TÜRKİYE KREDİ NOTU: MOODY’S İNCELEMESİ TAMAMLANDI
Moody’s Türkiye Değerlendirmesini Güncelledi: Not Artışı Yok, Ekonomik Görünüm Detayları Açıklandı
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi notuyla ilgili yeni bir karar almayarak mevcut görünümünü korudu. Kuruluş, ülkeye ilişkin periyodik incelemesini tamamladığını ve bu kapsamda Türkiye ekonomisinin geleceğine dair projeksiyonlarını paylaştı. Yapılan değerlendirme, Türkiye ekonomisinin 2025-2027 dönemindeki büyüme dinamikleri, enflasyon beklentileri ve cari işlemler dengesi gibi kritik makroekonomik göstergelere odaklanıyor.
Moody’s, Türkiye ekonomisinin reel büyümesinin mevcut beklentilere göre bir miktar yavaşlayacağını öngörüyor. Kuruluşa göre, 2025 yılında %3,6 olarak beklenen büyüme oranının, dış talepteki zayıflama ve yüksek akaryakıt fiyatlarının hanehalkı satın alma gücü üzerindeki potansiyel aşındırıcı etkileri nedeniyle 2026 yılında %3,4 seviyesine gerilemesi bekleniyor. Bu yavaşlamanın ardından, 2027 yılında ise, bir sonraki cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri öncesinde devreye girebilecek mali teşviklerin etkisiyle büyümenin ivme kazanacağı tahmin ediliyor. Bu projeksiyonlar, Türkiye’nin küresel ekonomik eğilimlere ve içsel dinamiklere ne ölçüde adapte olabildiğini yansıtıyor.
Para politikası ve enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Moody’s, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından enflasyonun gerilemesiyle birlikte faiz indirimlerinin beklenildiğini belirtti. Ancak, para politikasının genel duruşunun, hem enflasyondaki düşüş trendini sürdürmek hem de Türk Lirası cinsinden varlık ve mevduatlara olan talebi sağlamak amacıyla sıkı tutulacağı öngörülüyor. Bu durum, merkez bankasının enflasyonla mücadeledeki kararlılığını ve fiyat istikrarını sağlama çabalarını teyit eder nitelikte.
Cari işlemler dengesi cephesinde ise Moody’s, önümüzdeki iki yıl içinde bir miktar bozulma bekliyor. Kuruluşun tahminlerine göre, daha yüksek enerji ithalat faturaları ve ihracattaki olası zayıflamanın etkisiyle cari işlemler açığının, 2025’te milli gelirin %1,9‘u seviyesindeyken, 2026’da bu oranın yaklaşık %3,5‘e yükselmesi bekleniyor. Ancak, temel senaryoda belirtilen petrol fiyatlarındaki olası bir gerileme durumunda, açığın 2027 yılında yeniden daralabileceği öngörüsü de raporda yer alıyor. Bu, enerji fiyatlarındaki küresel dalgalanmaların Türkiye’nin dış ticaret dengesi üzerindeki hassasiyetini ortaya koyuyor.
Enflasyon tarafında, Moody’s Ortadoğu’daki jeopolitik gerilimlerin küresel enerji fiyatlarında yarattığı sıçramanın Türkiye’nin dezenflasyonist ivmesini zorladığını kabul ediyor. Ancak, akaryakıt vergilerindeki kayan ölçek mekanizmasının, uluslararası fiyat artışlarının önemli bir bölümünü milli gelirin yaklaşık %0,5‘i düzeyinde yönetilebilir bir maliyetle dengeleyeceği kaydedildi. Kuruluş, enflasyondaki ilerlemenin çatışma öncesinde de bir miktar duraksadığını ve yıllık enflasyonun Ağustos 2025’ten bu yana %30-33 bandında yatay bir seyir izlediğini gözlemliyor. Moody’s, enflasyonun 2026’yı önceki tahminlerin üzerinde, %29 ile tamamlamasını, 2027 yılı sonu itibarıyla ise %24 seviyesine gerilemesini bekliyor.
Mevcut politika faizinin enflasyonun oldukça üzerinde seyretmesi ve dolarizasyon oranının nispeten stabil kalması, yerli mevduat sahiplerinin TCMB’ye olan güvenine işaret ediyor. Mart ayı başından bu yana yaklaşık %40 düzeyinde bulunan etkin politika faizi, enflasyonla mücadelede sıkı para politikasının devam ettiğini gösteriyor. Yaklaşık %38‘de sabit kalan dolarizasyon oranı ise, enflasyonist beklentilerin yönetilmesi ve TL’ye olan güvenin sürdürülmesinin önemini vurguluyor. Bu durum, halka arz süreçleri ve şirketlerin finansal yapıları üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir.
Finans Hattı Yorum:
Moody’s’in Türkiye’nin kredi notuyla ilgili bir güncelleme yapmaması, mevcut ekonomik programın devamlılığı açısından beklendik bir durum olarak algılanabilir. Ancak, kuruluşun ekonomik büyüme projeksiyonlarındaki hafif yavaşlama ve cari işlemler açığındaki genişleme beklentisi, küresel ekonomik yavaşlama ve enerji fiyatlarındaki belirsizliklerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor. Özellikle dış talepteki zayıflama, ihracata dayalı büyüme modelini benimseyen Türkiye için önemli bir risk faktörü olmaya devam ediyor. Moody’s’in enflasyonun seyri ve merkez bankasının para politikasına dair öngörüleri, enflasyonla mücadeledeki zorlukların sürdüğünü ancak yönetimsel adımlarla kontrol altında tutulmaya çalışıldığını gösteriyor.
Piyasalarda Moody’s’in bu temkinli ama istikrarlı değerlendirmesi, ani bir not indirimi veya yükselişi beklentisi olmayan yatırımcılar için bir miktar rahatlama sağlayabilir. Mevcut durumda, Türk Lirası üzerindeki baskının sınırlı kalması ve yurt içi yerleşiklerin TL mevduata olan ilgisinin devam etmesi, dolarizasyon oranının yüksek seyretmemesiyle teyit ediliyor. Bu durum, makroekonomik istikrar arayışının devam ettiğini ve politika yapıcıların önceliklerinin belirlendiğini işaret ediyor. Teknik olarak, Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin finansal performanslarını etkileyebilecek bu tür dış değerlendirmeler, yatırımcı duyarlılığını dolaylı olarak etkilemeye devam edecektir. Özellikle ihracatçı şirketler için dış talep görünümü kritik önem taşımaktadır.
Yatırımcıların dikkat etmesi gereken temel risk faktörlerinden biri, küresel jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerindeki potansiyel etkileridir. Bu tür dış şoklar, Türkiye’nin dezenflasyonist çabalarını sekteye uğratabilir ve cari işlemler dengesi üzerinde öngörülemeyen baskılar oluşturabilir. Ayrıca, içsel mali disiplinin sürdürülmesi ve yapısal reformların hızlandırılması, uzun vadeli ekonomik büyüme ve istikrar için hayati önem taşımaktadır. Moody’s’in projeksiyonları genel olarak bir miktar yavaşlama öngörse de, Türkiye ekonomisinin potansiyelini tam olarak ortaya koyabilmesi, bu risklerin etkin bir şekilde yönetilmesine bağlı olacaktır. Önümüzdeki dönemde, TCMB’nin para politikası adımları ve hükümetin uygulayacağı mali politikalar yakından izlenmeye devam edecektir.












