Uçuş Kayıtları, Cezaevi Görüntüleri ve Mahkeme Evrakları İnceleniyor, Gözler Yeni İsimlerde
ABD’nin yakın tarihinin en karanlık ve en çok ses getiren skandallarından biri olan Jeffrey Epstein davasında yeni bir perde aralandı. ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi, hapishanede ölü bulunan ve kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ağı kurmakla suçlanan milyarder Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin 33.295 sayfalık devasa bir belge arşivini kamuoyunun erişimine açtı.
Komite Başkanı James Comer’in talimatıyla online olarak paylaşılan belgeler arasında;
-
Epstein’in özel uçağına ait uçuş kayıtları,
-
Öldüğü geceye ait cezaevi gözetim görüntüleri,
-
Mahkeme evrakları, ses kayıtları ve e-postalar bulunuyor.
“Yeni Bir Şey Yok” Açıklaması Tatmin Etmedi
Komite Başkanı Comer, belgeleri inceledikten sonra, “Görebildiğim kadarıyla belgelerde yeni bir şey yok,” diyerek büyük bir ifşaat beklentisini düşürmeye çalışsa da, kamuoyu ve araştırmacılar on binlerce sayfalık bu arşivi didik didik incelemeye başladı.
Yayımlanan belgeler arasında en çok dikkat çekenlerden biri, Epstein’in öldüğü geceye ait 13 saatlik kesintisiz cezaevi kamera kaydı oldu. Bu kaydın, Adalet Bakanlığı’nın daha önce yayımladığı görüntülerden daha uzun olduğu ve daha önce “kayıp dakika” olarak adlandırılan 60 saniyelik boşluğu giderdiği belirtildi.
Belgeler arasında ayrıca, 2006 yılına kadar uzanan ve Epstein mağdurlarıyla yapılan röportajların yanı sıra, polisin Epstein’in evinde yaptığı aramalara ait vücut kamerası görüntüleri de yer alıyor.
Siyasi Yankıları Sürüyor: Gözler Trump’ın Üzerinde mi?
Epstein skandalı, aralarında Prens Andrew gibi kraliyet üyelerinden Bill Clinton gibi eski başkanlara kadar birçok güçlü ismin adının geçtiği bir “güç ve şantaj” ağı iddiasıyla her zaman siyasi bir boyut taşımıştı. Son dönemde ise iddiaların odağında ABD Başkanı Donald Trump yer alıyordu.
İş adamı Elon Musk, Trump’ın adının Epstein dosyalarında geçtiğini ve bu nedenle dosyaların açıklanmasının engellendiğini iddia etmişti. Wall Street Journal ise, Trump’ın Epstein’e müstehcen içerikli bir doğum günü mektubu gönderdiğini öne sürmüş, bu haber üzerine Trump gazeteye 10 milyar dolarlık bir dava açmıştı.
Yeni yayımlanan on binlerce sayfalık belgede, bu iddiaları destekleyecek veya çürütecek yeni bir kanıt olup olmadığı, önümüzdeki günlerde yapılacak detaylı incelemelerle ortaya çıkacak.
Finans Hattı Yorum:
Jeffrey Epstein davasına ilişkin belgelerin yayımlanması, ilk bakışta bir adli ve magazinel olay gibi görünse de, gücün, paranın ve siyasetin kesişim noktasında yer alması nedeniyle finansal piyasalar için de dolaylı ancak önemli sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyor.
1. “Elit Risk Primi” ve Piyasa Algısı: Bu dava, sadece bir kişinin suçlarından ibaret değil; küresel siyaset, iş ve finans dünyasının en tepesindeki “elitler” ağına dair rahatsız edici bir tablo sunuyor. Bu belgelerden, görevdeki siyasetçiler, büyük şirketlerin CEO’ları veya önemli finans figürleri gibi yeni ve sarsıcı isimlerin çıkması, bu kişilerin ve kurumların itibarına onarılamaz zararlar verebilir. Bu durum, genel olarak kurumlara ve “sisteme” olan güveni sarsarak, piyasalarda öngörülemez bir “elit risk primi” yaratabilir.
2. Siyasi İstikrarsızlık Riski: Olayın merkezindeki en önemli siyasi figür, görevdeki ABD Başkanı Donald Trump. Eğer bu 33 bin sayfalık arşivden, Trump’ı yasal veya ahlaki olarak zor durumda bırakacak somut ve yeni bir kanıt çıkarsa, bu durum ABD iç siyasetinde büyük bir fırtına koparabilir. Bu, başkanın siyasi geleceğini, yaklaşan seçimleri ve dolayısıyla ülkenin genel siyasi istikrarını etkileyebilir. Finansal piyasalar, siyasi istikrarsızlıktan nefret eder ve bu tür bir gelişme, borsalarda ani ve sert bir satış dalgasına neden olabilir.
3. “Şantaj ve Komplo” Teorilerinin Piyasaya Etkisi: Epstein ağının bir “şantaj operasyonu” olduğu yönündeki iddialar, bu belgelerle yeniden alevlenebilir. Eğer güçlü isimlerin bu ağ aracılığıyla tuzağa düşürülüp, daha sonra bu şantajlarla belirli siyasi veya finansal kararları almaya zorlandığına dair bir kanıt ortaya çıkarsa, bu durum piyasalardaki tüm temel analizleri alt üst edebilir. Bu, komplo teorisi gibi görünse de, bu tür bir algının yayılması bile tek başına piyasalardaki güveni sarsmak için yeterlidir.
Sonuç olarak, bu belgelerin içeriği önümüzdeki günlerde ve haftalarda yavaş yavaş ortaya çıkacak. Finansal piyasalar, bu sır perdesinin aralanmasından siyasi bir deprem mi yoksa sadece eski bilgilerin tekrarı mı çıkacağını görmek için nefesini tutarak bekleyecektir. Her iki durumda da, bu olay güç ve para ilişkilerinin karanlık yüzünü bir kez daha gözler önüne sermektedir.

