IMF: Bölge Büyümesi Savaştan Etkileniyor
Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da Ekonomik Görünüm Güncellendi
Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan son Orta Doğu ve Orta Asya Bölgesel Ekonomik Görünüm Güncelleme Raporu‘na göre, bölgedeki mevcut çatışma ortamı ekonomik görünümü ciddi şekilde baskılıyor. Rapor, bu yılın başlarındaki olumlu gelişmelere rağmen, jeopolitik gerilimlerin ve operasyonel aksamaların ekonomik aktiviteyi yavaşlattığına dikkat çekiyor.
Küresel Şok Etkileri ve Tedarik Zinciri Baskısı
Raporda, bölgedeki savaşın sadece yerel bir şok olmanın ötesine geçerek hızla küresel bir boyut kazandığı vurgulanıyor. Özellikle Brent petrolü fiyatlarının 100 dolar seviyesinin üzerine fırlaması, doğal gaz, gübre ve metal emtialarında ani fiyat artışları yaşanması, hem bölgesel hem de küresel ölçekte tedarik zincirlerinde daralma ve üretim maliyetlerinde yükseliş gibi acil ekonomik sonuçlar doğurduğu belirtiliyor. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın olası kapanması, petrol ve doğal gaz üretimindeki aksamalar ile Körfez’e yönelik hava trafiğindeki ciddi etkilenmeler de ekonomiler üzerinde doğrudan negatif baskı oluşturuyor.
Büyüme Tahminlerinde Revizyonlar ve Ülke Bazlı Görünüm
IMF’nin revize edilen tahminlerine göre, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesi ekonomisinin 2025 yılı için öngörülen %3,2‘lik büyüme hızının, bu yıl %1,1‘e gerilemesi bekleniyor. Uzun vadede ise 2027 yılında büyümenin %4,8‘e ulaşması öngörülüyor. Bu rakamlar, Ekim 2025‘teki raporlarda öngörülen 2026 ve 2027 için %3,7‘lik büyüme beklentisinden farklılaşıyor.
Özellikle Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi petrol ihraç eden ekonomilerde büyüme beklentilerinde belirgin aşağı yönlü revizyonlar göze çarpıyor. KİK bölgesi ekonomisinin bu yıl %2‘ye gerilemesi beklenirken, bu oran 2025’te %4,4 seviyesinden revize edildi. KİK ülkelerinden Bahreyn‘in bu yıl %0,5, Kuveyt‘in %0,6 ve Katar‘ın %8,6 küçülmesi öngörülüyor. Diğer yandan, Umman‘ın %3,5, Suudi Arabistan‘ın %3,1 ve Birleşik Arap Emirlikleri‘nin de %3,1 büyümesi tahmin ediliyor.
Yüksek Belirsizlik ve Riskler Devam Ediyor
IMF Orta Doğu ve Orta Asya Departmanı Direktörü Jihad Azour, yaptığı açıklamada, çatışmaların bölge ülkeleri üzerindeki etkisinin oldukça dengesiz olduğunu belirtti. 8 petrol ihracatçısı ülkeden 5’inin 2026’da daralacağının öngörüldüğüne dikkat çeken Azour, özellikle Katar‘ın altyapıdaki geniş çaplı hasarın bir yansıması olarak bu yıl için büyüme tahmininde 14,7 puanlık en keskin aşağı yönlü revizyonla karşı karşıya kaldığını aktardı. Petrol ithalatçısı ülkeler için kırılganlıkların artmaya devam ettiğini ve düşük gelirli ve kırılgan devletlerin en ağır baskılar altında olduğunu vurguladı. Ekonomik tahminleri çevreleyen belirsizlik düzeyinin yüksek kaldığı ve risklerin büyük ölçüde aşağı yönlü olduğu kaydedildi. Sürecin kalıcılığının, 7 Nisan‘da duyurulan ateşkesin sürdürülebilirliğine ve küresel ile bölgesel istikrarın yeniden sağlanıp sağlanamayacağına bağlı olduğu belirtildi.
Finans Hattı Yorum:
IMF’nin son raporu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki ekonomik görünümün ne denli kırılgan bir denge üzerinde olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Özellikle jeopolitik risklerin, küresel emtia piyasaları üzerindeki etkileri ve bunun bölgesel ekonomilere yansıması, yatırımcılar ve politika yapıcılar için yakından izlenmesi gereken bir gelişme. Savaşın sürmesi ve belirsizliğin devam etmesi, ekonomik aktiviteyi yavaşlatarak öngörülen toparlanma senaryolarını riske atıyor. Petrol ihracatçısı ülkelerdeki potansiyel daralma beklentileri, küresel enerji piyasaları için de ek bir volatilite unsuru taşıyor.
Bu durum, özellikle petrol ithalatçısı ve düşük gelirli ülkeler üzerinde daha derin bir baskı oluşturarak sosyal ve ekonomik istikrarı tehdit ediyor. Küresel tedarik zincirlerindeki bozulmalar ve artan maliyetler, enflasyonist baskıları artırarak bölgedeki genel ekonomik sağlığı olumsuz etkileyebilir. 7 Nisan‘daki ateşkesin kalıcılığı ve bölgesel istikrarın tesisi, ekonomik toparlanma için kritik öneme sahip. Aksi takdirde, IMF’nin tahmin ettiği toparlanma eğiliminin gecikmesi ve daha derin resesyon risklerinin ortaya çıkması söz konusu olabilir.
Yatırımcılar açısından, MENA bölgesine yönelik stratejilerde risk yönetimi ön plana çıkmalı. Özellikle çatışmalardan doğrudan etkilenen veya jeopolitik risklere daha açık ülkelerdeki yatırımlar, dikkatli bir fizibilite çalışması gerektiriyor. Alternatif olarak, jeopolitik risklerden daha izole kalabilecek veya iç talebe dayalı büyüme potansiyeli olan sektörlere odaklanmak, bu dönemde daha akılcı bir yaklaşım olabilir. Güvenli liman varlıklarına yönelme eğiliminin artması da beklenebilir.











