İhracat %2,2, ithalat %2,6 artış kaydederken; yıllıklandırılmış ihracat 270 milyar dolar sınırını aştı. Hammadde ithalatı dış ticaret faturasını kabartmaya devam ediyor.
Türkiye’nin 2025 yılı Kasım ayı dış ticaret verileri, ticaret hacmindeki ılımlı büyümeye rağmen dengedeki bozulmaya ve açığın genişlemesine işaret etti. Açıklanan verilere göre, Kasım ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,2 artarak 22 milyar 718 milyon dolara, ithalat ise yüzde 2,6 artışla 30 milyar 523 milyon dolara yükseldi.
İthalat artış hızının ihracatı geride bırakmasıyla birlikte dış ticaret açığı 7 milyar 805 milyon dolar seviyesine çıktı. Bu tablo, ihracatın ithalatı karşılama oranını aşağı çekerek yüzde 74,4’e gerilemesine neden oldu.
Yılın ilk 11 ayını kapsayan Ocak-Kasım döneminde ise ihracat yüzde 3,7 artışla 247 milyar 188 milyon dolara, ithalat yüzde 5,7 artışla 329 milyar 675 milyon dolara ulaştı. Bu dönemde kümülatif dış ticaret açığı 82 milyar 488 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yıllıklandırılmış bazda ihracatın 270 milyar 595 milyon dolara ulaşması ise verilerin pozitif tarafını oluşturdu.
Mal gruplarına göre incelendiğinde, Kasım ayında hem ihracatta (10 milyar 688 milyon dolar) hem de ithalatta (20 milyar 680 milyon dolar) aslan payını hammadde (ara malları) grubu aldı. Sektörel dağılımda ise ihracatın yüzde 93,3’ünü imalat sanayi sırtlarken, ithalatta imalat sanayinin payı yüzde 82,5 oldu.
Finans Hattı Yorumu:
Kasım ayı dış ticaret verileri, Türkiye ekonomisinin “ithalata dayalı büyüme” sarmalından tam olarak çıkamadığını ve dış dengede kırılganlığın sürdüğünü gösteriyor. İthalatın ihracattan daha hızlı artması ve karşılama oranının %75 kritik eşiğinin altına sarkması (%74,4), cari açık üzerindeki baskının devam edeceğine işaret ediyor.
Özellikle ithalat kalemlerinde hammadde grubunun 20,6 milyar dolarla zirvede yer alması, sanayinin üretim yapabilmek için hala yüksek oranda ithal girdiye ihtiyaç duyduğunu (yapısal bağımlılık) kanıtlıyor. İhracat tarafında yıllıklandırılmış rakamın 270 milyar doları aşması, küresel yavaşlamaya rağmen ihracatçının pazar payını koruduğunu gösteren önemli bir başarı. Ancak, makasın ithalat lehine açılıyor olması, ekonomi yönetiminin önümüzdeki dönemde döviz ihtiyacı ve kur politikası üzerinde daha hassas bir denge kurmasını gerektirecektir.

