İsrail, ABD ve İran üçgeninde şiddetini artıran gerilimin kapsamlı bir sıcak çatışmaya dönüşme ihtimali, global ekonomi üzerinde büyük bir panik havası yarattı. Dünya petrol trafiğinin can damarı olan Hürmüz Boğazı’nın ticari gemilere kapatılma senaryosu, yeni bir küresel ekonomik şokun habercisi niteliğinde. Küresel enerji ticaretinin kalbi olan bu rotanın sekteye uğraması, enerji faturalarını kabartmanın yanı sıra otomotiv endüstrisi üzerinde devasa bir maliyet yükü oluşturma potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, alternatif nakliye güzergahlarının kullanımının lojistik harcamalarını zirveye taşıyacağı konusunda uyarıyor. Krizin uzun soluklu olması durumunda otomotiv sektörü; tedarik zinciri kesintileri, artan taşıma ücretleri ve yükselen enerji faturalarıyla eş zamanlı bir sınav verecek. Bu sarmalın, araç etiket fiyatlarını yukarı yönlü tetiklemesi ve pazardaki talebi daraltması bekleniyor.
Ne Yaşanıyor, Nerede Oluyor: Petrol Fiyatlarındaki Keskin Yükseliş
Basra Körfezi’nden çıkarılan petrolün küresel piyasalara açılan kapısı olan Hürmüz Boğazı’ndan her gün ortalama 20 milyon varil petrol transfer ediliyor. Bu miktar, dünyadaki toplam petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25’lik kısmını oluşturuyor. Stratejik öneme sahip bu hattın işleyişini kaybetmesi veya yavaşlaması, enerji maliyetlerinde sarsıcı etkiler yaratıyor. Analizlere göre, çatışma ortamının daha da kötüleşmesi halinde petrol fiyatlarının 100 dolar sınırını kalıcı olarak aşması ve en kötü senaryolarda 150-200 dolar seviyelerine tırmanması muhtemel görünüyor. Mevcut savaş atmosferinde bile brent petrolün varil fiyatı yüzde 30’a yakın bir sıçramayla 95 dolar bandına dayanmış durumda. Petrole gelen her 1 dolarlık zammın, otomotiv ekosistemine doğrudan ek maliyet olarak yansıdığı biliniyor.
Nasıl Etkiliyor: Otomotiv Girdilerinde Petrole Bağımlılık
Otomotiv imalatında hayati öneme sahip olan çok sayıda hammadde, doğrudan petrol türevlerinden elde edilmekte ve bu riskli rota üzerinden küresel pazarlara dağıtılmaktadır. Enerji maliyetlerindeki ivmelenme, üretim tesislerinin harcamalarını katlayarak nihayetinde tüketiciye yansıyacak zamların zeminini hazırlıyor. Petrol fiyatlarından direkt olarak etkilenen temel malzemeler şunlardır:
- Plastik aksamlar
- Sentetik kauçuk ve otomobil lastikleri
- Kimyasal kaplamalar ile endüstriyel boyalar
- Kablo izolasyon materyalleri
- İç trim ve çeşitli kaplama malzemeleri
Kim Ne Dedi: Sektör Temsilcilerinin DÜNYA Gazetesine Özel Açıklamaları
Küresel deniz taşımacılığındaki bu daralma, özellikle Asya ve Avrupa arasındaki parça sevkiyatını vuruyor. Navlun ücretlerindeki artış, savaş riski poliçeleri ve rotaların uzaması, pandemi dönemindeki üretim duruşlarını akıllara getiriyor. Konuyu DÜNYA gazetesine değerlendiren Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Yakup Birinci, şu ifadeleri kullandı:
“Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri. Küresel petrol ve LNG arzının yaklaşık beşte biri bu hat üzerinden taşınıyor. Bu nedenle İran- ABD gerilimi nedeniyle boğazın trafiğe kapanması, enerjiye yüksek bağımlılığı olan sanayi kollarını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye otomotiv tedarik sanayi açısından bakıldığında ise bu durumun doğrudan etkileri söz konusu olabilir. Türkiye otomotiv tedarik sanayi, büyük ölçüde Avrupa üretim ağlarıyla entegre çalışan bir yapıda. Bu nedenle enerji fiyatlarındaki olası artışlar ve küresel lojistikte yaşanabilecek aksaklıklar, üretim maliyetleri ve tedarik süreleri üzerinde baskı oluşturabilir. Özellikle petrokimya türevleri, plastik hammaddeler ve bazı metal girdilerinde küresel fiyat dalgalanmaları yaşanması ihtimali sektör tarafından yakından takip ediliyor”
Türkiye’nin Avantajı ve Elektrikli Araçların Yükselişi
Türkiye ve Avrupa, üretim bileşenleri açısından (yarı iletkenler, kablo tesisatları, elektronik donanımlar ve batarya hücreleri) Asya’ya, özellikle de Çin’e derinden bağlı konumda. Akaryakıt fiyatlarındaki tırmanış, içten yanmalı motorlu taşıtların kullanım masraflarını artırırken, kilometre başına daha düşük maliyet sunan ve Türkiye’de daha avantajlı vergi diliminde bulunan elektrikli araçların cazibesini artırıyor. Bu değişim sürecinde Türkiye’nin jeopolitik pozisyonuna dikkat çeken Yakup Birinci sözlerine şöyle devam etti:
“Küresel şirketler, riskli ve uzun tedarik hatları yerine daha güvenli ve yakın üretim merkezlerine yönelme eğilimi gösterebiliyor. Türkiye otomotiv tedarik sanayi bu noktada Avrupa için güvenilir bir üretim ve tedarik ortağı olma özelliğini güçlendirebilir. TAYSAD olarak gelişmeleri yakından takip ediyor, üyelerimizle birlikte küresel tedarik zincirlerinde yaşanabilecek olası aksaklıklara karşı hazırlıklı olmayı öncelikli görüyoruz. Sektörümüzün esnek üretim kabiliyeti, güçlü mühendislik altyapısı ve uluslararası entegrasyonu sayesinde bu tür küresel dalgalanmalara karşı dayanıklılığını koruyacağına inanıyoruz. Bu dönemde, sürecin ne kadar uzayacağı gibi varsayıma dayalı noktalara odaklanmak çok akılcı değil. Sektör temsilcileri olarak, çoklu senaryo planıyla, her bir olasılık için ayrı bir yol haritası hazırlanılmasını önemle tavsiye diyoruz”
Çin’in Pozisyonu ve Küresel Tedarikteki Kritik Rolü
DÜNYA’ya açıklamalarda bulunan Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, krizin lojistik boyutuna ve Çin’in esnek tedarik hamlelerine dikkat çekerek şu yorumu yaptı:
“Pekin İran’la, en azından Çin’e gidecek petrol ve Katar LNG gemileri için güvenli geçiş arayışında görüşmeler yürütüyor. Bu başarıya ulaşırsa Çin, Batı’ya göre daha esnek bir tedarik diplomasisi kurmuş olur. Ayrıca savaş sonrası dönemde Körfez ve çevre pazarlarda araç, yedek parça, makine, altyapı malzemesi ve hızlı teslim edilebilen endüstriyel ürünlerde Çinli üreticiler pazar payı kazanabilir. Fakat bu ‘hemen olumlu’ bir tablo değil; önce şok, sonra yeniden pozisyon alma senaryosu. Otomotiv ve yedek parça sektörü açısından benim en net okuduğum sonuç şu: Kısa vadede Çin avantaj değil, risk taşıyor; orta vadede ise en hızlı adapte olan oyuncu olma ihtimali var. Çünkü bugün asıl problem fiyat değil, akış güvenliği. Çin malı bulunabilir ama navlun, sigorta, transit ve teslim tarihi istikrarsızsa ticaret yönetilemez hâle gelir. Buna karşılık kriz uzar ve Batılı üreticiler daha maliyetli kalırsa, Çin hem üretim kapasitesi hem de fiyat esnekliğiyle yeniden alan açabilir”
| 2025 Çin – Orta Doğu Tedarik ve Ticaret Verileri | |
|---|---|
| Çin ile GCC (Körfez İşbirliği Konseyi) Arasındaki Mal Ticareti | Yaklaşık 298 milyar dolar |
| Çin’in Orta Doğu’ya Araç İhracatı | 1,39 milyon adet |
| Orta Doğu Pazarının Çin’in Denizaşırı Sevkiyatındaki Payı | Yaklaşık 1/6 (Altıda biri) |
Çin’in hem pazar hem de enerji girdisi bakımından ağır bir baskı altında olduğunu ve dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı konumunda bulunduğunu vurgulayan Saim Aşçı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çin dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı ve enerji güvenliği açısından Körfez’e çok bağlı. 2025’te Çin’in petrol ithalatı rekor seviyeye çıktı; Körfez ülkeleri Çin’in başlıca enerji tedarikçileri arasında kalmaya devam etti. GCC ile Çin arasındaki mal ticareti de son dönemde yaklaşık 298 milyar dolar seviyesinde; blok Çin’in ham petrol ithalatında çok önemli pay taşıyor. Çin 2025’te 1,39 milyon araçla Orta Doğu’ya çok ciddi ihracat yaptığını, bunun toplam denizaşırı araç sevkiyatının yaklaşık altıda birine denk geliyor. Yani Çin hem enerji girdisi hem de ihracat pazarı bakımından aynı anda baskı altında. Buna ilaveten Çin’de bazı rafinerilere yeni yakıt ihracat kontratlarını durdurma yönünde telkin verildiği, çünkü ham petrol sıkışıklığı rafineri çıktılarını baskıladığı bildiriliyor. Çin’in Orta Doğu’ya çelik ihracatında da tekliflerin geri çekildiğini, navlun ve sigorta sorunları nedeniyle fiili ticaretin aksadığını aktarıyor. Yani Çin’den çıkan sanayi ürünleri iç”

