Merkez Bankası Anketi: Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Hafif Yükselirken Büyüme Tahminleri Geriledi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Haziran ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçları, yıl sonu enflasyon beklentisinde sınırlı bir artışa işaret ederken, 2026 yılı büyüme beklentisinde ise bir miktar düşüş olduğunu ortaya koydu.
Ankete göre, yıl sonu enflasyon beklentisi bir önceki aya göre %28,94‘ten %29,14‘e yükseldi. 12 ay sonrası enflasyon beklentisi ise %23,82‘den %23,81‘e gerileyerek sınırlı bir düşüş gösterdi. Haziran ayı için Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) beklentisi ise %1,36 olarak gerçekleşti; bu oran, önceki anket döneminde %1,52 seviyesindeydi.
Ekonomik büyüme tarafında ise beklentilerde bir miktar pessimistic bir eğilim gözlemlendi. 2026 yılı büyüme beklentisi %3,3‘ten %3,2‘ye düşerken, 2027 yılı büyüme beklentisi ise %4,1 seviyesinde sabit kaldı.
Döviz kuru beklentilerinde ise karışık bir seyir izlendi. Yıl sonu döviz kuru beklentisi 51,57‘den 51,47‘ye gerilerken, 12 ay sonrası için döviz kuru beklentisi 54,69‘dan 55,72‘ye yükseldi.
Finans Hattı Yorum:
TCMB’nin Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Haziran ayı sonuçları, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu enflasyonist baskıların devam ettiğine ve bu durumun beklentilere yansıdığına işaret ediyor. Yıl sonu enflasyon beklentisindeki bu küçük artış, son dönemdeki döviz kuru hareketleri ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, 12 aylık enflasyon beklentisindeki hafif düşüş, katılımcıların orta vadede enflasyonun kontrol altına alınabileceğine dair bir miktar umut taşıdığını gösteriyor olabilir. Bu durum, para politikasının etkinliği ve gelecekteki faiz indirim döngüsüne dair sinyaller açısından kritik öneme sahiptir. Sektörümüzdeki piyasa analizlerimiz de bu verileri yakından takip etmektedir.
Yatırımcı duyarlılığı açısından bakıldığında, artan enflasyon beklentileri risk iştahını olumsuz etkileyebilirken, büyüme beklentilerindeki düşüş de ekonomik aktivitenin ivme kazanması konusunda soru işaretleri yaratıyor. Bu karmaşık tablo, TL’nin değerlemesi ve risk primleri üzerinde baskı oluşturmaya devam edebilir. Teknik olarak, Borsa İstanbul’da genel bir belirsizlik ortamı hakimken, bu tür ekonomik veriler hisse senedi piyasalarında volatiliteyi artırabilir. Özellikle, enflasyona duyarlı sektörler ve kurdan doğrudan etkilenen şirketlerin performansları yakından izlenmelidir.
Gelecek dönemde bu beklentilerin seyri, TCMB’nin para politikası adımlarının yanı sıra küresel ekonomik gelişmeler ve jeopolitik riskler ile de şekillenecektir. Yatırımcılar için önemli bir “watch-out” faktörü, enflasyon beklentilerinin kalıcı bir şekilde yükselmesi ve bunun reel ekonomiye olumsuz yansımaları olacaktır. Ayrıca, döviz kurundaki potansiyel sert hareketler ve cari işlemler dengesindeki gelişmeler de yakından takip edilmelidir.










