İSO İhracat İklim Endeksi Nisanda Hafif Düştü
Türkiye imalat sanayi ihracat pazarlarında iyileşme sürdü ancak ivme azaldı.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi, nisan ayında bir önceki aya göre hafif bir gerilemeyle 50,2 olarak kaydedildi. Bu değer, eşik değer olan 50‘nin üzerinde kalarak ihracat ikliminde üst üste 28. kez bir iyileşmeye işaret etse de, büyüme hızının son 2.5 yılın en düşük seviyelerinden birine indiği gözlemlendi.
Türkiye’nin ana ihracat pazarlarındaki faaliyet koşullarını ölçen endeks, mart ayında 50,3 seviyesindeydi. Nisan ayındaki bu sınırlı iyileşme, küresel ölçekte Orta Doğu’daki savaşın ekonomik etkilerinin hissedilmesi ve talep koşullarındaki yavaşlamayla ilişkilendirildi.
Nisan ayında Türkiye imalat sanayi ihracatındaki büyümenin lokomotif görevini ise toplamda %12,5‘lik paya sahip olan ABD ve Birleşik Krallık üstlendi. ABD’de üretim bir önceki aya göre hafif bir ivme kazanırken, Birleşik Krallık’ta ise mart ayındaki durağanlığın ardından yeniden bir genişleme eğilimi gözlemlendi.
Bununla birlikte, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Almanya‘da üretim nisanda yeniden daralma bölgesine girerek, bölgedeki ekonomik aktivitenin yaklaşık bir yıldır ilk kez gerilemesine neden oldu. Diğer Euro Bölgesi ekonomilerinde de talep koşulları genel olarak olumsuz seyretti; Fransa ve İspanya‘da üretim azalırken, İtalya‘da aktivite durağan kaldı. Öte yandan, Hollanda‘da imalat sanayi üretimi ise güçlü bir artış gösterdi.
Orta Doğu pazarında ise Birleşik Arap Emirlikleri‘nde petrol dışı ekonomik aktivite mart ayına göre güçlenmesine rağmen büyüme hızı düşük kaldı. Suudi Arabistan‘da üretim yeniden genişleme eğilimine girerken, Katar ve Lübnan‘da daralma hız kesme eğilimi gösterdi. Hava sahasının nisan ayında önemli bir bölümünde kapalı kalması nedeniyle Kuveyt‘te ekonomik aktivite mart ayındaki oranında azaldı ve bu ülkede tüm PMI kapsamındaki ekonomiler arasında en sert daralma kaydedildi.
Küresel ölçekte en güçlü üretim artışı Uganda‘da kaydedilirken, bu ülkeyi Singapur ve Hindistan izledi. Ancak bu ekonomilerin Türkiye’nin imalat sanayi ihracatındaki payının nispeten düşük olduğu belirtildi.
S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, Orta Doğu’daki savaşın küresel ekonomik etkilerinin belirginleştiğini vurgulayarak, ihracat pazarlarında talep artışının son iki buçuk yılın en düşük seviyelerinde olduğunu belirtti. Harker, savaşın hızlı bir şekilde sona ermesi durumunda dahi önümüzdeki ayların Türk imalat sanayi ihracatçıları için zorlu geçebileceği uyarısında bulundu.
Finans Hattı Yorum:
İSO Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi’nin nisan ayı verileri, küresel ekonomik yavaşlama ve jeopolitik risklerin Türk imalat sanayi ihracatçıları üzerindeki etkilerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Endeksin 50’nin üzerinde kalması pozitif bir sinyal olsa da, büyüme hızındaki belirgin düşüş ve bazı kilit pazarlardaki (özellikle Almanya) daralma eğilimi, önümüzdeki dönemde ihracat performansında bir baskı unsuru olabileceğini gösteriyor. ABD ve Birleşik Krallık gibi pazarlardaki dirençlilik, ihracatçılar için bir miktar dengeleyici rol oynasa da, genel talep koşullarındaki zayıflama dikkat çekiyor.
Piyasa katılımcıları açısından bu veriler, küresel risk algısını artırabilir ve riskten kaçınma eğilimini güçlendirebilir. Özellikle Orta Doğu’daki gerilimin devam etmesi ve Almanya gibi büyük ekonomilerdeki toparlanma sinyallerinin zayıf kalması, döviz kurları ve emtia fiyatları üzerinde de dalgalanmalara neden olabilir. Yatırımcılar, bu gelişmelere bağlı olarak dışsatım ağırlıklı şirketlerin karlılık beklentilerini ve stratejilerini gözden geçirebilir.
İzlenmesi gereken temel unsurlar arasında, küresel enflasyonist baskıların seyrinin yanı sıra, ana ihracat pazarlarındaki büyüme beklentilerindeki değişimler yer alacaktır. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika adımları ve döviz kuru üzerindeki etkileri, ihracat maliyetlerini ve rekabet gücünü doğrudan etkileyeceği için yakından takip edilmelidir. Teknik olarak, belirli sektörlerdeki ihracatçı şirketlerin hisselerinde, bu makroekonomik gelişmeler doğrultusunda destek ve direnç seviyelerinin önem kazanması beklenmektedir.












