Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026) kapsamında iş ve ekonomi dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi. Bu yıl “Büyük dönüşüm: Dayanıklı ve sürdürülebilir bir küresel sisteme geçişin pusulası” temasıyla düzenlenen zirvede Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki potansiyel etkilerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Küresel Gerilimlerin Ekonomik Yansımaları
Şimşek, ABD-İran arasındaki gerilimin olası sonuçlarına dikkat çekerek, “Ateşkes sürse dahi maalesef küresel ekonomi açısından da Türkiye açısından da bir miktar tahribat söz konusu” dedi. Bu durumun enflasyon ve büyüme üzerinde etkileri olabileceğini belirten Bakan, özellikle tedarik zincirlerindeki aksamaların orta vadede sorunlar yaratacağına işaret etti. Savaşın getirdiği yıkım ve rehabilitasyon sürecinin zaman alacağına vurgu yapan Şimşek, “Yani ateşkes devam etse dahi bunun etkileri hissedilecek, ne jeopolitik olarak ne bölge olarak ne de dünya eskisine dönmeyecek. Büyük kırılmaların olduğu bir dönemdeyiz” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin Dayanıklılığı ve Programın Başarısı
Savaşların kalıcı sonuçlar doğurduğunu ancak Türkiye’nin dayanıklı bir yapıya sahip olduğunu ve bunu geçen yıl kanıtladığını ifade eden Şimşek, “Bu sene de ispatlayacağız” dedi. Uyguladıkları programın Türkiye’nin makroekonomik temellerini sağlamlaştırdığını ve dayanıklılığını artırdığını belirten Bakan, “Orta Doğu’daki savaşa nispeten enerji anlamında bağlantısallığı fazla değil” diyerek Türkiye’nin enerji bağımlılığının düşük seviyede olduğuna dikkat çekti.
Enerji Bağımlılığının Önemi
Doğalgazda İran’dan bir miktar ithalat olsa da bunun boru hatlarıyla gerçekleştiği ve henüz etkilenmediği bilgisini paylaşan Şimşek, petrolde ise bağımlılığın neredeyse sıfır olduğunu vurguladı. Bu durumun, savaşın uzaması ve enerji arz güvenliği sorunlarının yaşanması halinde Türkiye’ye avantaj sağlayacağını belirtti.
Mali Disiplinin Gücü
Türkiye’nin dayanıklılığının en önemli unsurlarından birinin maliye politikasının sağlamlığı olduğunu söyleyen Şimşek, bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3’ün altına düşürdüklerini ve bunun politikada manevra alanı sağladığını ifade etti. Bu sayede, reel kurda veya faizlerde yaşanacak önemli bir şoka, büyümede yaşanacak düşüşe rağmen kamu borcunun milli gelire oranının yüzde 30’un altında kalabildiğini ekledi.
Programın Üçüncü Aşaması ve Hedefler
Programın üçüncü aşamasının savaşla başladığını ve bu durumun süreyi bir miktar uzatabileceğini ancak hedeflerden sapmaya neden olmayacağını belirten Şimşek, “Sadece ihtiyaç duyduğumuz süre artacak. Yani örneğin biz 1,5-2 yıl öngördüysek, şimdi belki 2-2,5 yıllık bir döneme tekabül edecek. Çünkü bizim için fiyat istikrarı en büyük öncelik” dedi.
Petrol fiyatlarındaki artışın cari açık üzerinde etkili olacağını ancak brüt dış finansman ihtiyacının geçmişe göre düşük olacağını öngördüklerini aktardı. Savaşın etkilerini de göz önünde bulundurduklarını ve bu şoku en az zararla atlatacaklarını dile getirdi.
Rezerv Yeterliliği ve Sermaye Hareketleri
Şokun başında uluslararası rezervlerde önemli bir tampon oluşturulduğunu söyleyen Şimşek, risk iştahındaki düşüşle yaşanan sermaye çıkışlarının ateşkesle birlikte geri geldiğini belirtti. İçerideki döviz talebinin sınırlı olduğunu ve rezerv yeterliliği açısından rahat bir konumda olduklarını vurguladı.
Piyasanın sağlıklı işlemesi ve dezenflasyon programının önceliklendirilmesi için gereken adımların atılacağını ve hayat pahalılığı ile mücadelenin en büyük öncelik olduğunu yineledi. Bütçe imkanlarının, savaşın enflasyonist etkisini sınırlamak için kullanıldığını kaydetti.
Savaşın Ekonomik Göstergelere Etkisi
Kurdaki oynaklığın mütevazı olduğunu belirten Şimşek, savaşın etkilerini rakamlara dökerken şu bilgileri paylaştı:
* **Ortalama Petrol Fiyatı:** Yılbaşından bu yana yaklaşık 81 dolar. Vadeli piyasalarda yıl sonu için de 81 dolar.
* **Enflasyon:** Mevcut baz senaryoya göre enflasyon yaklaşık 3 puan daha yüksek seyredebilir.
* **Cari Açık:** Yüzde 1,5’in altında öngörülüyordu, şimdi bir puan kadar yükselebilir.
* **Büyüme:** Yüzde 4 civarı öngörülüyordu, şimdi yarım puan daha düşük olabilir.
* **Bütçe Açığı:** Yüzde 3,5 olarak öngörülmüştü, 40 baz puan kadar daha yüksek olabilir.
Bu öngörülerin programı rayından çıkarmayacağını, ancak sonuç alma süresini uzatacağını ifade eden Şimşek, programın önceliklendirildiğini ve kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. Bu şokun yönetilebilir olduğunu belirtti.
Vatandaşın Döviz ve Altın İlgisi
Geçmişe kıyasla vatandaşların döviz varlıklarına ilgisinin daha mütevazı olduğunu söyleyen Şimşek, bunun yüzde 90 oranında altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklanan altın talebinden kaynaklandığını belirtti. Yastık altındaki döviz miktarının yaklaşık 640 milyar dolar civarında tahmin edildiğini ancak sistemde olmamasının kırılganlığı artırdığını ifade etti. Vatandaşların altına olan ilgisinin tarihi bir düzeyde olduğunu ve sistem dışında ciddi birikimlerin mevcut olduğunu ekledi.
Geçen yılki gerilimler nedeniyle yaşanan döviz çıkışlarının bu yıl sınırlı düzeyde kaldığını ve alınan doğru tepkilerle kaygıların azaltıldığını kaydetti.
RePie Yatırım Holding’den Görüşler
RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Emre Çamlıbel, küresel gelişmelerin ekonomik kararlar üzerinde bir “cam tavan” oluşturduğunu belirterek, tedarik ve emtia fiyatlarının uluslararası politika ve askeri gelişmelerle şekillendiğini ifade etti. Yurt içinde ise rezervler, kur ve enflasyonun ne zaman istikrar kazanacağına dair soruların gündemde olduğunu dile getirdi.
Çamlıbel, orta ve uzun vadede gelişmelerin Türkiye için olumlu sonuçlar vereceğine inandığını söyledi. Ancak kısa vadede yaşanacak sert dalgalarla mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. Küresel şirketlerin jeopolitik gelişmelerle başa çıkabilmek için strateji, süreç ve organizasyon yapılarını revize ettiğini, dayanıklılık, risk azaltma ve çeşitlendirme gibi kavramlara odaklandığını belirtti. Yapay zeka, dijitalleşme, sürdürülebilirlik gibi alanların ise Türkiye’nin oyun alanını oluşturduğunu ekledi.
Türkiye’nin Hizmet İhracatındaki Rekabetçiliği
Bakan Şimşek, Türkiye’nin hizmet ihracatında rekabetçi olduğunu belirterek, The Economist’e göre dizi ihracatında dünyada üçüncü sırada olduğunu hatırlattı. Ayrıca, Londra ile İstanbul’un video oyunlarında önemli bir noktada bulunduğunu, yaklaşık 800 start-up ve 3 unicorn ile 1 milyar dolar üzeri değerli şirketler üretildiğini belirtti. Yüksek öğretimde de önemli bir ihracatçı konumunda olduklarını ve geçen yıl 380 bin uluslararası öğrenciye ev sahipliği yaptıklarını ekledi.

















