KKM’de Düşüş Sürerken Kur Riski Azalıyor
Türkiye’de, 5 Haziran haftası itibarıyla döviz mevduatlarında parite etkisinden arındırılmış olarak 1 milyar 659 milyon dolarlık belirgin bir düşüş yaşandı. Bu gelişme, geçen hafta 1 milyar 488 milyon dolarlık artışın ardından dikkat çekici bir tersine dönüşe işaret ediyor.
Gerçek kişilerin döviz mevduatlarında 476 milyon dolarlık bir azalma gözlemlenirken, tüzel kişilerin mevduatlarında 1 milyar 83 milyon dolarlık daha büyük bir düşüş kaydedildi. Bu durum, kur riskinden korunma eğiliminin hem bireysel hem de kurumsal yatırımcılar arasında azaldığına işaret ediyor.
Öte yandan, kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM) ise geçen hafta 1,3 milyon lira azalarak 311,2 milyon liraya geriledi. Bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 126 milyar 737 milyon lira artışla 26 trilyon 54 milyar 213 milyon liraya ulaşırken, toplam mevduat 75 milyar 397 milyon lira artışla 29 trilyon 633 milyar 774 milyon liraya yükseldi. Bu rakamlar, genel mevduat tabanının genişlediğini ancak döviz mevduatlarından TL’ye geçişin devam ettiğini gösteriyor.
Finans Hattı Yorum:
Döviz mevduatlarındaki bu keskin düşüş, para politikasındaki sıkılaşma adımlarının ve enflasyonla mücadeleye yönelik kararlı duruşun bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Özellikle tüzel kişilerin döviz mevduatlarından TL’ye geçişi, kur üzerindeki spekülatif baskıyı azaltma potansiyeli taşıyor. Bu durum, genel ekonomik istikrar ve döviz kurunun daha öngörülebilir bir patikada ilerlemesi açısından olumlu bir sinyal olarak algılanabilir. Şirketlerin kur riskini yönetme stratejilerindeki bu değişim, Güncel Şirket Haberleri kategorisinde de yakından takip ediliyor.
Yatırımcı sentimantı, bu verilerle birlikte TL’ye dönüş eğiliminin arttığını gösteriyor. Makroekonomik göstergelerdeki olumlu gelişmeler ve enflasyon beklentilerindeki olası bir iyileşme, TL mevduatlarına olan talebi daha da artırabilir. Teknik olarak, bu durumun Borsa İstanbul üzerindeki dolaylı etkileri de değerlendirilmelidir. Kurdaki istikrar, şirket karlılıkları üzerindeki belirsizliği azaltarak risk iştahını artırabilir.
Ancak, bu düşüşün kalıcılığı ve etkileri yakından izlenmelidir. Küresel ekonomik gelişmeler, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar ve olası jeopolitik riskler, döviz talebinde ani değişimlere neden olabilir. Yatırımcıların, bu tür makroekonomik değişimleri risk yönetimi stratejilerinin bir parçası olarak değerlendirmesi önemlidir.












