme tesisleri kurmaya yönlendirerek katma değerli üretime odaklandığını vurguladı.
Rusya’nın bu yeni stratejisinin arka planını ve Türkiye ile olan ilişkilere etkisini Tiryakioğlu şu sözlerle açıkladı:
“Rusya’nın doğrudan üçüncü ülkeler için katma değerli ürün üreten bir oyuncu olma arzusunun arkasındaki temel nedenler ise ekim alanları sürekli genişlemesine rağmen baskılanan fiyatlar nedeniyle tarımsal karlılığın gerilemesi ve hububat ekiminden uzaklaşan çiftçilerin yağlı tohum üretimine yönelmesidir. Türkiye güçlü sanayi altyapısı ile bugüne kadar Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında buğday, ham ayçiçeği yağı ve mısır gibi ithal girdileri katma değerli ürünlere dönüştürerek uluslararası pazarlara sunan bir ülke oldu. Türk gıda sanayiine önemli bir rekabet avantajı sağlayan bu ilişkide, Rusya’nın kendi şirketlerini yurt dışında değirmencilik ve işleme yatırımlarına yönlendirmesi sonrası ikinci bir faza geçebiliriz.”
AB-Hindistan Anlaşması ve Türkiye’ye Etkileri
Ahmet Tiryakioğlu, gündemdeki bir diğer önemli konu olan AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) olası yansımalarını da analiz etti. Anlaşmanın Türkiye’nin ihracatına sınırlı etki edeceğini belirten Tiryakioğlu, şu hususların altını çizdi:
- Türkiye’nin AB’ye yaptığı gıda ihracatı halihazırda kotalarla sınırlı olduğu için anlaşma hububat ihracatında büyük bir değişim yaratmayacak.
- Pirinç, “hassas tarım kalemi” sayılarak kapsam dışında tutulduğu için AB pazarında kontrolsüz bir arz artışı beklenmiyor.
Tiryakioğlu konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti:
“Türkiye’nin AB’ye gerçekleşen gıda ihracatı kotalarla sınırlı olduğundan, bu anlaşmanın AB’ye yaptığımız hububat ihracatımıza önemli bir etkisi olmayacaktır. Hindistan’ın küresel ihracat lideri olduğu pirincin hassas tarım kalemi olarak kapsam dışında tutulması, bu ürünün AB pazarına sınırsız ve gümrüksüz şekilde girmesinin önünü kapıyor. Dolayısıyla Hindistan’dan AB’ye yönelik şimdilik bir ‘pirinç seli’ beklenmiyor”
Yeni Pazarlarda Rekabet ve İş Birliği Fırsatları
Hindistan’ın gıda üretiminde ölçek ekonomisine geçmesi ve istikrarlı bir tedarikçi konumuna yükselmesinin küresel rekabeti kızıştıracağını belirten Tiryakioğlu, özellikle Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarında fiyat ve hacim rekabetinin sertleşebileceği uyarısında bulundu. Ancak bu durumun fırsatları da beraberinde getirdiğini ifade eden Tiryakioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Hindistan’ın gıda üretiminde daha istikrarlı, daha ölçekli ve rekabetçi bir tedarikçi haline gelmesi, özellikle Orta Doğu, Afrika ve Asya gibi pazarlarda fiyat ve hacim rekabetini sertleştirebilir. Hububat sektörü ihracatımızın yıllık ortalama 45 milyon dolar olduğu Hindistan ile kuracağımız yeni işbirlikleri, iki ülke için de kazan kazan anlamına gelen önemli fırsatlar yaratabilir”












