İSO Türkiye İmalat PMI Temmuz’da 47.7’ye Yükseldi, Sektör Yavaşlaması Sürüyor
İmalat Sektörü Temmuz Ayında Daralma Eğilimini Sürdürdü: PMI 47.7 ile Sınırlı İyileşme Gösterdi
İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri, temmuz ayında 47.7 seviyesine yükselerek bir önceki aya göre sınırlı bir iyileşme gösterdi. Ancak, endeksin 50 eşik değerinin altında kalmaya devam etmesi, imalat sektöründeki faaliyet koşullarında belirgin bir yavaşlamanın sürdüğüne işaret ediyor. Bu durum, sektördeki olumsuz eğilimin kesintisiz olarak 28. aya ulaştığını gösteriyor.
Temmuz ayında yeni siparişlerdeki düşüş eğilimi devam etmekle birlikte, gerileme hızı haziran ayına kıyasla daha düşüktü. Anket katılımcıları, yeni siparişlerdeki zayıflamanın temel nedenleri olarak olumsuz piyasa koşullarını ve devam eden fiyat baskılarını gösterdiler. Özellikle Ortadoğu’daki mevcut jeopolitik gelişmelerin, üçüncü çeyreğin başında uluslararası talepteki zayıflamaya olumsuz etki ettiği belirtildi. Bu faktörler, üreticilerin küresel pazarlardaki talebi karşılamada zorlanmasına neden oldu.
Piyasa koşullarındaki genel durgunluk, imalatçıların üretimlerini üst üste ikinci ayda da azaltmalarına yol açtı. İstihdamda da gerileme gözlemlenirken, bunun çalışan istifalarının etkili olduğu kaydedildi. Talebin zayıf seyri, firmaların hem satın alma faaliyetlerini hem de stoklarını düşürmelerine neden oldu. Bu durum, firmaların geleceğe yönelik beklentilerinin temkinli olduğunu gösteriyor.
Girdi talebindeki yavaşlama, tedarik zincirleri üzerindeki baskıyı bir miktar hafifletti. Tedarikçilerin teslimat sürelerindeki artış, son dokuz ayın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Bu durum, tedarik zincirlerindeki aksamaların azaldığını ve lojistik süreçlerin daha verimli hale geldiğini gösteriyor. Bununla birlikte, firmalar hala deniz taşımacılığında gecikmeler yaşandığını bildirdiler, bu da küresel tedarik zincirlerinin tamamen normale dönmediğini ortaya koyuyor.
İmalat sektöründe maliyet baskıları temmuz ayında da devam etti. Girdi fiyatları hızlı bir yükseliş gösterirken, özellikle petrol ve ham madde maliyetlerindeki artış dikkat çekti. Birçok katılımcı, bu artışların temel nedenlerinden birinin Ortadoğu’daki savaşın etkileri olduğunu belirtti. Ancak, girdi maliyetleri enflasyonu, üst üste üçüncü ayda yavaşlayarak Kasım 2025’ten bu yana en düşük hızına geriledi. Nihai ürün fiyatları enflasyonu da 2026’nın başından bu yana en düşük seviyede gerçekleşti. Bu durum, firmaların maliyet artışlarını nihai ürün fiyatlarına yansıtma konusunda daha temkinli davrandığını veya maliyet verimliliği sağladığını gösteriyor.
S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, Türk imalat sektörünün 2026’nın ilk yarısının sonundaki görünümüne benzer koşullarda başladığını belirtti. Harker, Ortadoğu’daki savaşın ağırlaştırdığı durgun talep ortamında imalatçıların büyüme sağlamakta zorlandığını ancak üretimdeki yavaşlamanın hazirana kıyasla daha sınırlı olmasının daha istikrarlı bir tabloya işaret ettiğini ifade etti. Bu yorum, sektörde iyileşme sinyallerinin mevcut olduğunu ancak küresel ve bölgesel belirsizliklerin bu süreci zorlaştırdığını gösteriyor.
Sektörel PMI Analizi: Üretimini Artıran Sektör Sayısı Yükseldi
İSO Türkiye Sektörel PMI’ın temmuz raporu, alt sektörler bazında daha umut verici bir tablo çizdi. Temmuz ayında, incelenen 10 sektör arasında üretimini artıran sektör sayısı hazirandaki 2’den 3’e yükseldi. Bu durum, genel imalat sektörü yavaşlamasına rağmen bazı alt sektörlerin olumlu ayrıştığını gösteriyor.
Üretimde en güçlü büyüme giyim ve deri ürünleri sektöründe kaydedildi. Bu sektörün üretim artış hızı, dört yılı aşkın bir sürenin en yüksek seviyesine ulaştı. Elektrikli ve elektronik ürünler ile metalik olmayan mineral ürünler sektörleri de haziran ayındaki daralma eğilimini tersine çevirerek yeniden büyüme bölgesine geçti. Bu gelişmeler, belirli sektörlerde talep artışının ve üretim kapasitesinin güçlü olduğunu gösteriyor.
Buna karşın, üretimdeki en belirgin yavaşlama gıda ürünleri sektöründe görüldü. Temmuzda üretimini artıran üç sektörün tamamında yeni siparişlerde de artış kaydedildi. Yeni siparişlerde giyim ve deri ürünleri sektörü ilk sırada yer alırken, ana metal sanayinde en belirgin gerileme yaşandı. Bu karşılaştırma, sektörler arasındaki dinamik farklılıkları ortaya koyuyor.
Yeni ihracat siparişlerinde de hareketlilik arttı. İncelenen 10 sektörün 4’ünde yeni ihracat siparişleri yükseldi, bu da dış talebin bazı sektörler için olumlu bir etken olduğunu gösteriyor. İstihdamını artıran sektör sayısı ise temmuzda 5’e çıkarak şubat ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. İstihdamdaki en güçlü artışlar elektrikli ve elektronik ürünler ile kara ve deniz taşıtları sektörlerinde kaydedildi. Bu, bu sektörlerdeki büyüme beklentisinin istihdama olumlu yansıdığını gösteriyor.
Sektörlerin çoğunda enflasyonist baskılar temmuz ayında hafifledi. Girdi maliyetleri enflasyonu, ağaç ve kağıt ürünleri dışındaki tüm sektörlerde yavaşladı. En ılımlı artış makine ve metal ürünlerinde görüldü. Bu sektörde maliyet enflasyonu, serinin başladığı Ocak 2016’dan bu yana en düşük seviyeye geriledi. Nihai ürün fiyatları enflasyonu da sektörlerin çoğunda hız kesti. En ılımlı fiyat artışları gıda ürünleri, kimyasal, plastik ve kauçuk ürünler ile tekstil sektörlerinde görüldü. En güçlü fiyat artışı ise kara ve deniz taşıtlarında gerçekleşti. Bu sektörde nihai ürün fiyatları enflasyonu Ağustos 2024’ten bu yana en yüksek düzeye çıktı. Kara ve deniz taşıtlarında tedarikçilerin teslimat süreleri belirgin şekilde kısalırken, firmaların satın alma faaliyetleri 2026’nın başından bu yana ilk kez arttı. Temmuzda girdi alımlarını artıran diğer sektörler elektrikli ve elektronik ürünler ile giyim ve deri ürünleri oldu.
Bu alt sektör analizleri, genel makroekonomik yavaşlamaya rağmen belirli niş alanlarda güçlü büyüme potansiyeli olduğunu ve bazı sektörlerin tedarik zinciri ve maliyet baskılarıyla daha iyi başa çıktığını ortaya koymaktadır. Bu ayrışma, yatırımcılar için sektörel bazda fırsatları değerlendirme potansiyeli sunmaktadır.
Finans Hattı Yorum:
Temmuz ayı İSO Türkiye İmalat PMI verileri, genel bir resimde imalat sektöründeki yavaşlamanın devam ettiğini gösterse de, alt sektör analizleri daha nüanslı bir tablo sunuyor. Küresel talep zayıflığı ve jeopolitik risklerin etkileri hissedilirken, bazı sektörlerin (giyim, deri, elektrikli ürünler, metalik olmayan mineral ürünler) gösterdiği toparlanma, sektör içindeki potansiyel direnç noktalarını işaret ediyor. Özellikle giyim ve deri ürünleri sektöründeki üretim artış hızının son dört yılın zirvesine ulaşması, bu segmentteki güçlü talebi ve ihracat potansiyelini vurguluyor. Sektörel bazda bu denli farklılaşmalar, genel endekslerdeki hareketliliğin ötesinde, spesifik yatırım stratejileri için önemli ipuçları barındırıyor.
Genel PMI endeksinin 50 eşik değerinin altında kalması, yatırımcı duyarlılığında temkinli bir duruşu destekliyor. Ancak, alt sektörlerdeki iyileşme ve istihdam artışı, umutsuzluğa kapılmamak gerektiğini gösteriyor. Maliyet enflasyonunun yavaşlaması ve nihai ürün fiyatlarındaki ılımlı seyir, enflasyonist baskıların yönetilebilir bir patikaya girdiği algısını yaratabilir. Makine ve metal ürünleri gibi sektörlerde maliyet enflasyonunun serinin başlangıcından bu yana en düşük seviyeye inmesi, verimlilik artışı ve operasyonel mükemmellik açısından olumlu bir sinyaldir. Mevcut durumda, Borsa İstanbul’daki sanayi şirketleri için temel analizler yaparken, bu sektörel ayrışmaları göz önünde bulundurmak kritik önem taşıyor. Özellikle giyim, deri, elektrikli ürünler ve kara/deniz taşıtları gibi öne çıkan sektörlerdeki şirketler, genel ekonominin yavaşlamasına rağmen kendi dinamikleriyle ayrışabilir. Borsa İstanbul Teknik Analizleri sayfamızı takip ederek ilgili hisselerin teknik göstergelerini incelemeniz faydalı olacaktır.
Ancak, Ortadoğu’daki savaşın devam etmesi ve küresel ekonomik belirsizliklerin sürmesi, Türk imalat sektörü için önemli bir dış risk faktörü olmaya devam ediyor. Bu tür jeopolitik ve makroekonomik gelişmeler, özellikle ihracata dayalı sektörleri doğrudan etkileyebilir. Yatırımcıların, sektörel bazdaki olumlu gelişmelere odaklanırken, aynı zamanda bu geniş çaplı riskleri de göz ardı etmemeleri gerekmektedir. Girdi maliyetlerinde yaşanan yavaşlamaya rağmen, döviz kurundaki olası dalgalanmalar ve küresel emtia fiyatlarındaki ani değişimler, maliyet baskılarının yeniden artmasına neden olabilir. Bu nedenle, portföylerde çeşitlendirme ve risk yönetimi stratejilerinin titizlikle uygulanması tavsiye edilir.


















