Endüstriyel tarımın merkezi haline gelen modern seraların sayısı ve kapladığı alan her geçen gün genişlemeye devam ediyor. Üretimin tamamen topraksız yöntemlerle gerçekleştirildiği bu tesislerin yüzde 85’lik kısmında domates yetiştiriciliği yapılıyor. Halihazırda Türkiye’nin 41 farklı şehrinde faaliyet gösteren modern sera işletmeleri, sektörel gelişimi hızlandırıyor. Sera Yatırımcıları ve Üreticileri Birliği (Sera-Bir) tarafından Antalya’da ikincisi düzenlenen “II Modern Seracılık Zirvesi”, yaklaşık 250 sektör temsilcisini bir araya getirdi. Etkinlikte teknolojik inovasyonlar, yeni pazar arayışları ve sektörel iş birlikleri detaylıca ele alındı. Birlik, önümüzdeki süreçte gerçekleştireceği çalıştaylarla sektördeki dayanışmayı daha da güçlendirmeyi planlıyor.
Hedef 2030: Modern Sera Alanı 35 Bin Dekara Çıkacak
Zirve kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Sera-Bir Yönetim Kurulu Başkanı Onur Girdap, sektörün gelecek vizyonuna dair veriler paylaştı. 2019 yılında 10 bin dekar olan modern sera alanının günümüzde 20 bin dekara ulaştığını belirten Girdap, “2030 yılına kadar bu alanı 35 bin dekara çıkarma hedefimiz var” dedi. Ziraat Bankası’nın sağladığı kredilerin yatırımları canlandırdığını ifade eden Girdap, kredi süreçlerine dair şu eleştiriyi getirdi: “Modern sera yatırımları her yıl katlanarak devam ediyor. Ancak sera kredilerinin kişilerin ihtisasına (yetkinliğine) göre verilmesi halinde üretim daha da sürdürülebilir olacak. Türkiye’de krediler teminata göre veriliyor. Kişinin parasal gücü varsa ona göre veriliyor. Bu da kredilerin bu konuda bilgisiz insanlara gitmesine neden oluyor. Tıpkı zamanında hayvancılık için ahırı olan herkese verilen krediler gibi boşa gitmesi anlamına geliyor.”
Modern ve Geleneksel Seracılık Karşılaştırması
Teknolojik seraların yüksek sermaye gerektirdiğini ve bu tesislerin ağırlıklı olarak Avrupa pazarına ihracat yaptığını vurgulayan Girdap, tohum konusunda dışa bağımlılık olsa da birim alandan alınan verimde Türkiye’nin öne çıktığını söyledi. Girdap, “Biz 1 metrekarede salkım domateste şu an 55- 65 kg arasında verim alıyoruz. Hollanda’da ise 40-45 kg’larda. Onlar yoğun enerji tüketmelerine rağmen üretimleri bizden düşük. Biz konumdan dolayı seralarımızda verimde onlarla yarışır durumdayız” şeklinde konuştu.
| Özellik | Geleneksel (Topraklı) Sera | Modern (Teknolojik) Sera |
|---|---|---|
| Yıllık Domates Verimi (m²) | Maksimum 20 kg | 55 – 65 kg |
| Su Tüketimi | Normal seviye | Gelenekselin 1/3’ü kadar |
| Çevresel Etki | Pestisit kullanımı yaygın | Sıfır karbon, pestisitsiz üretim |
Yatırım Maliyetleri ve Verimlilik Artışı
Türkiye’deki toplam sera varlığı içinde modern tesislerin payının yüzde 2,5 olduğunu belirten Girdap, toplam sera yatırım maliyetinin 25 milyar dolar seviyesinde tahmin edildiğini, 20 bin dekarlık modern kısmın ise 2,5 milyar dolarlık bir pay aldığını iletti. Mevcut seraların modernize edilmesiyle üretimin katlanacağını savunan Girdap, “Normal bir topraklı serada yıllık domates üretimi metrekarede 20 kiloyu geçmiyor. Bizde ise verim 55-65 kilolarda ve 3 kat verim alıyoruz. Aynı zamanda normal bir seranın 3’te 1’i kadar da su kullanıyoruz. Yine modern seracılıkta sıfır karbon salınımı, su kaynaklarının korunması, pestisit kullanılmaması ile doğayı kirletmiyoruz” dedi.
Öte yandan, Türkiye genelinde 20 şehirde 24 adet Tarıma Dayalı Organize Sera Bölgesi kurulmasının planlandığını hatırlatan Girdap, alan ölçeklerinin küçüklüğünden şikayet etti. İhracat odaklı üretim için alanların en az 30 dekardan başlaması gerektiğini, ancak mevcut planlamada 20 dekar gibi küçük bölümlerin öngörüldüğünü sözlerine ekledi.
Jeopolitik Gelişmeler Türkiye’yi Öne Çıkardı
İran savaşı ve bölgedeki gerilimlerin Türkiye için stratejik bir fırsat yarattığını belirten Onur Girdap, şu değerlendirmelerde bulundu: “Son dönemde Doğu Avrupa’da Hollanda’yı devre dışı bırakarak pazarı domine etmeye başladık. İran savaşının başlamasıyla da başta Rusya olmak üzere uluslararası gıda talepleri Türkiye’ye yöneldi. Çoğu ülkenin gıda tedarik zinciri kırıldı. O ülkelerin üreticileri ihraç ürünlerini yerli piyasaya vermek zorunda kaldı. Tedarik için ise ilk akla gelen ülkelerin başında Türkiye geliyor.”
Antalya halindeki ihracatçıların şu an yoğun bir ürün arayışında olduğunu ifade eden Girdap, “Orta Doğu’da Suriye üzerinden karayolu bağlantımız açılırsa biz kesinlikle Arap Yarımadası’nda çok büyük oyuncu oluruz. Uçak kargo maliyetleri şu anda çok yüksek. Savaş durursa biz Arap Yarımadası’nda lider konuma geliriz. Ülkemizin bu savaştaki tarafsızlık tutumu bizim ticaretimizi de ön plana çıkartıyor” dedi.
Maliyetler ve İç Piyasa Fiyat Beklentileri
Modern bir sera kurulumunun maliyetlerine değinen Girdap, 30 bin metrekarelik bir alan için arazi hariç 3 milyon doları aşan bir bütçe gerektiğini belirtti. Ziraat Bankası’nın bu tutarın %75’ine 7 yıl geri ödemeli destek sunduğunu, yatırımcının ise yaklaşık 1 milyon dolar nakit gücü olması gerektiğini vurguladı. Sektördeki en büyük gider kalemlerinden birinin işçilik olduğunu kaydeden Girdap, dekara bir işçi düştüğünü ve işçilik maliyetinin ürün içindeki payının %30’dan %43’e yükseldiğini bildirdi.
Son olarak iç piyasadaki sebze fiyatlarına değinen Girdap, tüketiciyi etkileyen dalgalanmaların geçici olduğunu belirterek, “Fiyatlardaki ani dalgalanmalar tüketicimizi gerçekten etkiliyor. Ama Antalya’nın mevsimi çok iyi gidiyor. Sahil bölgesi üretime destek verdiği anda fiyatlarımız normal seviyeye gelecek. 15-20 gün içinde normale dönmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

