USD45,42
%0.06
EURO53,22
%-0.24
GBP61,47
%-0.03
BIST14.598,47
%-1.23
Petrol105,67
%-1.95
GR. ALTIN6.843,59
%-0.54
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
13 Mayıs 2026, Çar
  1. Haberler
  2. SEKTÖREL HABERLER
  3. Narbay: Emek yoğun sektörler dünya ortalamasının gerisinde

Narbay: Emek yoğun sektörler dünya ortalamasının gerisinde

TGSD Kurucu Başkanı Toygar Narbay, Türkiye’nin sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak teknoloji odaklı dönüşüm çağrısı yaptı.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

NARBAY: SANAYİLEŞMEDE ORTALAMANIN GERİSİNDEYİZ

Toygar Narbay, Türkiye’nin GSYH’ye oranla sanayileşme seviyesinde küresel ortalamanın gerisinde kaldığını ve emek yoğun sektörlerin daha verimli hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Kurucu Başkanı Toygar Narbay, derneğin 50. kuruluş yıl dönümü etkinliğinde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin sanayileşme seviyesini gösteren mal ihracatının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranının 2022’deki %27 seviyesinden 2025 sonunda %18‘in altına düşeceğini ve 2028 için öngörülen oranın ise %16,4 olduğunu belirtti. Dünya ortalamasının yaklaşık %22-25 bandında seyrettiğini hatırlatan Narbay, bu durumun ülkenin “sanayisizleşme riski” ile karşı karşıya olduğunu gösterdiğini dile getirdi. Narbay, emek yoğun sektörlerin geride bırakılması yerine, bu sektörlerin verimlilik, tasarım kapasitesi, teknoloji kullanımı ve marka değeri ile yeni bir aşamaya taşınmasının önemine dikkat çekti.

Narbay, Avrupa’nın üretimini üçüncü ülkelere kaydırma politikasının teknoloji geliştirememe, stratejik bağımlılık, kırılgan tedarik zincirleri ve istihdam kaybı gibi sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Buna karşılık Çin’in düşük ve orta teknolojili üretimi sistem dışına itmeden, bu alanlar üzerine yüksek teknoloji ve inovasyon kapasitesi inşa ettiğini söyledi. Narbay, “Avrupa örneği bize üretimden uzaklaşmanın uzun vadeli maliyetini gösteriyor. Çin örneği ise üretim ekosistemini koruyarak yukarı çıkmanın mümkün olduğunu ortaya koyuyor.” dedi. Üretim tabanının zayıflamasının sadece mevcut kapasiteyi değil, tasarım, teknoloji, marka ve inovasyon imkanlarını da daralttığını vurgulayan Narbay, hazır giyim gibi yüksek istihdam, ihracat ve katma değer yaratan sektörlerin korunması ve büyütülmesi gerektiğini belirtti.

Küresel tedarik zincirlerindeki dönüşümün Türkiye için yeni fırsatlar yarattığını belirten Narbay, Türk hazır giyim sektörünün dünyanın ikinci büyük tedarik zinciri ve beşinci büyük üreticisi olarak önemli bir konumda olduğunu ancak yüksek maliyetlerin rekabetçiliği düşürdüğünü söyledi. Sektörün avantajlarını koruması için ölçek, finansman, iş gücü ve rekabetçilik alanlarında desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Narbay, “Jeopolitik riskler, lojistik maliyetleri, hızlı teslimat ihtiyacı ve güvenilir tedarik arayışı Türkiye’yi yeniden çok önemli bir konuma taşıyabilir. Ancak bu fırsat kendiliğinden kalıcı siparişe dönüşmez. Üretim kaslarımızı, nitelikli insan kaynağımızı ve ölçeğimizi korumamız gerekiyor.” açıklamasında bulundu.

TGSD’nin 2026-2040 Sektörel Stratejik Yol Haritası’nın bu anlayışla hazırlandığını belirten Narbay, sektörün yeniden konumlanması için somut bir çerçeve sunduklarını kaydetti. 2026-2028 dönemini stabilizasyon, 2028-2034 dönemini değişim ve dönüşüm, 2034-2040 dönemini ise ‘Türkiye Markası’ ekseninde daha yüksek katma değerli yapı inşa etme dönemi olarak gördüklerini ifade etti. İlk aşamada bozulan bilançoların onarılması, işletmelerin sermaye yapısının korunması ve firmaların orta vadeli dönüşüme hazırlanması gerektiğini, ardından daha yüksek katma değerli üretim, pazar çeşitliliği, markalaşma, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında sıçrama hedeflendiğini belirtti.

Yılın ilk dört ayına ilişkin verileri de değerlendiren Narbay, Türk hazır giyim sektörünün ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre %1,34 düşüşle 5,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini söyledi. İthalatın yılın ilk çeyreğinde %2 artışla 1,05 milyar dolara çıktığını, tekstil ve ham maddeleri ihracatının ise %1,8 gerilediğini aktardı. Sektör maliyetlerinin dolar bazında 13-14 puan arttığı bu dönemde kapanmaların da yaşandığını belirten Narbay, yılın ilk iki ayında toplam 853 işletmenin kapandığını, ilk üç ayda ise 85 firmanın konkordato ilan ettiğini bildirdi. İki sektörün ilk iki ayda istihdam kaybının ise 8 bin 204‘e ulaştığını ekledi.

Narbay, yılın geri kalanına ilişkin olarak küresel talep, jeopolitik riskler, enerji ve lojistik maliyetleri ile finansman koşullarının belirleyici olacağını belirtti. Körfez’de yaşanan durum nedeniyle kısa vadede siparişlerin Türkiye’ye geldiğini ifade eden Narbay, iç ve dış koşullarda ek bir bozulma yaşanmazsa ve tedarik zincirlerindeki yeni arayışlar doğru ekonomi politikalarıyla desteklenirse, sektörün yılın ikinci yarısında toparlanmaya başlayabileceğini öngördü. Doğru adımların atılması durumunda 2026‘nın hazır giyim sektöründe yeniden konumlanmanın ilk eşiği olabileceğini ve 2026-2028 döneminin kritik önem taşıdığını sözlerine ekledi.

  • Türkiye’nin mal ihracatının GSYH’ye oranı dünya ortalamasının gerisinde kaldı.
  • Emek yoğun sektörlerin verimlilik, tasarım, teknoloji ve marka değerini artırarak yeni bir aşamaya taşınması hedefleniyor.
  • Sektörde yılın ilk dört ayında ihracat %1,34 düştü, kapanan işletme sayısı arttı.
  • Küresel gelişmeler ve doğru ekonomi politikalarıyla sektörün yılın ikinci yarısında toparlanması bekleniyor.

Finans Hattı Yorum:

Toygar Narbay’ın açıklamaları, Türkiye’nin sanayileşme ve küresel rekabet gücü açısından kritik bir dönemeçte olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle emek yoğun sektörlerde verimliliği artırma ve katma değeri yükseltme stratejisi, uzun vadeli sürdürülebilirlik ve teknolojik bağımsızlık için elzem. Sektörün karşı karşıya olduğu maliyet artışları ve istihdam kaybı gibi zorluklar, acil ve stratejik müdahalelerin gerekliliğini vurguluyor. Küresel tedarik zincirlerindeki yeniden yapılanma, Türkiye için bir fırsat penceresi sunsa da, bu fırsatın kalıcı bir başarıya dönüşmesi için doğru politikalar ve sektörel destek şart.

Yatırımcılar ve sektör paydaşları açısından mevcut durum, dikkatli bir izlemeyi gerektiriyor. İhracattaki düşüş ve kapanan işletme sayıları, sektördeki mevcut finansal baskıları gösteriyor. Ancak Narbay’ın belirttiği gibi, yılın ikinci yarısı ve özellikle 2026-2028 dönemi, sektörün yeniden ivme kazanması için kritik eşikler olarak görülüyor. Bu dönemde sektörel stratejik yol haritasının ne kadar etkin uygulanacağı ve küresel gelişmelerin sektöre yansımaları yakından takip edilmelidir.

Önümüzdeki dönemde, hazır giyim ve tekstil sektörlerinde, hükümetin uygulayacağı makroekonomik politikaların yanı sıra, sektöre özel teşvikler, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm yatırımlarının yanı sıra, tasarım ve marka değerini artırmaya yönelik stratejiler büyük önem taşıyacaktır. Özellikle ölçek ekonomisini koruyabilme ve nitelikli iş gücünü elde tutabilme kabiliyeti, sektörün gelecekteki rekabet gücünü belirleyecektir. Sektördeki 853 işletme kapanması ve 8.204 kişilik istihdam kaybı, bu adımların ne kadar acil ve hayati olduğunu göstermektedir.

Narbay: Emek yoğun sektörler dünya ortalamasının gerisinde
0
Sorumluluk Reddi Beyanı:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, yatırım ve kalkınma bankaları ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde ve yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Gerek bu yayındaki, gerekse bu yayında kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve bu yayındaki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların ve/veya ilgili kişilerin uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kâr yoksunluğundan, manevi zararlardan ve her ne şekil ve surette olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı FinanHatti.Com sorumlu tutulamaz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Finans ve İş Dünyası ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

FinAI ile Sohbet

FinAI ile Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir