YAPAY ZEKA YATIRIMLARI ALARMI: “KONUT BALONU” RİSKİ UYARISI
Yapay Zeka Altyapı Harcamalarındaki Hızlı Artış, 2000’lerin Başındaki Dot-com Dönemini Aratmayacak Bir Kriz Riski Taşıyor
Apollo Global Management Baş Ekonomisti Torsten Slök, yapay zeka (AI) altyapısına yönelik sermaye harcamalarındaki agresif artışın, 2000’lerin başındaki konut piyasası balonu ve dot-com dönemindeki telekomünikasyon yatırımlarından çok daha hızlı bir ivme kazandığını belirtti. Slök’e göre, bu denli hızlı bir yükselişin olası bir talep yetersizliği durumunda ekonomide sert bir geri çekilme riski taşıdığı vurgulanıyor. ChatGPT’nin 2022 sonunda lansmanından bu yana hız kazanan veri merkezi inşaatları ve yapay zeka yatırımları, teknoloji hisselerini rekor seviyelere taşırken, beraberinde “balon” endişelerini de getirmiş durumda. Slök, yapay zeka yatırımlarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki toplam payının konut sektöründen daha küçük olmasına rağmen, büyüme ivmesi bakımından kriz öncesi dönemi geride bıraktığına dikkat çekiyor.
Apollo’nun blogunda yayımlanan analizde Slök, yapay zeka döngüsünün en yoğun döneminde, konut patlamasından neredeyse iki kat daha hızlı büyüdüğünü ifade etti. Bu durum, yatırımcıların ve piyasa gözlemcilerinin dikkatini daha önce benzer görülen spekülatif balonlara çekiyor. Slök, “Veri merkezi kurulumu miktar olarak konuttan daha küçük ancak GSYİH’deki pay değişimi açısından daha büyük ve önceki iki döngüden de daha hızlı. Aynı aritmetik tersine de işliyor: Konut sektörünün 2006 başında GSYİH’nin %6,2‘sinden 2008 sonunda %3,0‘ına gerilemesi resesyonu derinleştirmişti. Yapay zeka talebi hayal kırıklığı yaratırsa, asıl makro risk büyümenin durması değil, bu sürecin aynı hızla tersine dönmesi olacaktır,” şeklinde konuştu. Bu çarpıcı benzetme, mevcut AI yatırım dalgasının potansiyel kırılganlığını ve ekonomik sonuçlarının ciddiyetini ortaya koyuyor.
2008 finansal krizini öngörmesiyle bilinen ünlü yatırımcı Michael Burry de, Torsten Slök’ün analizine atıfta bulunarak yapay zeka balonunun riskleri konusunda uyarılarda bulundu. Burry, yapay zeka altyapısına yönelik beklentilerin karşılanamaması durumunda genel ekonomik gidişatın hızla olumsuz bir yöne evrilebileceği görüşünü destekliyor. Bu paralel uyarılar, piyasalarda bir süredir devam eden “aşırı ısınma” ve “spekülatif coşku” endişelerini daha da pekiştiriyor. Yatırımcıların, bu denli hızlı büyüyen bir sektöre yönlendirilen devasa sermaye akışının sürdürülebilirliğini ve potansiyel risklerini dikkatle değerlendirmesi gereken bir dönemdeyiz. Bu durum, özellikle teknoloji ağırlıklı Borsa İstanbul şirketleri ve küresel teknoloji devleri için de önemli çıkarımlar barındırıyor.
Apollo Global Management, merkezi ABD’de bulunan ve alternatif varlık yönetimi alanında faaliyet gösteren dünyanın önde gelen yatırım kuruluşlarından biridir. Şirket; özel sermaye, kredi, gayrimenkul ve altyapı gibi alanlarda küresel ölçekte yatırım ve varlık yönetimi faaliyetleri yürütmektedir. Bu köklü kurumun baş ekonomistinden gelen bu türden bir uyarı, piyasa dinamikleri ve gelecekteki ekonomik eğilimler hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Slök’ün analizi, sadece yapay zeka sektörünün kendisi için değil, aynı zamanda bu sektöre yapılan yatırımlardan beslenen veya bu yatırımlarla dolaylı olarak ilişkili diğer sektörler için de potansiyel risklere işaret ediyor. Bu bağlamda, benzer bir dinamikle yükseliş gösteren diğer varlık sınıfları ve yatırım araçları da mercek altına alınmalıdır.
Tarihsel olarak bakıldığında, hızlı sermaye akışlarının ve spekülatif coşkunun ardından gelen düzeltmeler, genellikle yatırımcılar için ciddi kayıplara yol açmıştır. 2000’lerin başındaki dot-com balonu ve 2008’deki konut krizi, bu gerçeğin acı hatıralarıdır. Yapay zeka gibi dönüştürücü bir teknolojinin potansiyeli yadsınamaz olsa da, bu potansiyelin mevcut yatırım harcamalarına ne kadar yansıdığı ve bu harcamaların ne kadarının gerçek talebe dayandığı kritik önem taşımaktadır. Eğer yapay zeka uygulamaları ve buna bağlı altyapı yatırımları, beklentilerin altında kalırsa veya talep öngörülen hızda artmazsa, mevcut “aşırı ısınmış” piyasa yapısı ciddi bir baskı altına girebilir. Bu durum, özellikle yüksek değerlemelerle işlem gören teknoloji şirketleri için önemli bir risk faktörü olarak öne çıkmaktadır.
Finans Hattı Yorum:
Torsten Slök’ün yapay zeka yatırımlarındaki hızlı artışa yönelik “konut balonu” benzeri uyarıları, küresel piyasalarda teknoloji odaklı varlıkların değerlemesi üzerine ciddi bir soru işareti yaratıyor. AI altyapısına yapılan sermaye harcamalarının, 2000’lerin başındaki konut ve telekom baloncuklarından daha hızlı bir büyüme ivmesi yakalamış olması, yatırımcıların genel bir “aşırı ısınma” endişesini tetikliyor. Bu durum, yalnızca doğrudan AI altyapısı sağlayan şirketleri değil, aynı zamanda bu teknolojiden faydalanarak iş modellerini dönüştürmeyi hedefleyen diğer sektörlerdeki şirketleri de etkileyebilir. Özellikle Borsa İstanbul’da da benzer bir teknoloji ve dijitalleşme trendine uyum sağlama çabası gösteren şirketler için de dolaylı riskler söz konusu olabilir.
Yatırımcı hissiyatı şu an için yüksek beklentilerle şekilleniyor ancak bu türden kritik uyarılar, piyasanın temkinli bir kesimini de harekete geçiriyor. Teknoloji hisselerindeki mevcut yüksek F/K (Fiyat/Kazanç) oranları ve PD/DD (Piyasa Değeri/Defter Değeri) çarpanları, olası bir düzeltme durumunda önemli geri çekilmelere zemin hazırlayabilir. Özellikle geçmişteki balonların yarattığı tahribat göz önüne alındığında, yatırımcıların bu aşırı büyümeyi rasyonel talebe dayalı mı, yoksa spekülatif bir coşkuya mı dayalı olduğunu sorgulaması gerekiyor. Teknik olarak bakıldığında, teknoloji endekslerinin ve önde gelen hisselerin kritik destek seviyelerini koruyup koruyamayacağı yakından izlenmelidir.
Bu analizin olası bir “tersine dönme” senaryosunda en büyük risk, spekülatif sermayenin hızlı çıkışı olacaktır. Eğer AI yatırımlarının getirdiği büyüme beklentileri karşılanamazsa veya yapay zeka teknolojisinin benimsenmesi öngörülen hızda ilerlemezse, mevcut yüksek değerlemeler sürdürülemez hale gelebilir. Bu durum, geniş çaplı bir piyasa düzeltmesine yol açabilir ve özellikle kaldıraçlı pozisyonlar alan yatırımcılar için ciddi riskler barındırabilir. Yatırımcıların, bu potansiyel risklere karşı dikkatli olması ve portföylerini çeşitlendirme stratejilerini gözden geçirmesi önerilir.

















