Sebze ve meyve fiyatlarındaki dikkate değer artışlar, tüketicilerin bütçesini zorluyor. Üretici ile nihai tüketici arasındaki devasa fiyat farkları, Ticaret Bakanlığı’nın da radarında. Bakanlık, son dönemde bu anormal fiyat makasını yerinde incelemek için harekete geçti. TOBB Tarım Meclisi Başkanı M. Ülkü Karakuş, sorunun temelinde üreticiden ziyade, ürünlerin tüketiciye ulaşmasında rol oynayan aracılar ve onların kar marjlarının yattığını belirtti. Karakuş, “Yaş sebze ve meyve grubunda üretici ile market rafı arasındaki fiyat farkı oldukça yüksek seviyede. Bu durumun arkasında nakliye maliyetleri yatıyor. Antalya’dan çıkan bir ürünün İstanbul’a ulaşana kadar ki maliyet farkı ortada. Ürün tedarik süreçlerinde düzenlemeler yapılması elzem, ancak bu konuda mevcut kapasitemiz yetersiz kalıyor,” şeklinde konuştu.
Küresel Gelişmelerin Fiyatlara Etkisi
İran, ABD ve İsrail arasındaki gerilim, küresel petrol fiyatlarını adeta ikiye katladı. Bu durum, enerji maliyetlerindeki yükselişle birlikte nakliye giderlerini de önemli ölçüde artırdı. Artan nakliye maliyetleri, iç pazardaki neredeyse tüm ürünlerin fiyatlarına yansımaya başladı ve enflasyon beklentilerinin yukarı yönlü revize edilmesine neden oluyor. Karakuş, Türkiye’deki gıda fiyatlarındaki dalgalanmaların doğrudan nakliye giderleriyle bağlantılı olduğunu vurgulayarak, “Bu yıl için yaklaşık yüzde 30’luk bir enflasyon öngörüyoruz. Merkez Bankası, enflasyon düzeltmesinde iki puanlık bir ekleme yaparak bu oranı yüzde 18 olarak belirledi. Ancak küresel savaş, Türkiye’de yüksek enflasyonun kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Öncelikle bu durumu kabul edip, ardından buna yönelik çözüm önerileri geliştirmeliyiz,” dedi.
Nakliye Maliyetlerindeki Korkutan Artış
Savaşın başladığı 28 Şubat tarihinden bu yana nakliye fiyatlarında akıl almaz artışlar yaşandığını kaydeden Karakuş, “Örneğin, 100 liralık bir ürünün maliyetinde eskiden nakliyenin payı yüzde 5 iken, bu oran şu anda yüzde 15’e ulaştı,” diye belirtti. İç pazardaki lojistik giderlerde yüzde 30 ila 50 arasında artışlar gözlemlendiğini aktaran Karakuş, şunları söyledi: “Daha önce 1000 liraya yapılan bir taşıma için şimdi 1500 lira talep ediliyor. Konya merkezden Yunak’a, tonu 600 liraya götürdüğümüz mısırın nakliyesi bugün 1500 liraya çıkmış durumda. Bunlar sadece depodan hammadde sevkiyatıyla ilgili lojistik artışları. Uzak rotalardan gelen gemi nakliyelerinde ton başına maliyet 30 dolardan neredeyse 50 dolara yükseldi. Yakın rotalardan, örneğin Rusya’dan gelen gemi nakliyelerinde ise ton fiyatı 15 dolardan 25 dolara çıktı. Bu nakliye farkı, ithal hammaddelerde yüzde 15 ile 20 oranında bir maliyet artışı anlamına geliyor. Şu anda petrol fiyatları 60 dolardan 110 doların üzerine fırlamış durumda ve nereye varacağı belirsiz.”
Gübre Tedarikinde Durum ve Nakliye Farklılıkları
Türkiye’nin gübre tedariği konusunda herhangi bir sorun yaşamadığını ifade eden Karakuş, üst gübrenin uygulandığını ve sezon sonuna kadar gübreyle ilgili acil bir gündemin bulunmadığını belirtti. “Gübreyle ilgili yapılması gerekenler yapıldı, dağıtılması gerekenler dağıtıldı,” diyen Karakuş, “Ancak alt gübreyi 20 liraya mal ederken, üst gübre maliyetimiz 30 liraya ulaştı. Bu da ürün fiyatlarını etkileyen bir faktör oldu. Şu anda gübre arzında bir sıkıntı yok. Ancak Hindistan’dan gelen ve Hürmüz Boğazı’nı kullanıp Irak üzerinden Türkiye’ye ulaşan ürünler, hem Hürmüz’ü hem de alternatif olarak Süveyş Kanalı’nı kullanamıyor. Bu iki kritik su yolunu kullanamayan ve Türkiye’ye yönelen hammaddeler, gıda sektöründe kullanılıyor. Bu ürünler Ümit Burnu üzerinden dolaşarak geliyor ve bu durum, nakliye maliyetlerine ton başına 10 ila 15 dolar ek bir yük getiriyor,” şeklinde konuştu.
Kırsalın Boşalması ve Zincir Marketlerin Rolü
Türkiye’nin, küresel eğilimlere paralel olarak tarım toplumundan sanayi ve hizmetler sektörlerine doğru bir geçiş yaşadığını belirten Karakuş, bu geçiş sürecini biraz hızlı tamamladığımızı ifade etti. Yeterli altyapı hazırlığı yapılmadan metropol yaşamının teşvik edildiğini belirten Karakuş, şöyle devam etti: “Bu hazırlıklar yapılmadan atılacak hiçbir mikro veya makro önlem, kısa vadede gıda fiyatlarındaki artışın önüne geçemeyecek gibi görünüyor. Zira büyük şehirlerde her apartman adeta bir ‘köy’ haline gelmiş durumda ve bu da büyük bir talep yaratıyor. Artan taleple birlikte neredeyse her apartmanın yakınına bir market açılmış. Kırsalın boşalmasıyla birlikte, büyük marketlerin fiyatları belirlediği bir pazar yapısı oluştu. Kırsal bölgeler boşalmaya devam ediyor ve bu trendi durdurmak pek mümkün görünmüyor. Bu noktada en kritik unsur, tedarik zincirini etkin bir şekilde yönetmek. Sonuç olarak, hem üretici hem de tüketici memnuniyetsiz. 3-4 büyük zincir market, neredeyse hayvansal ürün fiyatlarımızı belirleyici konuma gelmiş durumda.”
Türkiye’nin Gıda Sektöründeki Lojistik Avantajı
Savaşın getirdiği bazı avantajlara da değinen Karakuş, Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olduğunu ve dört bir yanının ise savaşların yaşandığı bir coğrafyada bulunduğunu belirtti. Karakuş, “Savaşın etkilediği Ukrayna ve Rusya, hububat ve yağlı tohumlar konusunda bizim ana hammadde kaynaklarımız. Ancak bu ülkelerdeki savaş nedeniyle üretim tesislerinde ciddi aksamalar yaşanıyor. Türkiye’nin gıda tedarik coğrafyasının güneyinde ise gıda ihtiyacı yüksek olan Afganistan, Pakistan ve Orta Doğu bölgeleri yer alıyor. Yukarıda hammadde bolluğu, aşağıda ise gıda ihtiyacı varken, Türkiye bu iki bölge arasında oldukça avantajlı bir lojistik merkez konumunda. Bu nedenle sanayicinin üretimini artırması ve gıda ürünleri üreticilerinin ihracat konusunda teşvik edilmesi büyük önem taşıyor. Bununla birlikte, bazı ürünlerde enflasyon artacak endişesiyle ihracatı kısıtlıyoruz. Bu durum, beklenen etkinin tam tersini yaratıyor. Bu politikanın gözden geçirilmesi ve gıda üretimi yapan firmaların tam kapasite çalışabilmeleri için desteklenmeleri gerekmektedir,” dedi.
- “Bu yıl yüzde 30’a yakın enflasyon bekliyoruz.”
- “İç pazarda lojistik maliyeti %30 ile %50 arasında arttı.”
- “Şu anda gübrede arz yönlü bir sıkıntı yok.”
- “Marketlerin fiyat belirlediği bir pazar düzeni oluşmuş.”
- “Türkiye gıdada avantajlı bir lojistik merkezi konumunda.”












