İran merkezli çatışmaların küresel piyasalardaki yansımaları her geçen gün daha belirgin hale geliyor. Enerji koridorları ve lojistik ağlarındaki aksamalar, tarımsal üretimin en temel girdilerinden biri olan gübre maliyetlerini hızla tırmandırdı. İngiltere başta olmak üzere tüm Avrupa genelinde üreticiler ağır bir maliyet baskısıyla karşı karşıya kalırken, bu tablonun kısa sürede market raflarına zam olarak yansıması kaçınılmaz görülüyor.
Enerji Maliyetleri Gübre Üretimini Tehdit Ediyor
Modern tarımın vazgeçilmez bir parçası olan sentetik gübreler, doğrudan enerji fiyatlarına endeksli bir yapıya sahip. Üretim sürecinde doğal gazdan elde edilen hidrojen ile azotun birleşmesiyle oluşan amonyak, gübrenin ana maddesini teşkil ediyor. Ancak Hürmüz Boğazı‘ndaki geçişlerin sekteye uğraması, enerji maliyetlerinin kontrolsüzce yükselmesine neden oldu. Küresel gübre arzının yaklaşık yüzde 30’unun geçtiği bu kritik rota üzerindeki tıkanıklık, fiyatları zirveye taşıdı. Yılın başında ton başına 300 dolar olan üre fiyatı, mart ayının sonunda 700 dolar seviyesine yaklaştı.
Çiftçinin Zor Kararı: Verim mi, Maliyet mi?
Sektördeki fiyat artışları, çiftçileri zorlu bir ikilemle baş başa bıraktı. Üreticiler ya iki katına çıkan maliyetleri üstlenerek ekime devam edecekler ya da gübre kullanımını kısıtlayarak rekolte kaybına razı olacaklar. Her iki alternatif de nihayetinde gıda fiyatlarının artmasına yol açacak bir zemin hazırlıyor. İngiltere özelinde ise yerli üretimin yetersizliği krizi daha da derinleştiriyor. İhtiyacının yüzde 50‘sinden daha azını kendi imkanlarıyla üretebilen ülke, geri kalan kısmı ithal etmek zorunda kalıyor.
| Ürün / Bölge | Eski Fiyat (Yıl Başı) | Yeni Fiyat (Mart Sonu) |
|---|---|---|
| Küresel Üre (Ton) | 300 Dolar | ~700 Dolar |
| İngiltere Gübre (Ton) | 370 Sterlin | 500 Sterlin |
“Ukrayna Krizinden Daha Ağır Olabilir”
Gübre ithalatçısı Nitrasol’un Başkanı John Fuller, piyasadaki durumun ciddiyetini vurguluyor. Fuller, son birkaç hafta içinde fiyatların yüzde 25 oranında arttığını ve yeni sipariş maliyetlerinin çok daha yüksek olduğunu ifade etti. Mevcut tablonun, dört yıl önce yaşanan Ukrayna krizinden daha ağır sonuçlara gebe olduğunu belirten Fuller, o dönem görülen yüzde 10’luk enflasyon artışının benzer bir risk olarak kapıda olduğunu hatırlattı.
Hayvancılık ve Sera Üretimi de Risk Altında
Kriz sadece tahıl üretimiyle sınırlı kalmıyor; hayvancılık sektörü de büyük tehlike altında. İngiltere’deki üreticiler, gübre fiyatlarının ton başına 370 sterlinden 500 sterline çıktığını ve piyasada ciddi bir stok sorunu olduğunu belirtiyor. Gübre kullanımının azalması durumunda verimin yarı yarıya düşeceğini söyleyen çiftçiler, maliyetleri doğrudan tüketiciye yansıtamadıkları için büyük zarar riski taşıyor.
Benzer bir dar boğaz seracılık faaliyetlerinde de gözlemleniyor. Londra yakınlarındaki Lea Valley bölgesinde sebze üretimi yapan işletmeler, hem gübre hem de yükselen enerji giderleri nedeniyle baskı altında. Bölgedeki gaz fiyatlarının bir ay içerisinde yüzde 90‘dan fazla artması üreticileri köşeye sıkıştırdı. Ancak süpermarketlerle yapılan sabit fiyatlı kontratlar, artan maliyetlerin satış fiyatlarına eklenmesini engelliyor.
Uzmanlar, bu sürecin bir domino etkisi yaratacağı konusunda hemfikir. Artan maliyetler önce çiftçiyi, sonra tedarik zincirini ve nihayetinde son tüketiciyi vuracak. Eğer enerji ve gübre piyasasındaki bu yükseliş trendi kırılmazsa, Avrupa genelinde yeni bir gıda enflasyonu dalgasının yaşanması bekleniyor. Üreticiler ise bu krizden çıkış için devletlerin acil ve somut adımlar atması gerektiğini savunuyor.












