Sanayinin Rekabet Gücü ve Teknolojik Dönüşümü Artacak
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Ardıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” kapsamında yaptığı açıklamalara olumlu yaklaştı. Programın, yatırım ortamını iyileştirerek üretim ve istihdama önemli katkılar sağlayacağını belirtti.
Programın Yatırım Ortamına Etkisi
Ardıç, yaptığı yazılı açıklamada, “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı“nın, Türkiye’nin bölgesel bir yatırım, üretim, ticaret ve finans merkezi olma hedefini somutlaştırdığını vurguladı. Gerçekleştirilecek düzenlemelerin, özellikle ihracatçılar, dış ticaret firmaları ve uluslararası tedarik zincirleriyle çalışan sanayiciler için büyük önem taşıdığını ifade etti. Ardıç, “ASO olarak bu programı, yatırım ortamını güçlendirecek, sanayimizin rekabet gücünü artıracak ve teknolojik dönüşümüne katkı verecek kapsamlı bir adım olarak değerlendiriyoruz. Transit ticaret ve yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık kazançlarında indirim oranının yüzde 100‘e çıkarılması, Türkiye’nin yalnızca bir üretim üssü değil küresel tedarik zincirlerinin yönetildiği bir ticaret ve lojistik merkezi olma kapasitesini de güçlendirecektir.” şeklinde konuştu.
Girişimcilik ve Teknolojiye Odaklanma
Programın diğer bir önemli hedefinin ise Türkiye’yi girişim şirketleri ve girişim sermayesi açısından bölgesel bir çekim merkezi haline getirmek olduğunu belirten Ardıç, yazılım, yapay zeka, ileri mühendislik, savunma teknolojileri, robotik, biyoteknoloji, ileri malzeme ve yarı iletken alanlarında gelişecek girişimlerin sanayinin teknolojik ilerlemesinde kilit rol oynayacağını dile getirdi. Yatırım ve girişim sermayesine yönelik her adımın, özellikle Ankara sanayisinin dönüşüm hızını doğrudan etkileyeceğine dikkat çekti.
Yurt Dışı Varlıkların Ülkeye Kazandırılması
Ardıç, vatandaşların ve şirketlerin yurt dışındaki varlıklarını ülkeye getirmelerini kolaylaştıran düzenlemeler ile yurt dışında yaşayan vatandaşların Türkiye’ye dönüşünü teşvik eden 20 yıl yurt dışı kaynaklı gelirlerden vergi istisnası gibi adımların sadece mali kolaylıklar olmadığını, aynı zamanda sermayenin, tecrübenin, küresel bağlantıların ve nitelikli insan kaynağının ülkeye yönelmesi açısından stratejik bir önem taşıdığını belirtti. Bu vizyonun Ankara için ayrı bir anlamı olduğunu vurgulayan Ardıç, savunma sanayisi, makine, medikal cihaz, yazılım, elektronik ve ileri mühendislik alanlarıyla teknoparkları, organize sanayi bölgeleri ve üniversite-sanayi işbirliği kapasitesiyle Ankara‘nın, Türkiye’nin en güçlü üretim ve teknoloji merkezlerinden biri olduğunu söyledi.
Sanayiciye Vergi İndirimleri ve Destekler
Yatırım çekim gücünün artmasının daha fazla üretim, ihracat, teknoloji ve nitelikli istihdam anlamına geldiğini kaydeden Ardıç, “Sanayicimiz için bu programın asıl değeri buradadır.” ifadesini kullandı. Vergi yükünün azaltılmasının, üretim yapan, istihdam sağlayan ve yatırım gerçekleştiren sanayiciler için güçlü bir destek olduğunu belirtti. Ardıç, imalatçı ihracatçıların kurumlar vergisi oranının yüzde 9‘a, diğer ihracatçı kurumlar için ise yüzde 14‘e indirilmesine yönelik düzenlemenin, sanayi ve ihracat adına son derece kıymetli olduğunu söyledi. Küresel rekabetin ağırlaştığı günümüzde, enerji, finansman, kur ve lojistik maliyetlerinin ihracatçı üzerindeki yükünü hafifletecek bu desteğin, üretim çarklarının daha güçlü dönmesine, yatırımların hızlanmasına ve Türkiye’nin küresel ticaretteki konumunun güçlenmesine katkı sağlayacağını ekledi. ASO olarak, açıklanan düzenlemelerin uygulama hızını, ikincil mevzuatın hazırlanışını ve sahadan gelecek geri bildirimleri yakından takip edeceklerini ve üyelerin gözlem ve taleplerini hükümetin ilgili kurumlarıyla paylaşmaya devam edeceklerini bildirdi.
Finans Hattı Yorum:
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı“, makroekonomik hedeflere ulaşmada önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor. Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Ardıç‘ın da altını çizdiği gibi, programın temel amacı Türkiye’yi sadece bir üretim üssü olmaktan çıkarıp, küresel tedarik zincirlerinin yönetildiği stratejik bir merkez haline getirmektir. Özellikle ihracatçılara yönelik kurumlar vergisi indirimleri (yüzde 9 ve yüzde 14), artan küresel maliyet baskısı altında rekabet gücünü korumak isteyen firmalar için kritik bir destek mekanizması olacaktır. Girişim sermayesi ve teknoloji odaklı teşvikler, Ardıç‘ın da belirttiği gibi, yazılım, yapay zeka, savunma teknolojileri gibi katma değeri yüksek alanlarda yeni büyüme potansiyelleri yaratma vaadi taşımaktadır. Yurt dışı varlıkların ülkeye kazandırılmasına yönelik adımlar ise hem sermaye girişini teşvik edecek hem de nitelikli iş gücünün ve tecrübeli profesyonellerin ülkeye dönüşünü sağlayarak uzun vadeli ekonomik büyümeye ivme kazandıracaktır. Programın başarısı, ikincil mevzuatın etkinliği ve sahadaki uygulamanın hızı ile yakından ilişkili olacaktır. ASO‘nun bu süreçteki proaktif rolü ve üyelerinin geri bildirimlerini ilgili kurumlarla paylaşma taahhüdü, programın hedeflerine ulaşmasında önemli bir köprü vazifesi görecektir. Bu adımların, özellikle Ankara gibi üretim ve teknoloji potansiyeli yüksek şehirler için stratejik bir dönüşüm fırsatı sunduğu açıktır.












