Olpak’tan Ticari Diplomasisi Vurgusu
Ticaret, Komşuluk İlişkilerini Güçlendirebilir
Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026’da konuşan DEİK Başkanı Nail Olpak, iş dünyası perspektifiyle küresel ilişkilerde ticaretin önemine dikkat çekti. Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu forumda, ticareti “dünyanın yumuşak gücü” olarak tanımlayan Olpak, ticari bağların siyasi ihtilafların önüne geçebileceğini belirtti.
Yunanistan Örneğiyle Ticari İlişkiler
Olpak, kendi coğrafyamızdan Yunanistan örneğini vererek, iki ülke arasında süregelen gerginliklere rağmen ticaretin ilişkileri olumlu etkilediğini vurguladı. “Yıllardır aramızda birtakım gerginlikler konuşulur,” diyen Olpak, “İkili ticarete baktığımızda ise çok daha az sorun yaşadığımız ülkelere göre Yunanistan ile daha fazla bir ticarete sahibiz. Yunanistan ile 6,5 milyar dolar civarında bir ticaretimiz var.” ifadelerini kullandı. Bu durumun, ticari ilişkilerin komşuluk bağlarını geliştirme potansiyeli taşıdığını gösterdiğini ekledi. Olpak, “Ülkeler arasındaki ticari rakamları büyük olduğu sürece başka ihtilaflar bir miktar göz ardı edilebilir diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
Ticaret Diplomasisi ve Barış
DEİK‘in mottosu olan “ticaret diplomasisi”nin önemini yineleyen Olpak, dışişleri bakanları ve devletlerin yürüttüğü resmi diplomasinin yanı sıra iş dünyasının da bu sürece katkı sağladığını belirtti. 153 ülkeyle iş konseylerinin bulunduğunu ve her ülkeyle ticareti ve yatırımları geliştirme yönünde çalışmalar yürüttüklerini anlatan Olpak, “Ticaret diplomasisi barışa kesinlikle katkı sağlar.” dedi. Savaşma arzusu taşıyanlar olsa da, karşılıklı tatmin edici ve artan ticari ilişkilerin ayrılıkların ötelenmesine yardımcı olduğunu ifade etti.
Belirsizlik Ortamında Rekabetçilik
İş dünyasının belirsizlikten kaçındığını ve her zaman öngörülebilirlik aradığını söyleyen Olpak, forumda Avrupa‘daki rekabetçilik konusunu ele alacaklarını belirtti. Rekabetin artık sadece fiyat odaklı olmadığını, kalite, hizmet, dizayn, estetik ve hız gibi unsurları da kapsadığını vurguladı. Mevcut küresel koşulların, beş yıl öncesinin bakış açısıyla hareket etmenin yetersiz kaldığını gösterdiğini ve ilişkilerin bugünün realiteleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Olpak, “Biz komşuluğu kendi fiziki sınırlarımızın olduğu noktalarda değerlendirirdik, birbirimizle ilişkilerimizi de öyle görürdük. Bir bakıyorsunuz şimdi binlerce kilometre uzaklıktaki ülkeler birbirleriyle fiziki sınırları olmadığı halde ‘Sen beni tehdit ediyorsun.’ gerekçesi içerisinde hareketlerde bulunuyorlar.” diyerek değişen dinamiklere işaret etti.
Avrupa Birliği Üyeliği Deklarasyonu
Avrupa’da 37 ülkede iş konseylerinin bulunduğunu hatırlatan Olpak, Türk iş dünyası olarak Avrupa Birliği üyeliği konusundaki beklentilerini ve yapılması gerekenleri içeren bir deklarasyon yayımladıklarını ve bu adımın olumlu sonuçlar doğurduğunu sözlerine ekledi.
Finans Hattı Yorum:
DEİK Başkanı Nail Olpak‘ın Antalya Diplomasi Forumu’ndaki açıklamaları, küresel ekonomik ve siyasi ilişkilerin iç içe geçtiği günümüzde, ticaretin stratejik bir yumuşak güç unsuru olarak konumunu pekiştiriyor. Özellikle Yunanistan örneği üzerinden verilen mesaj, ülkeler arasındaki siyasi gerilimlerin, güçlü ticari bağlar sayesinde yönetilebileceği veya en azından etkisinin azaltılabileceği yönündeki iyimserliği yansıtıyor. Bu durum, özellikle Türkiye gibi dış ticaretin önemli bir paya sahip olduğu ekonomiler için, diplomatik ve ekonomik ilişkileri eşgüdümlü yürütmenin kritikliğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Olpak’ın “ticaret diplomasisi” vurgusu, yalnızca devletlerarası resmi temaslarla sınırlı kalmayıp, iş dünyasının da bu süreçte aktif bir rol üstlenmesi gerektiğine işaret ediyor. 153 ülkeyle kurulan iş konseyleri, bu stratejinin somut bir örneği olarak değerlendirilebilir. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde, ülkelerin sadece fiziksel sınırlara dayalı ilişkiler yerine, ekonomik bağımlılıkları ve karşılıklı fayda sağlama potansiyelini ön plana çıkarması, istikrarın sağlanması açısından daha sürdürülebilir bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşım, Avrupa‘daki rekabetçiliğin sadece fiyat değil, aynı zamanda kalite ve hizmet gibi unsurlarla da belirlendiği yeni ekonomik düzene de uyum sağlama gerekliliğini vurguluyor.
Yatırımcılar açısından bakıldığında, bu tür açıklamalar, stratejik sektörlere ve ülkelere yönelik uzun vadeli planlamalarda ticari potansiyelin ve diplomatik ilişkilerin gücünün göz ardı edilmemesi gerektiğini gösteriyor. Siyasi risklerin yüksek olduğu dönemlerde dahi, güçlü ticari bağlara sahip ülkelerdeki şirketlere yatırım yapmak, dalgalanmalara karşı daha dirençli bir portföy oluşturulmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği gibi stratejik hedefleri doğrultusunda atılan adımların, iş dünyası tarafından da desteklenmesi ve somut deklarasyonlarla pekiştirilmesi, ekonomik entegrasyon sürecine olumlu katkı sağlayacaktır.










