Amerika Birleşik Devletleri’nin, aralarında Çin’in de bulunduğu 60 farklı ekonomiyi hedef alan yeni ticaret soruşturması, Pekin cephesinde büyük bir rahatsızlık yarattı. “Zorla çalıştırılan iş gücü” iddialarını temel alan ve ABD Ticaret Yasası’nın 301. bölümü kapsamında yürütülen bu hamleye karşı Çin Ticaret Bakanlığı sessiz kalmadı ve kararı sert sözlerle eleştirdi.
Ne Oldu? Washington’ın Soruşturma Kararı ve Çin’in Savunması
ABD yönetimi, söz konusu 60 ekonomiyi zorla çalıştırılarak üretilmiş ürünlerin ülkeye girişini engellemekte ve bu yasakları etkin bir biçimde uygulamada yetersiz kalmakla suçlayarak yasal bir süreç başlattı. Bu suçlamalara yanıt veren Çin Ticaret Bakanlığı, iddiaları kesin bir dille reddederek ülkenin duruşunu netleştirdi.
Pekin yönetiminin konuya ilişkin öne sürdüğü temel savunma argümanları şu şekilde sıralandı:
- Çin, zorla çalıştırma uygulamalarına karşı her zaman tutarlı bir karşı duruş sergilemektedir.
- Bugüne kadar tam 28 uluslararası çalışma sözleşmesi onaylanmıştır.
- Bu sorunla mücadele edebilmek ve önlem almak amacıyla çok kapsamlı bir çalışma yasası ile düzenleme sistemi hayata geçirilmiştir.
- ABD, 1930 tarihli Zorla Çalıştırma Sözleşmesi’ni halen onaylamamış bir ülke olarak, uluslararası kurallara uymayı reddetmesine rağmen bu konuyu uzun süredir manipüle etmektedir.
Çin’den Washington’a Çifte Standart Eleştirisi
Bakanlık tarafından yayımlanan resmi bildiride Washington’ın tutumuna dair şu ifadelere yer verildi:
“ABD’nin, Çin ve diğer ilgili ekonomiler hakkında 301. bölümü soruşturması başlatması, bu yolla ticaret engelleri oluşturmaya çalışması, tek taraflı, gelişigüzel ve ayrımcıdır, tipik bir korumacı eylem niteliğindedir.”
Ayrıca, Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) geçmişte ABD’nin Çin’e uyguladığı 301. bölüm tarifelerinin örgüt kurallarına aykırı olduğuna dair hüküm verdiği anımsatılarak şu açıklama yapıldı:
“ABD, 301. bölüm soruşturma prosedürünü istismar ederek hatalarına yenilerini eklemekte, ulusal yasalarını uluslararası kuralların üzerine koyarak küresel sanayi ve tedarik zincirlerinin güvenliğinin ve istikrarının altını oymakta ve uluslararası ticaret ve ekonomi düzenine ciddi zarar vermektedir.”
Neden Şimdi? Tarifeler ve Yargı Sürecinin Arka Planı
Sürecin temelinde, ABD Yüksek Mahkemesi’nin 20 Şubat’ta aldığı kritik bir karar yatıyor. Mahkeme, Başkan Trump döneminde uygulamaya konulan tarifelerin dayanağı olan Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası’nın (IEEPA), başkana doğrudan tarife belirleme yetkisi sunmadığına karar vermişti.
Bu yasal hüküm neticesinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz yıl “karşılıklı tarifler” stratejisiyle pek çok ülkeye uyguladığı gümrük vergileri geçersiz kılındı. Ardından, binlerce ticari şirket ödedikleri bu vergilerin iadesini talep ederek ABD hükümetine karşı davalar açmaya başladı.
ABD’nin Peş Peşe Gelen Soruşturma Hamleleri
Yüksek Mahkeme’nin kararının ardından gümrük vergilerini yeni bir yasal zemine oturtmak isteyen Washington yönetimi, mart ayı içinde peş peşe iki önemli adım attı. Bu süreç tablodaki gibi şekillendi:
| Tarih | Hedefteki Ekonomiler | Soruşturma Gerekçesi |
|---|---|---|
| 11 Mart | Çin, Avrupa Birliği, Meksika ve Hindistan dahil 16 ekonomi | İmalat sektöründe yapısal kapasite fazlası |
| 12 Mart | Çin dahil 60 ekonomi | Zorla çalıştırılan iş gücüyle üretilen malların ithalatını yasaklamada ve bu yasağı etkin şekilde uygulamada yetersiz kalma |
Tüm bu soruşturmaların dayandırıldığı 1974 tarihli ABD Ticaret Yasası’nın 301. bölümü, ABD başkanına oldukça geniş yetkiler tanıyor. Bu yasa maddesi, uluslararası bir yasayı ihlal eden yabancı bir hükümetin politika ve uygulamalarının etkilerini ortadan kaldırmak amacıyla, başkana misilleme dahil olmak üzere hem tarifeye dayalı hem de tarife dışı uygun önlemleri alma hakkı veriyor.


















