ATO BAŞKANI’NDAN KURUMSAL VERGİ SİSTEMİNE REFORM ÖNERİSİ
Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Türkiye’deki kurumlar vergisinin tek oran olan %15’e indirilmesini önererek, rekabet gücünü artırma ve yatırım ortamını iyileştirme çağrısı yaptı.
Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, “Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” kapsamı dışındaki işletmeler için kurumlar vergisinin sadeleştirilerek tek bir orana indirilmesi yönünde bir öneride bulundu. Baran, Türkiye’nin vergi sisteminde adalet ve rekabeti sağlamak amacıyla yedi farklı oranda uygulanan kurumlar vergisinin %15 seviyesine düşürülmesinin kanaatinde olduklarını belirtti.
Ankara Ticaret Odası’nın Nisan ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda konuşan Gürsel Baran, küresel tedarik zincirlerinin kırılganlığına dikkat çekerek, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin lojistikten enerjiye kadar geniş bir yelpazede maliyet artışlarına yol açtığını vurguladı. Türkiye’nin “Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” ile bu belirsizlik ortamında önemli bir vizyon ortaya koyduğunu kaydeden Baran, programın Türkiye’nin güvenli liman olma özelliğini güçlendirdiğini ifade etti.
Baran, program kapsamında ihracatçılara yönelik sunulan vergi avantajlarının altını çizdi. Buna göre, imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi %20‘den %9‘a, imalatçı olmayan ihracatçılar için ise %20‘den %14‘e düşürülecek. Ayrıca, transit ticaret ve yurt dışı alım-satım faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik istisnaların artırılacağı ve yüksek katma değerli hizmet ihracatına yönelik kazanç istisnasının da %100‘e çıkarılacağı belirtildi. İstanbul Finans Merkezi’ni bölgesel merkez olarak belirleyen şirketlere 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnası sağlanacakken, merkezini farklı bir noktaya taşıyanlara %95 oranında istisna uygulanacak.
Yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesine yönelik “Tek Durak Büro” uygulamasının önemine de değinen Baran, bürokrasinin azaltılması ve işlemlerin tek merkezden yürütülmesinin yatırımcılar için kritik olduğunu ve bu düzenlemelerin Türkiye’yi yatırımcı dostu bir ülke haline getireceğini dile getirdi. Girişimcilik altyapısını güçlendirmeye yönelik teşvikler, dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemelerin genç girişimciler için önemli fırsatlar sunduğunu da sözlerine ekledi.
Küresel belirsizlikler ve maliyet baskıları nedeniyle şirket karlılıklarının zayıfladığını belirten Baran, özellikle KOBİ’lerin vergi yükünü taşırken sınırlı indirim ve istisnalardan yararlanabildiğini ifade etti. Farklı vergi oranlarının mevzuata uyumda zorluk yarattığını ve vergi adaleti ile rekabeti olumsuz etkilediğini savunan Baran, düşük oranlı vergi politikalarının ekonomik faaliyetleri artırarak vergi gelirlerinde de artış sağlayacağını vurguladı.
Baran, önerdikleri tek oranlı vergi modelinin en başarılı örneklerinden birinin İrlanda olduğunu belirtti. İrlanda‘nın yerli ve yabancı tüm şirketlere uyguladığı %12,5 kurumlar vergisi oranıyla Avrupa Birliği içinde en çok yatırım çeken ve kişi başına milli gelirini en fazla artıran ülkelerden biri haline geldiğini söyledi. Makul ve dengeli bir vergi iyileştirmesinin işletmelerin öz kaynaklarını güçlendireceğini, yatırım iştahını artıracağını ve kayıtlı ekonomiyi teşvik edeceğini belirterek, bu durumun genel ekonomik yapıyı ve tedarik zincirini destekleyeceğini ifade etti.
Özetle, Gürsel Baran‘ın önerileri şu şekilde sıralanabilir:
- Kurumlar vergisinin %15‘lik tek bir orana indirilmesi.
- Vergi sisteminde sadeleşme ve adalet sağlanması.
- Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve rekabet gücünün artırılması.
- KOBİ’lerin vergi yükünün hafifletilmesi.
- Kayıtlı ekonominin teşvik edilmesi.
Finans Hattı Yorum:
Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran‘ın kurumlar vergisinin %15 gibi tek bir orana indirilmesi yönündeki önerisi, Türkiye ekonomisindeki mevcut vergi yapısının karmaşıklığına ve rekabet gücünü artırma ihtiyacına işaret ediyor. Farklı oranların yarattığı bürokratik yük ve uyum sorunları göz önüne alındığında, sadeleşme ve tek oranlı bir yapı, işletmeler için önemli bir kolaylık sağlayabilir. Özellikle “Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”nın ihracatçılara yönelik vergi avantajlarını genişletme ve yeni yatırımcıları çekme çabalarıyla birlikte düşünüldüğünde, bu tür bir vergi reformu potansiyeli, Türkiye’nin küresel yatırımcılar nezdindeki cazibesini artırabilir.
Piyasa genelinde ve yatırımcılar arasında bu tür bir vergi reformuna ilişkin beklentiler oldukça olumlu olabilir. Özellikle vergi yükünün azaltılması ve öngörülebilirliğin artması, şirket karlılıklarını doğrudan etkileyerek yatırım kararlarını olumlu yönde tetikleyebilir. İrlanda modelinin başarıyla uygulanmış bir örnek olarak sunulması, bu tür bir politikanın uluslararası alanda işe yarayabileceği algısını güçlendiriyor. Ancak, vergi gelirlerindeki potansiyel düşüş endişeleri ve reformun nasıl finanse edileceği gibi konular, politika yapıcıların dikkatle ele alması gereken noktalar olacaktır.
Önümüzdeki dönemde yatırımcıların ve şirketlerin gözü, bu önerinin ne ölçüde dikkate alınacağı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bu konudaki tutumu üzerinde olacaktır. Özellikle Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”nın detayları ve uygulanma hızının yanı sıra, daha geniş çaplı bir vergi reformunun gündeme gelip gelmeyeceği takip edilmelidir. Kurumlar vergisindeki olası bir indirimin, sektörel bazda hangi firmaları daha fazla etkileyeceği ve ekonomik aktivite üzerindeki somut etkileri, özellikle %15 oranı civarındaki teknik seviyeler ve Hazine’nin maliyet analizleri detaylıca incelenmelidir.












