BM Suriye Temsilcisi İsrail’in Sınır İhlallerini Kınadı
Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilci Yardımcısı Claudio Cordone, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Suriye’deki güncel duruma ilişkin bir sunum yaparak, İsrail’in Suriye topraklarındaki askeri eylemlerine derhal son vermesi çağrısında bulundu. Cordone, bu eylemlerin Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini, ülkenin istikrarını tehdit ettiğini ve sivil kayıplara yol açtığını vurguladı.
Claudio Cordone, BMGK’daki oturumda yaptığı konuşmada, Suriye yönetiminin güvenlik, ekonomi, toplumsal alanlar ve dış politika gibi birçok başlıkta önemli çabalar sarf ettiğini ve ilerlemeler kaydettiğini belirtti. İç savaş sürecinde işlenen suçların hesap verilebilirliği konusunda “benzeri görülmemiş” adımlar atıldığını dile getiren Cordone, eski rejim mensuplarının, aralarında Beşşar Esed ve Mahir Esed‘in de bulunduğu isimlerin, 2011 Dera baskınıyla bağlantılı suçlardan gıyaben yargılandığını açıkladı. Ayrıca, 2013 Tadamon katliamı ve Doğu Guta kimyasal saldırısında rol alan bazı kişilerin tutuklandığını ve kurumsal reformlar çerçevesinde ciddi adımlar atıldığını ekledi.
BM yetkilisi, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik askeri saldırılarından duyduğu derin endişeyi dile getirerek, “1974 tarihli kuvvetlerin ayrılması anlaşmasını ihlal eden, ateşkes hattının doğusunda İsrail ordusunun devam eden varlığı ve askeri faaliyetleri konusunda derin endişelerimizi sürdürüyoruz.” ifadesini kullandı. İsrail’in Kuneytra ve Dera’ya yönelik saldırı ve bombardımanlarının Suriye’nin egemenliğini ihlal ettiğini ve bölgedeki istikrarı tehdit ettiğini kaydeden Cordone, “İsrail’e ihlalleri durdurması ve 1974 anlaşmasına uyması yönündeki çağrımızı yineliyorum.” dedi. Ayrıca, İsrail’in gözaltına aldığı Suriyelilerin akıbetinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
Cordone, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinde ülkenin kuzeydoğusundaki terör örgütü YPG‘nin etkin olduğu bölgelerin entegrasyonunda da ilerleme gözlemlendiğini aktardı. Haseke ve Aynularab (Kobani) gibi bölgelerde seçim hazırlıklarının sürdüğünü ve 4 SDG tugayının ulusal ordu yapısına katılması beklendiğini ifade etti.
BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher ise Suriye’deki gelişmelerden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, devam eden ciddi insani ihtiyaçlara dikkat çekti. 2024 yılında nüfusun yaklaşık 3’te 2’si, yani yaklaşık 15 milyon insanın yardıma ihtiyaç duyacağını belirtti. Fletcher, Suriye’nin “kritik ancak umut verici bir dönemeçte” olduğunu, ilerlemenin gerçek ancak kırılgan olduğunu söyledi. 2025’te yaklaşık 3,4 milyon mülteci ve yerinden edilmiş kişinin kendi yerlerine geri döneceğini öngören Fletcher, Suriye’nin geleceğini “potansiyel bir başarı öyküsü” olarak nitelendirdi. Diğer yandan, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının Suriye’deki yakıt ve gıda fiyatlarını yükselttiğini, dizel fiyatlarının kısa sürede yüzde 17 arttığını ve bu artışların sürdüğünü kaydetti. Fletcher, uluslararası toplumun doğru seçimleri yapması durumunda Suriye halkının kalıcı güvenlik, adalet ve fırsatlara umut bağlayabileceğini sözlerine ekledi.
- BM Suriye Özel Temsilci Yardımcısı Claudio Cordone, İsrail’in Suriye’deki askeri eylemlerini kınadı.
- İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden eylemlerine son vermesi çağrısında bulunuldu.
- 2011 Dera baskını ve 2013 Tadamon katliamı gibi olaylarla ilgili hukuki süreçler ve tutuklamalar gündeme geldi.
- Suriye’nin kuzeydoğusundaki siyasi entegrasyon ve seçim hazırlıkları hakkında bilgi verildi.
- Yaklaşık 15 milyon Suriyelinin bu yıl yardıma ihtiyaç duyacağı belirtildi.
- Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının yakıt ve gıda fiyatlarına olumsuz etkisi vurgulandı.
Finans Hattı Yorum:
Birleşmiş Milletler’in İsrail’e yönelik bu sert eleştirisi, bölgesel jeopolitik gerilimlerin ekonomik yansımalarına işaret ediyor. Suriye’deki istikrarsızlık ve devam eden çatışmalar, uluslararası yatırımcılar için önemli bir risk faktörü olmaya devam ediyor. İsrail’in askeri eylemleri, bölgedeki tedarik zincirlerini ve enerji akışını olumsuz etkileyebilecek potansiyel tehditler barındırıyor. Bu durum, enerji ve emtia piyasalarında dalgalanmalara yol açabilir ve dolayısıyla küresel ekonomik toparlanma üzerinde baskı oluşturabilir.
Piyasalarda bu tür jeopolitik gelişmelerin ardından genellikle bir miktar temkinlilik gözlemlenir. Yatırımcılar, belirsizlik ortamında riskten kaçınma eğiliminde olabilirler. Ancak, Suriye’nin kendi içindeki reform çabaları ve insani yardım ihtiyaçlarının devam eden önemi, uzun vadede yeniden yapılanma ve kalkınma potansiyelini de beraberinde getiriyor. İnsani yardım fonlarındaki artış beklentisi, bu sektördeki şirketler için olumlu bir gelişme olarak görülebilir.
Yatırımcıların önümüzdeki dönemde dikkat etmesi gereken en önemli unsurlar, İsrail ile Suriye arasındaki diplomatik gelişmelerin yanı sıra, bölgedeki insani yardım faaliyetlerinin sürdürülebilirliği ve uluslararası toplumun bu konudaki tutumudur. Ayrıca, Tom Fletcher‘ın bahsettiği gibi Hürmüz Boğazı’ndaki durum ve enerji fiyatlarındaki seyir, küresel enflasyonist baskılar açısından yakından takip edilmelidir. Suriye’nin kuzeydoğusundaki siyasi entegrasyon süreci ve seçim hazırlıkları da bölgenin uzun vadeli istikrarı açısından kritik önem taşıyacaktır.









