MAİB Başkanı’ndan Acı Gerçek: Rakiplere Ayda 3,5 Milyar Dolar Kaybediyoruz
Makine İhracatında Gözle Görülür Farklılıklar: Fiyatlar Yükseliyor, Miktar Düşüyor
Türkiye’nin makine ihracatı, yılın ilk çeyreğinde serbest bölgeler dâhil olmak üzere toplamda 6,6 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 0,2‘lik bir artış anlamına geliyor. Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) verilerine göre, miktarsal bazda ihracatın yüzde 12,7 gerilediği bu dönemde, kilogram başına düşen ortalama ihracat fiyatı ise dikkat çekici bir şekilde 8,7 dolara yükseldi. Yıllıklandırılmış konsolide makine ihracatı 28,6 milyar dolar olarak kaydedilirken, makine ithalatı ise bir önceki 12 aya göre yüzde 7,3 artışla 46,8 milyar dolara ulaştı. Önemli pazarlardan Almanya’ya yapılan ihracat, yüzde 10,9 artışla 833 milyon dolara çıkarken, ABD’ye gerçekleştirilen makine ihracatı da yüzde 35,2‘lik bir sıçramayla 541 milyon dolar seviyesine tırmandı.
Başlıca Pazarlarda Daralma ve Büyüme Hareketleri
İtalya pazarı, yüzde 8,9‘luk bir artışla aylık ortalama 100 milyon dolar bandını korumayı başardı. Buna karşılık, Irak, Rusya ve Polonya pazarları ise yüzde 30‘un üzerinde sert daralmalar yaşadı. En çok ihracat gerçekleştirilen “içten yanmalı motor ve aksamı” kategorisinde yüzde 5,7‘lik bir artışla 638 milyon dolara ulaşıldı. Bu segmenti, 439 milyon dolarlık inşaat ve madencilik makineleri ile 378 milyon dolarlık pompa ve kompresör ihracatı takip etti. Traktörler, tarım ve ormancılık makineleri ihracatı, 300 milyon dolar barajını aşarak yüzde 17,3‘lük bir büyüme kaydederken, endüstriyel ve evsel yıkama ve kurutma makineleri kategorisinde ise yüzde 17,9‘luk bir düşüş yaşandı.
MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu’ndan Sert Uyarılar
MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, Türkiye’nin dış ticaretteki potansiyeline rağmen iç pazardaki verilerin sektörel kırılganlığın en üst seviyede olduğunu gösterdiğini vurguladı. Karavelioğlu, küresel ticaretin yeniden şekillendiği bu çalkantılı dönemde, kendi içlerindeki durumu göz ardı edemeyeceklerini belirtti. Şubat ayında makine ithalatındaki yüzde 10,1‘lik artışın, bu durumun üst üste üç ay çift haneli seviyelerde seyrederek bir “kanıksama” haline işaret ettiğini söyledi.
“Ayda 1 milyar doları Çin’e olmak üzere 3,5 milyar doları rakiplerimize destek olurcasına gözden çıkarmanın vebali elbette makine imalatçılarımızın üzerinde değildir,” diyen Karavelioğlu, ihracatın pahalı, ithalatın ise ucuz makinelerle artıyor olmasının, sanayicilerin büyük çoğunluğunun uzun vadeli menfaatlerini dahi göz ardı etmek zorunda kaldıkları bir durumu ortaya koyduğunu ifade etti. Mevcut ortamda genel imalat sanayiinin altında, yüzde 65‘e çakılı kalan kapasite kullanım oranlarıyla, iç pazarın Uzak Doğu’dan gelen “hormonlu” makinelerden korunmasının yalnızca bir dış ticaret meselesi olmadığını deneyimlediklerini sözlerine ekledi.
Küresel Kriz ve Türkiye’nin Çekim Alanı Rolü
Hürmüz ve Kızıldeniz hattındaki lojistik krizin, dünya mal ticaretinin %10‘undan fazlasını etkileyerek küresel tedarik zincirlerinin “uzak tedarik” modelindeki zafiyetini gözler önüne serdiğini belirten Kutlu Karavelioğlu, sürecin tesirlerini şu şekilde değerlendirdi:
Küresel ekonominin 2027 sonuna kadar ılımlı bir büyüme patikasında kalacağına dair iyimser tahminlerin, enerji piyasasındaki mevcut aksamaların geçici olacağı ve fiyatların bu yıl ortasından itibaren normale döneceği varsayımına dayandığını dile getirdi. Bu beklentiyi paylaşmakla birlikte, jeopolitik risklerin ticaret rotalarını kalıcı olarak yeniden çizdiği bu “stratejik kırılma” döneminin, savaş sonrasında devam edecek kalıcı sonuçları olacağının altını çizdi.
Dünyayı etkileyen belirsizlik ikliminde Türkiye’nin, sunduğu operasyonel süreklilik ile bölgesel risklerden kaçan nitelikli sermaye ve insan kaynağı için eşsiz bir çekim alanı olmaya devam edeceğini öngören Karavelioğlu, dünyanın her yerinde iş bulabilecek nitelikteki beyaz yakalı profesyonellerin, Dubai gibi merkezlerden uzaklaşarak Türkiye’deki iş fırsatlarını değerlendirmelerinin, “güven” unsurunun fiyattan daha belirleyici bir rekabet parametresi haline geldiğinin bir kanıtı olduğunu belirtti.
Finans Hattı Yorum:
Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Kutlu Karavelioğlu‘nun açıklamaları, Türkiye’nin makine sektöründeki çelişkili tabloyu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bir yandan, kilogram başına ortalama ihracat fiyatındaki artış ve Almanya, ABD gibi önemli pazarlardaki büyüme, sektörün kalitede bir sıçrama yaptığına işaret ediyor. Ancak diğer yandan, miktarsal ihracattaki gerileme ve özellikle Irak, Rusya ve Polonya gibi pazarlardaki ciddi daralmalar, küresel ekonomik yavaşlama, jeopolitik riskler ve bölgesel istikrarsızlığın etkilerini gözler önüne seriyor.
Özellikle aylık 3,5 milyar dolarlık bir meblağın rakiplere aktarılması, Türkiye’nin ithalata bağımlılığının ve cari açık üzerindeki baskının devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, sektörün kendi iç dinamiklerinin yanı sıra, küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve maliyet artışları ile de yakından ilişkili. Karavelioğlu’nun vurguladığı “kanıksama” hali, ithalatın ucuzlaması ve yerli üretimin rekabet gücündeki zorluklar göz önüne alındığında, acil politika tedbirlerinin gerekliliğini ortaya koyuyor.
Ancak olumlu bir not olarak, Karavelioğlu’nun Türkiye’nin “çekim alanı” olma potansiyeline yaptığı vurgu dikkat çekici. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde, operasyonel süreklilik ve güven unsuru, nitelikli sermaye ve insan kaynağını Türkiye’ye çekme potansiyeli taşıyor. Bu durum, makine sektörü başta olmak üzere, Türkiye’nin küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirmesi adına önemli bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Sektörün sürdürülebilir büyümesi için, hem ihracatta pazar çeşitliliğini artırmak hem de yerli üretimin rekabet gücünü yükseltecek stratejiler geliştirmek büyük önem taşıyor.












