TCMB: Ticari Gayrimenkul Fiyatlarında Yıllık %31 Artış
Ticari Gayrimenkullerin Değeri Katlandı: İşte TL ve Reel Getiriler
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan ilk çeyrek verilerine göre, Türkiye genelindeki ticari gayrimenkul fiyatları bir önceki yıla göre nominal olarak %31,0 oranında artış gösterdi. Reel bazda ise bu dönemde önemli bir değişim yaşanmadı.
Verilere göre, Türkiye genelinde 2026 yılının birinci çeyreğinde, bir önceki çeyreğe kıyasla Dükkan Fiyat Endeksi %7,4, Ofis Fiyat Endeksi ise %10,0 oranında yükseldi. Yıllık bazda ise Dükkan Fiyat Endeksi nominal olarak %31,2 artışla reel olarak %0,1‘lik bir getiri sağlarken, Ofis Fiyat Endeksi nominalde %30,3 artış kaydetmesine rağmen reel olarak %0,5‘lik bir değer kaybı yaşadı.
Büyük Şehirlerde Ticari Gayrimenkul Performansı
| Şehir | Çeyreklik Artış (Nominal) | Yıllık Artış (Nominal) |
| İstanbul | %9,0 | %29,6 |
| Ankara | %9,5 | %36,3 |
| İzmir | %8,4 | %29,8 |
Üç büyük ildeki ticari gayrimenkul fiyatları da benzer bir yükseliş trendi sergiledi. Birinci çeyrekte İstanbul’da %9,0, Ankara’da %9,5 ve İzmir’de %8,4’lük çeyreklik artışlar gözlemlendi. Yıllık bazda ise bu şehirlerdeki nominal artış oranları sırasıyla %29,6 (İstanbul), %36,3 (Ankara) ve %29,8 (İzmir) olarak gerçekleşti.
- Ticari gayrimenkul fiyatlarında nominal artış %31’i aştı.
- Dükkan fiyatları reel olarak hafif pozitif getiri sunarken, ofis fiyatları reel olarak geriledi.
- Ankara, büyük şehirler arasında yıllık nominal artışta en yüksek performansı gösterdi.
Finans Hattı Yorum:
TCMB’nin açıkladığı ticari gayrimenkul fiyat endeksleri, enflasyonist baskıların ve emtia değerlemelerinin gayrimenkul sektörüne yansıdığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Nominal bazdaki güçlü artışlar, gayrimenkulün enflasyona karşı bir sığınak olma potansiyelini vurgularken, reel getiri rakamlarındaki ayrışma dikkat çekici. Özellikle ofis segmentindeki reel değer kaybı, işgücü piyasasındaki değişimler ve uzaktan çalışma eğilimlerinin ticari gayrimenkul talebi üzerindeki etkisine işaret edebilir. Bu durum, sektördeki yatırım kararlarında daha seçici bir yaklaşım gerektirebilir.
Yatırımcı duyarlılığı, enflasyonist beklentiler ve faiz ortamından doğrudan etkileniyor. Gayrimenkul, reel bir varlık olması nedeniyle enflasyonist dönemlerde cazibesini koruyabilir. Ancak, ofis gayrimenkullerinde görülen reel değer kaybı, genel bir iyimserlik yerine belirli segmentlerdeki risklere de işaret ediyor. Sektördeki mevcut fiyat-getiri oranları (örneğin, kira çarpanları) ve doluluk oranları, önümüzdeki dönemde yatırımcıların temel analizlerinde önemli bir rol oynayacaktır. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerdeki nominal artışlar, bu bölgelerdeki güçlü talebi teyit ederken, reel getirilerin korunması veya artırılması kritik önem taşıyor.
Gelecek dönemde dikkat edilmesi gereken ana risk, beklenen enflasyon oranlarının üzerinde bir faiz artışı döngüsünün başlamasıdır. Bu durum, gayrimenkul finansman maliyetlerini artırarak hem yatırımcı iştahını hem de talep tarafını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, küresel ve yerel ekonomik belirsizliklerin artması, ticari gayrimenkul projelerinin tamamlanma sürelerini uzatabilir veya talep görünümünü griye çevirebilir. Yatırımcıların, kira gelirlerinin nominal artışını reel enflasyonla karşılaştırması ve ofis gibi segmentlerdeki yapısal değişimleri yakından takip etmesi tavsiye edilir.











