Küresel Faiz Artışı Korkusu Borsa İstanbul’u Tehdit Ediyor: 10 Yıllık Tahvil %35’i Aştı
Petrol Fiyatları Tırmanırken Gelişmekte Olan Piyasalar Kritik Bir Döneme Girdi
18 Mayıs Pazartesi günü, küresel piyasalarda artan satış baskısı ve tahvil getirilerindeki yükseliş, Borsa İstanbul’u da olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor. Küresel risk iştahındaki azalma ve jeopolitik gelişmeler, gelişmekte olan piyasalar için belirsizlikleri artırıyor.
Özellikle 30 yıllık ABD tahvil getirisi %5,1, İngiltere getirisi %5,8 ve Japonya getirisi %4,0 ile son yılların zirvelerini zorlarken, küresel borcun milli gelire oranının 2,4 katına ulaştığı bir dönemde faiz artışlarının ekonomik yavaşlama ve iflas riskini yükselttiği belirtiliyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalabileceği endişesi, petrol fiyatlarındaki yükselişi hızlandırarak Brent petrolü 111 dolar seviyesine taşıdı. Uluslararası Enerji Ajansı, boğazın açılmasındaki bir aylık gecikmenin petrol fiyatlarını 20 dolar artırabileceğini öngörüyor.
Bu durumun enflasyon üzerinde ikincil etkileri görülmeye başlanırken, Avrupa, İngiltere ve Japonya merkez bankalarının yılın ikinci yarısında 50 baz puanlık faiz artışına gitmesi bekleniyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) ise Ortadoğu’daki gelişmeler çözülmezse faiz artırımına dahil olabileceği ve Fed vadelilerinin 2027 ikinci veya üçüncü çeyreğinde 25 baz puanlık faiz artışı fiyatladığı ifade ediliyor. Tahvil getirilerindeki bu yükselişin, kısa vadeli likit pozisyonlardan orta ve uzun vadeli devlet tahvillerine geçiş için bir fırsat sunduğu değerlendiriliyor. Ancak, ekonomideki yavaşlama riski nedeniyle özel sektör tahvillerinde seçici olunması gerektiği vurgulanıyor.
| Getiri Türü | Mevcut Seviye | En Yüksek Seviye (Yıl) | Vade |
| 30 Yıllık ABD Tahvil | %5,1 | Son 19 Yılın Zirvesi | 30 Yıl |
| 30 Yıllık İngiltere Tahvil | %5,8 | Son 28 Yılın Zirvesi | 30 Yıl |
| 30 Yıllık Japonya Tahvil | %4,0 | Son 27 Yılın Zirvesi | 30 Yıl |
| Brent Petrol (Temmuz Vade) | $111 | Savaş Sırasındaki Zirveye Yakın | Temmuz |
Bu küresel gelişmeler ışığında, ABD, Avrupa vadelileri ve Asya borsalarındaki seyir, Borsa İstanbul’da satıcılı bir açılışa işaret ediyor. %35’in üzerinde seyreden 10 yıllık tahvil getirisi ve 240 seviyesini aşan CDS oranı, yatırımcı iştahını bozmaya devam ediyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması ve artan sıcak savaş riskinin, bankacılık sektörü, banka sahibi holdingler ve havacılık hisselerinde olası satış dalgasının öncüsü olabileceği öngörülüyor. Borçluluğu yüksek şirketlerin bu süreçte daha sert değer kaybı yaşama ihtimali bulunuyor. Endeks için 14.250 ve 14.550 seviyeleri destek ve direnç noktaları olarak belirtiliyor. Teknik olarak öne çıkarılan hisseler arasında Anadolu Sigorta ve Tüpraş bulunuyor.
- Küresel tahvil getirilerindeki sert yükseliş, gelişmekte olan piyasalarda risk iştahını azaltıyor.
- Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlikler ve artan jeopolitik riskler, petrol fiyatlarını ve enflasyon beklentilerini etkiliyor.
- Borsa İstanbul’da yüksek tahvil faizleri ve CDS oranları, satış baskısını artırma potansiyeli taşıyor.
Finans Hattı Yorum:
Küresel finans piyasalarının genelinde yaşanan faiz artışı endişesi ve jeopolitik gerilimlerin yoğunlaştığı bu dönemde, Borsa İstanbul’un karşı karşıya olduğu riskler belirginleşiyor. Özellikle ABD ve Avrupa merkez bankalarının faiz artırım döngüsüne girme ihtimali, küresel likiditeyi daraltarak gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını tetikleyebilir. Bu durum, Türkiye gibi dış finansmana bağımlı ekonomiler için önemli bir kırılganlık oluşturuyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin petrol fiyatları üzerindeki etkisi, küresel enflasyonist baskıları artırarak merkez bankalarını daha agresif politikalar izlemeye zorlayabilir ki bu da büyüme endişelerini derinleştirecektir.
Yatırımcı duyarlılığının “riskten kaçınma” yönünde evrildiği gözlemleniyor. Borsa İstanbul’da %35’in üzerindeki 10 yıllık tahvil getirisi, hisse senedi piyasasının cazibesini azaltırken, yüksek CDS oranları da ülkenin risk priminin arttığını gösteriyor. Bu tablo, Borsa İstanbul’un teknik olarak zayıf bir konumda olduğunu ve 14.250 seviyesinin altındaki kapanışların daha derin satışlara kapı aralayabileceğini işaret ediyor. Sektörel bazda, bankacılık ve enerji gibi faiz hassasiyeti yüksek sektörler ile jeopolitik risklerden doğrudan etkilenen havacılık gibi sektörler ön plana çıkıyor.
Bu ortamda yatırımcıların portföylerini savunmacı bir yaklaşımla gözden geçirmeleri önem taşıyor. Özellikle borçluluğu yüksek ve marjları baskı altında kalabilecek şirketler yerine, güçlü bilançolara sahip, defansif sektörlerde yer alan veya döviz bazlı gelirleri olan şirketlere odaklanmak riskleri minimize etmeye yardımcı olabilir. Ayrıca, küresel risk iştahının ne zaman ve ne ölçüde döneceği, önümüzdeki dönemde piyasaların seyrini belirleyecek en kritik faktörlerden biri olacaktır. Jeopolitik gelişmelerin ve enerji fiyatlarındaki seyrin yakından takip edilmesi, yatırım kararları için büyük önem taşıyor.










