TCMB Kur Korumalı TL Mevduatlara Yeni Düzenleme: İTO Başkanı Avdagiç Değerlendirdi
Döviz Dönüşüm Desteğinde Yenilik: İş Dünyasının Beklentileri Neler?
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) firmalara yönelik döviz dönüşüm desteği mekanizmasında yapılan yeni düzenlemeyi olumlu karşıladıklarını belirtti. Bu düzenlemenin, iş dünyasının dövizdeki dalgalanmalara karşı daha öngörülebilir ve stabil bir finansal ortama kavuşması yolunda atılmış önemli bir adım olarak değerlendirildiğini kaydeden Avdagiç, yaptığı açıklamalarda iş dünyasının nihai beklentisinin, ihracat bedellerinin belirli bir oranının TL’ye çevrilmesi zorunluluğunun tamamen kaldırılması olduğunu vurguladı. Bu yeni düzenleme, firmaların döviz varlıklarını TL’ye dönüştürmeleri karşılığında sunulan desteğin koşullarını yeniden şekillendirerek, ticari faaliyetlerin daha etkin yürütülmesine olanak tanımayı amaçlıyor.
TCMB tarafından yayımlanan “Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ”, önceki uygulamalardaki bazı kısıtlayıcı unsurları ortadan kaldırıyor. Eskiden firmaların, dövizlerini TL’ye çevirirken belirli bir süre döviz alım taahhüdü vermeleri gerekiyordu. Bu durum, özellikle ithal ara malları kullanan ve döviz bazında maliyetleri olan üreticiler için önemli bir operasyonel ve finansal yük oluşturuyordu. Yeni düzenleme ile bu “döviz almama taahhüdü” zorunluluğu kaldırılmış, bunun yerine firmanın döviz pozisyonunu esas alan bir ölçümleme getirilmiştir. Bu değişiklik, ticari hayatın gerçek dinamikleriyle daha uyumlu bir yaklaşım sergileyerek, firmaların finansal planlamalarını daha esnek yapmalarına imkan tanıyor.
İTO Başkanı Avdagiç, bu yeni yaklaşımı olumlu bulduğunu şu sözlerle ifade etti: “Mevcut sistemde firmaların döviz dönüşümü sırasında bir ay boyunca döviz alımı yapmayacaklarına ilişkin taahhüt vermek zorunda kalmaları, özellikle ithal girdi kullanan üreticilerimiz açısından ciddi bir kısıttı. Yeni düzenlemeyle getirilen döviz pozisyonu ölçütü, bir yasaklama yerine bilanço temelli bir değerlendirmeye dayanıyor. Bu da ticari hayatın gerçekleriyle çok daha uyumlu bir yaklaşım sunuyor.” Avdagiç ayrıca, bu düzenlemenin ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredileriyle aynı çerçevede yapılandırılmasını da olumlu değerlendirerek, bunun firmaların uyum maliyetlerini azaltacağını belirtti. Bu çerçevede, ilgili firmaların 1 Ekim 2026 tarihinden itibaren bu yeni düzenlemenin detaylarına göre hareket etmesi bekleniyor.
İTO olarak daha önceki süreçlerde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın ziyaretleri ve TCMB Başkanı Fatih Karahan ile gerçekleştirilen görüşmeler sırasında döviz dönüşüm desteğinin sadeleştirilmesi yönündeki beklentilerini ilettiklerini hatırlatan Avdagiç, önceki uygulamada sunulan yüzde 3’lük destekten yararlanabilmek için getirilen ek kısıtlar ve taahhütler nedeniyle ihracatçıların önemli bir bölümünün bu imkandan faydalanamadığına dikkat çekti. Bu durumun üyeler tarafından kendilerine iletildiğini ve yetkililere aktarıldığını ifade etti. Yeni tebliğle birlikte, aracı ihracatçıların katma değere dayalı limitlerini doldurduktan sonra, katma değeri yüksek üretim yapan tedarikçileri adına da döviz dönüşüm işlemi gerçekleştirebileceği belirtildi. Bu sayede destek, doğrudan tedarikçi firmanın hesabına aktarılacak. Bu yaklaşım, özellikle üretim yapan ancak doğrudan ihracat gerçekleştiremeyen küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinin (KOBİ) ilk kez bu destek mekanizması içine dahil edilmesini sağlıyor. KOBİ’lerin büyük çoğunlukta olduğu İTO için bu gelişme, İstanbul’un üretim yapısı açısından stratejik bir kazanım olarak görülüyor.
Avdagiç, kamu kaynağının üretim yapan ve istihdam sağlayan firmalara yönlendirilmesini sağlayan adımların yerinde olduğunu belirterek, düzenlemenin büyük bir bölümünün 1 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe gireceğini ve uygulamanın detaylarının Uygulama Talimatı ile netleşeceğini sözlerine ekledi. Bu bağlamda, yatırımcılarımızın ve firmalarımızın Sermaye Artırımları ve diğer şirket haberlerini de yakından takip etmeleri önem arz etmektedir.
Finans Hattı Yorum:
TCMB’nin döviz dönüşüm desteğinde yaptığı sadeleştirme, küresel ekonomik belirsizliklerin ve yerel enflasyonist baskıların devam ettiği bir dönemde, reel sektöre nefes aldırma amacı taşıyor. Önceki uygulamada yer alan döviz almama taahhüdünün kaldırılması, özellikle ithal girdi bağımlılığı yüksek olan firmalar için önemli bir maliyet ve operasyonel kolaylık sağlayacaktır. Bu adımın, doğrudan üretici ve istihdam sağlayan KOBİ’lerin sürece dahil edilmesiyle birlikte, yerel üretim kapasitesini güçlendirme ve katma değerli üretimi teşvik etme potansiyeli bulunmaktadır. Sektör genelinde, bu tür düzenlemelerin finansal maliyetleri düşürerek ve öngörülebilirliği artırarak genel rekabet gücüne olumlu yansıması beklenmektedir.
Piyasa algısı açısından, bu düzenleme döviz kurundaki spekülatif hareketlere karşı bir dengeleyici unsur olarak görülebilir. Firmaların döviz pozisyonlarını daha esnek yönetebilmeleri, aynı zamanda kur riskini azaltma eğilimini de beraberinde getirecektir. Temel analiz açısından bakıldığında, bu tür destek mekanizmaları şirketlerin karlılık oranlarını ve bilanço sağlığını olumlu etkileyebilir. Teknik açıdan ise, bu tür yapısal düzenlemelerin ilgili sektör hisselerinin performansına yansımaları olabilecektir. Özellikle finansal sektöre yönelik düzenlemelerin Canlı Borsa verileri üzerindeki etkileri yakından izlenecektir.
Ancak, bu düzenlemenin etkinliğinin tam olarak anlaşılması için Uygulama Talimatı’nın detaylarının netleşmesi ve reel sektöre yansımasının gözlemlenmesi gerekmektedir. Yüzde 35’lik ihracat bedeli satış zorunluluğunun tamamen kaldırılması yönündeki iş dünyasının nihai beklentisinin ne zaman karşılanacağı da önemli bir “izleme noktası” olacaktır. Ayrıca, küresel faiz ortamındaki değişimler ve jeopolitik riskler gibi dışsal faktörler, döviz kurları üzerindeki baskıyı sürdürerek bu tür içsel düzenlemelerin etkisini sınırlayabilir. Yatırımcıların, bu tür düzenlemeleri makroekonomik gelişmelerle birlikte değerlendirmesi ve riskleri göz ardı etmemesi önemlidir.
















