İran Savaşının Devamı Fed’in Faiz Kararlarını Zorlaştırıyor
Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari, İran’daki savaşın uzamasının ekonomik hasar ve enflasyon risklerini artırdığını belirterek, bu durumun ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikası yönlendirmesini güçleştirdiğini ifade etti. Kashkari, pazar günü CBS televizyonunda yayımlanan “Face the Nation” programında yaptığı açıklamalarda, küresel petrol ve gaz tedarikinin %20‘sini oluşturan Hürmüz Boğazı‘nın olası kapanmasının ekonomik talep üzerindeki etkilerine odaklandığını vurguladı.
ABD ve İsrail‘in 28 Şubat‘ta İran’a yönelik geniş çaplı hava saldırıları düzenlemesi, o dönemde dünya genelinde enerji fiyatlarında sert bir yükselişe ve ABD içindeki enflasyonist baskıların artmasına neden olmuştu. Kashkari, bu riskler ve belirsizlikler göz önüne alındığında, faiz artırımının bile gündeme gelebileceğini söyledi. Faiz indirimi sinyali vermenin kendisini rahat hissettirmediğini, daha kötü senaryolarla karşılaşılabileceği ve bu durumda faizleri artırmak gibi farklı bir adım atmak zorunda kalınabileceğini belirtti.
Minneapolis Fed Başkanı, son Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında faizlerin sabit tutulması yönündeki genel görüşe karşı çıkarak oy kullanmıştı. Kurum, toplantı sonrası yaptığı açıklamada faiz hedef aralığını %3,5 ile %3,75 arasında sabit tuttuğunu ve bir sonraki adımın faiz indirimi olacağı yönündeki ortak görüşünü koruduğunu duyurmuştu. Kashkari‘nin bu yönlendirmeye itirazına Cleveland ve Dallas Fed başkanları da katılırken, Fed Yönetim Kurulu Üyesi Stephen Miran doğrudan faiz indirimi aleyhine oy kullanmıştı.
Toplantı sırasında üç bölgesel Fed başkanı faiz oranlarının sabit tutulmasını desteklemiş ve savaşın ekonomiye etkisine bağlı olarak faizlerin artabileceği veya düşebileceği yönünde açıklamalar yapmıştı. Fed geleneksel olarak enerji fiyatlarındaki şokları geçici kabul etse de, bazı yetkililer mevcut sorunların yıllardır hedefin üzerinde seyreden enflasyonla birleştiğine dikkat çekiyor. Bu durum, merkez bankasını enflasyonu kontrol altına almak amacıyla oranları artırmaya zorlayabilir. Enerjideki büyük artışlar tüketici harcama gücünü zayıflatarak genel talebi düşürse de, bu durum iş gücü piyasasını korumak isteyen kurumun faizleri sabit tutmasına neden olabiliyor.
Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, son ABD enflasyon verilerini olumsuz olarak nitelendirerek, kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksinin mart ayında yıllık bazda %3,5 arttığını belirtmişti. Bu veriler para politikası görünümündeki belirsizliği artırırken, kurumun üst kademesindeki potansiyel nöbet değişimi de piyasaları etkiliyor. Bu ayın sonunda görev süresi dolacak Başkan Jerome Powell‘ın yerine Kevin Warsh‘un geçmesi bekleniyor. Warsh‘un daha gevşek bir faiz politikası benimseyeceğine dair işaretler olsa da, mevcut jeopolitik gelişmeler bu ajandanın uygulanmasını zorlaştırabilir.
ABD ve İsrail, dört hafta önce İran’a yönelik bombardıman kampanyasını askıya almış durumda, ancak savaşın sona ereceğine dair bir anlaşma görünmüyor. Kashkari, küresel ekonomide hızlı bir normale dönüş konusunda iyimser değil. Savaşın en iyi senaryosunda bile uzun süreli tedarik aksamaları yaşanacağını öngörüyor. Bir küresel şirketin CEO’su ile yaptığı görüşmeye atıfta bulunarak, Hürmüz Boğazı yeniden açılsa bile operasyonların normale dönmesinin altı ay sürebileceğini belirtti.
Öte yandan, Hazine Bakanı Scott Bessent, savaş çözüldüğünde enerji fiyatlarının düşeceği konusunda daha iyimser konuştu. Bessent, Fox News’a verdiği röportajda, çatışmanın ardından petrol fiyatlarının savaş öncesine göre daha düşük seviyelere inmesini beklediğini söyledi. Vadeli işlem piyasalarının da yılın sonlarına doğru daha düşük enerji fiyatları öngördüğünü ekledi. Bessent, ABD’nin petrol ihraç etme kapasitesi sayesinde mevcut enerji krizinden büyük bir kazanan olduğunu savundu.
Barclays analistleri, enerji fiyatlarındaki artışın şimdilik sınırlı kaldığını, ancak enerji akışındaki kesintilerin sürmesi halinde temel yakıt stoklarının kritik derecede düşük seviyelere ineceği ve bu kırılma noktalarında fiyatların çok daha sert sıçrayabileceği konusunda uyarıyor. Yılın geri kalanında, enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların ve jeopolitik risklerin genel enflasyon trendini yukarı yönlü baskılaması bekleniyor.
- İran ile yaşanan gerilimlerin küresel enerji arzını ve fiyatlarını etkilemesi öngörülüyor.
- Fed yetkilileri arasında faiz politikası konusunda belirgin görüş ayrılıkları mevcut.
- Enflasyon verilerinin yükselme eğilimi, Fed’i faiz artırımı seçeneğini değerlendirmeye itebilir.
- Enerji fiyatlarındaki volatilite ve tedarik zinciri aksamaları, genel enflasyonist baskıları artırabilir.
Finans Hattı Yorum:
Neel Kashkari‘nin açıklamaları, küresel jeopolitik risklerin merkez bankalarının para politikası kararları üzerindeki artan etkisini açıkça ortaya koyuyor. İran ile yaşanan gerilimlerin, özellikle Hürmüz Boğazı‘nın potansiyel kapanma riskiyle birlikte, enerji piyasalarındaki belirsizliği derinleştirmesi, enflasyonist baskıları tetikleyebilecek önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Bu durum, Fed’in enflasyonu kontrol altına alma çabaları ile ekonomik büyümeyi destekleme ihtiyacı arasındaki hassas dengeyi daha da karmaşık hale getiriyor. Enflasyonun hedefin üzerinde kalmaya devam etmesi ve enerji maliyetlerindeki öngörülemeyen artışlar, Fed’i faiz indiriminden ziyade faiz artırımını dahi masaya yatırmaya zorlayabilecek bir senaryoya işaret ediyor.
Piyasalar nezdinde, Kashkari gibi güvercin olarak algılanan bir yetkilinin bile faiz artırımı ihtimalinden bahsetmesi, mevcut faiz indirim beklentilerinin yeniden gözden geçirilmesine neden olabilir. Bu durum, özellikle faiz indirimlerine odaklanmış olan piyasa oyuncuları için bir sürpriz ve potansiyel bir risk faktörü taşıyor. Fed içindeki bölünmüşlük, para politikasının ne yöne evrileceği konusunda belirsizliği artırırken, yatırımcıların stratejilerini bu değişken ortama göre ayarlamaları gerekeceğini gösteriyor. Enerji fiyatlarındaki volatilite ve tedarik zinciri aksamalarının sürmesi, genel enflasyon görünümünü olumsuz etkileyerek, piyasa duyarlılığını daha temkinli bir hale getirebilir.
Önümüzdeki dönemde yatırımcıların dikkat etmesi gereken en önemli unsurlar, jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatlarına yansıması ve bu durumun enflasyon verilerine etkisi olacaktır. Özellikle Hürmüz Boğazı‘ndaki olası bir aksama ve İran’a yönelik ek yaptırımlar, enerji maliyetlerinde öngörülemeyen sıçramalara yol açabilir. Ayrıca, ABD’de açıklanacak olan öncü enflasyon ve PMI verileri, Fed’in faiz patikası hakkındaki belirsizliği gidermede kilit rol oynayacaktır. Teknik olarak, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin seyri ve dolar endeksinin hareketleri de piyasalardaki genel risk iştahını belirlemede önemli göstergeler olacaktır.











