CHP kurultayının iptali ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve iadesi kararı sonrası Türk Lirası’nı korumak adına devasa likidite operasyonu yapıldı.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi’nin, Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 2023 yılındaki CHP 38’inci Olağan Kurultayı’nı “mutlak butlan” gerekçesiyle iptal etmesi, Türk finans piyasalarında şok dalgası yarattı. Mahkemenin, mevcut genel başkan Özgür Özel ve parti yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırarak, eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin görevi devralmasına karar vermesi, siyasi belirsizliği zirveye taşıdı.
Bloomberg’in piyasa kaynaklarına dayandırdığı habere göre, bu beklenmedik hukuki kararın ardından Türk kamu bankaları, Türk Lirası’ndaki aşırı değer kaybını önlemek ve piyasadaki volatiliteyi stabilize etmek amacıyla gün boyu toplam 6 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirdi. İşlemler hakkında bilgi sahibi yatırımcılar, söz konusu döviz arzının yaklaşık yarısının (3 milyar dolar), mahkeme kararının hemen ardından piyasaya sürüldüğünü belirtti. Döviz satışlarındaki yoğunluğun ilerleyen saatlerde yavaşladığı kaydedilirken, siyasi krizin borsadaki yansıması da ağır oldu; BIST 100 endeksi günü %6,05 değer kaybıyla 13.163,88 puandan kapattı.
Finans Hattı Yorum:
Siyaset ve finans dünyasının iç içe geçtiği bu kritik süreç, Türkiye’nin “hukuki öngörülebilirlik” ve “siyasi istikrar” primini doğrudan etkileyen bir dönüm noktasıdır. Finansal perspektiften bakıldığında, bir gün içerisinde 6 milyar dolarlık müdahale rakamı, piyasada yaşanan stresin boyutunu ve “panik alımı” iştahının ne denli yüksek olduğunu kanıtlıyor. Kamu bankalarının bu çapta bir likidite enjeksiyonu yapması, döviz kurlarındaki (USD/TRY) ani bir kopuşu engellemiş olsa da, bu durumun Merkez Bankası net rezervleri üzerindeki dolaylı baskısı önümüzdeki günlerin en önemli tartışma konusu olacaktır.
“Mutlak Butlan” kararı, piyasa aktörleri tarafından sadece bir parti içi mesele olarak değil, demokratik süreçlerin ve hukuki kararların retrospektif (geriye dönük) etkisi olarak algılandı. Finans dünyası için en büyük düşman belirsizliktir; ana muhalefet partisinin yönetim meşruiyetinin yargı yoluyla sarsılması, yabancı yatırımcı nezdinde “ülke risk primi” (CDS) üzerinde yukarı yönlü bir baskı yaratacaktır. Nitekim Borsa İstanbul’un günü %6’yı aşan bir kayıpla ve hacimli bir satışla kapatması, yerli ve yabancı kurumsal sermayenin “risk azaltma” (de-risking) moduna geçtiğinin somut göstergesidir.
Analizimizdeki asıl kritik nokta şudur: Kamu bankaları tarafından yapılan bu 6 milyar dolarlık set çekme operasyonu, piyasayı bir süre yatıştırabilir; ancak siyasi krizin çözümüne dair somut bir yol haritası belirmedikçe, piyasada oluşacak olan “karar anı” baskısı devam edecektir. Yatırımcıların, mahkeme sürecindeki bir sonraki adımları (itiraz yolları ve Yargıtay süreci) pür dikkat izlemesi gerekmektedir. Kısa vadede Türk Lirası varlıklarda “siyasi risk iskontosu” hakim kalmaya devam edecek olup, 6 milyar dolarlık bu hamlenin ardından piyasada oluşabilecek likidite açığı, bankacılık sistemi üzerinde ek fonlama maliyetleri doğurabilir. Finans Hattı olarak öngörümüz; siyasi tansiyon düşmeden kurlardaki baskının kalıcı olarak sönmeyeceği ve borsada 13.000 puan desteğinin hukuki gelişmelerle sık sık test edileceği yönündedir.












