Japon ve Güney Kore Piyasaları Fırsat Alımlarıyla Yükseldi, Çin Enflasyon Verisine Rağmen İvme Kazanamadı
Asya borsaları, yeni haftanın ilk işlem gününde karışık bir tablo çizdi. Japonya ve Güney Kore piyasaları, geçen haftaki sert düşüşlerin ardından teknoloji hisselerinde yaşanan toparlanmayla güçlü bir yükseliş kaydederken, Çin piyasaları yerel enflasyondaki hafif iyileşmeye rağmen ivme kazanmakta zorlandı. Piyasalar, ABD’de 40 gündür devam eden hükümet kapanmasının sona ermek üzere olduğuna dair haberlerle yükselen ABD vadeli işlemlerinden de destek buldu.
Teknoloji Hisselerindeki Toparlanma Japonya ve G. Kore’yi Uçurdu
Günün en iyi performansını sergileyen piyasalar, sırasıyla %1,2 ve %2,8 yükselen Japonya’nın Nikkei 225 ve Güney Kore’nin KOSPI endeksleri oldu. Bu yükselişte, yatırımcıların geçen haftaki derin kayıpların ardından teknoloji sektöründe “fırsat alımı” yapması başrolü oynadı.
Güney Koreli çip devleri SK Hynix %5 ve Samsung Electronics %2,3 yükselirken, Japonya’nın çip ekipmanı üreticileri Advantest Corp. %3,9 ve Tokyo Electron %4,3 oranında değer kazandı. Çip üreticileri ayrıca, NVIDIA CEO’su Jensen Huang’ın şirketin gelişmiş Blackwell yapay zeka çiplerine yönelik çok güçlü bir talep olduğuna dair açıklamalarından da destek buldu.
Çin, Olumlu Enflasyona Rağmen Geride Kaldı
Bölgedeki pozitif havaya rağmen, Çin’in Shanghai Shenzhen CSI 300 ve Shanghai Composite endeksleri yatay-düşük bir seyir izledi. Hafta sonu açıklanan verilere göre, Çin’in tüketici fiyat endeksi (TÜFE) enflasyonu, Altın Hafta tatilinin etkisiyle Ekim ayında %0,2 artarak beklenenden daha iyi geldi ve Haziran ayından bu yana ilk pozitif okumasını kaydetti.
Ancak bu olumlu veriye rağmen, üretici fiyatlarının üst üste 37. ayda da negatif bölgede kalması, ülkenin inatçı bir deflasyonist eğilimle mücadele ettiğini ve sanayi sektöründeki zayıflığın devam ettiğini bir kez daha teyit etti. Bu durum, piyasalar üzerindeki baskıyı sürdürdü.
Finans Hattı Yorumu: Haftanın ilk işlem günündeki tablo, küresel yatırımcı algısındaki ayrışmayı net bir şekilde ortaya koyuyor. Piyasalar bir yandan, ABD’deki siyasi krizin çözülme ihtimali gibi genel risk iştahını artıran gelişmelere olumlu tepki verirken, diğer yandan yapısal sorunlarla boğuşan bölgelere karşı son derece seçici ve temkinli davranıyor.
Japonya ve Güney Kore’deki teknoloji rallisi, geçen haftaki sert satışların ardından gelen doğal bir “tepki alımıdır”. Yatırımcılar, yapay zeka gibi uzun vadeli büyüme hikayelerine olan inançlarını koruyor ve düşüşleri bir alım fırsatı olarak görüyor. Ancak bu, yapay zeka hisselerindeki “aşırı değerleme” endişelerinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor; sadece kısa vadeli bir rahatlama rallisi yaşanıyor.
Çin’in bu rallinin dışında kalması ise en önemli sinyal. TÜFE’deki cılız artışın, tatil harcamaları gibi geçici bir faktöre dayanması ve üretici fiyatlarındaki 3 yıllık daralma trendini kıramaması, yatırımcıları ikna etmeye yetmedi. Bu durum, Çin ekonomisindeki yavaşlamanın sadece bir konjonktür meselesi olmadığını, emlak krizi ve zayıf iç talep gibi daha derin ve yapısal sorunlardan kaynaklandığını gösteriyor. Pekin’in ekonomiyi canlandırmak için daha güçlü ve ikna edici adımlar atması gerektiği algısı piyasalara hakim. Özetle, piyasalar genel bir iyimserlikten çok, “tematik” bir iyimserlik içinde; yatırımcılar Çin’in genel ekonomisine değil, belirli teknoloji hikayelerine para yatırmayı tercih ediyor.

