ABD ve Çin Heyetleri Seul’de Masada: Ticaret Mi, Küresel Güvenlik Mi?
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng liderliğindeki heyetler, Güney Kore’nin başkenti Seul‘de kritik ticaret görüşmelerine başladı. Mart ayında ertelenen ve büyük önem taşıyan ABD-Çin zirvesinin son hazırlıklarını tamamlamak amacıyla bir araya gelen delegasyonlar, gerginleşen küresel siyasi ortamda ekonomik ilişkileri yeniden şekillendirme çabasında.
Heyetler, 13 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla Seul’de başlayan görüşmelerde, ticari rekabetin yanı sıra küresel güvenlik ve enerji krizini de masaya yatırıyor. ABD’nin, İran petrolüne bağımlı olan Çin’e, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği konusunda Tahran üzerinde baskı kurması yönündeki talepleri, görüşmelerin ana gündem maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Çin’in ise ABD’nin bölgedeki deniz gücü operasyonlarına katılma çağrılarına henüz olumlu yanıt vermediği belirtiliyor.
Bu görüşmeler, yaklaşık 10 yıl aradan sonra bir ABD başkanının Pekin’i ziyaret edecek olması sebebiyle tarihi bir nitelik taşıyor. İki ülke, Paris’teki son temaslarda gündeme gelen ve ticari anlaşmazlıkları yönetmek üzere tasarlanan kalıcı bir mekanizma olan “Ticaret Kurulu” (Board of Trade) üzerinde de yoğunlaşmış durumda. ABD’nin, İran ham petrolünü işleyen Çinli rafinerilere yönelik uyguladığı yaptırımlar ise Çin heyetinin en sert itiraz noktalarından birini oluşturuyor.
Geçmiş müzakere süreçlerine bakıldığında, ABD ve Çin arasındaki ilişkiler Donald Trump‘ın ikinci başkanlık döneminde tarife artışları, teknoloji kısıtlamaları ve Çin’in nadir toprak elementleri üzerindeki kontrolü gibi konularda derin anlaşmazlıklarla karakterize edilmişti. Taraflar, daha önceki görüşmelerde karşılıklı tarife artışlarını 90 günlük periyotlarla iki kez askıya almış ve beşinci tur müzakerelerin sonunda ekonomik anlaşmazlıkların çözümüne dair geçici bir mutabakat çerçevesi üzerinde uzlaşmaya varmıştı.
ABD ve Çin heyetlerinin daha önceki müzakere temasları aşağıdaki tarihlerde gerçekleşmişti:
- Mayıs [Geçtiğimiz Yıl], Cenevre
- Haziran [Geçtiğimiz Yıl], Londra
- Temmuz [Geçtiğimiz Yıl], Stockholm
- Eylül [Geçtiğimiz Yıl], Madrid
- Ekim [Geçtiğimiz Yıl], Kuala Lumpur
- Mart [Bu Yıl], Paris
Finans Hattı Yorum:
Seul’de başlayan ABD-Çin ticaret görüşmeleri, küresel ekonominin iki dev gücü arasındaki hassas dengeyi yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Özellikle İran’ın Basra Körfezi’ndeki stratejik konumu ve küresel enerji piyasaları üzerindeki potansiyel etkisi göz önüne alındığında, bu görüşmelerin sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir dönüm noktası olma ihtimali de bulunuyor. ABD’nin yaptırım tehditleri ve Çin’in enerji bağımlılığı, müzakerelerin seyrini doğrudan etkileyebilir ve küresel emtia piyasalarında volatiliteye yol açabilir.
Yatırımcıların bu görüşmelere yaklaşımı temkinli bir iyimserlik taşıyor. Hem ABD hem de Çin ekonomilerinin küresel ticaretteki kilit rolü, barışçıl bir çözümün piyasalar üzerinde olumlu bir etki yaratacağı beklentisini güçlendiriyor. Ancak, geçmişteki ticari savaşların yarattığı güvensizlik ortamı, kalıcı bir anlaşmaya varılana kadar belirsizliklerin süreceğine işaret ediyor. Özellikle teknoloji hisseleri ve gelişmekte olan piyasalara yönelik yatırımlarda, bu görüşmelerin sonuçları yakından takip edilecektir.
Önümüzdeki dönemde, tarafların “Ticaret Kurulu” mekanizması üzerindeki ilerlemesi ve İran ile ilgili konularda atılacak adımlar yakından izlenmelidir. Anlaşmaya varılan geçici mutabakat çerçevesinin somut adımlara dönüşüp dönüşmeyeceği, ticaret savaşlarının tekrar alevlenip alevlenmeyeceğini belirleyecek kritik faktörler arasında yer alacaktır. Yatırımcılar için 90 günlük askı periyotları ve olası yeni tarifelere karşı tetikte olmak, stratejilerinde esneklik sağlamak açısından önem taşıyor.












