Katar Dışişleri Bakanlığı, Başbakan Netanyahu’nun Doha’ya yapılan saldırı için özür dilediğini ve gelecekte saldırmayacağını taahhüt ettiğini duyurdu.
İsrail ile Katar arasında son dönemde tırmanan gerilimde, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğuyla sürpriz bir yumuşama yaşandı. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Pazartesi günü Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve Başkan Trump’ın katıldığı üçlü bir telefon görüşmesinde, Doha’ya yönelik saldırı için özür diledi ve gelecekte Katar’a tekrar saldırmayacağını taahhüt etti.
Diplomatik Zirvenin Künyesi
| Kategori | Detay |
| Görüşme | Üçlü Telefon Görüşmesi |
| Katılımcılar | İsrail Başbakanı Netanyahu, Katar Başbakanı Al Sani, ABD Başkanı Trump |
| Netanyahu’nun Taahhüdü | Katar’a tekrar saldırmama sözü |
| Netanyahu’nun Adımı | Doha’ya yapılan saldırı için özür dileme |
| Katar’ın Yanıtı | Gazze’de savaşı bitirmek için ABD ile iş birliğine devam etmeye hazır |
Katar Dışişleri Bakanlığı Duyurdu
Bu tarihi gelişme, Katar Dışişleri Bakanlığı’nın sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı bir açıklamayla kamuoyuna duyuruldu. Açıklamada, Başbakan Netanyahu’nun görüşme sırasında Doha’ya yapılan saldırı için özür dilediği bilgisine net bir şekilde yer verildi.
Katar tarafı ise bu olumlu adıma karşılık, Doha’nın Gazze’deki savaşı sona erdirmek için Amerika Birleşik Devletleri ile iş birliğine devam etmeye hazır olduğunu ifade etti.
Finans Hattı Yorumu:
Bu, son derece beklenmedik ve jeopolitik açıdan oyun değiştirici bir gelişmedir. Netanyahu’nun, özellikle kendi iç kamuoyundaki “şahin” imajı düşünüldüğünde, bir Arap ülkesinden özür dilemesi ve saldırmama taahhüdünde bulunması, perde arkasında çok daha büyük bir diplomatik pazarlığın döndüğünü gösteriyor.
Bu hamlenin piyasalar için anlamı nettir: Orta Doğu’da jeopolitik risk primi düşüyor.
-
“Büyük Barış Anlaşması”nın Parçası mı?: Bu gelişme, tek başına bir olaydan çok, Trump yönetiminin Gazze’deki savaşı bitirmeyi ve daha geniş bir bölgesel barış anlaşmasını (İsrail-Suudi Arabistan normalleşmesi dahil) hedefleyen “büyük planının” bir parçası olabilir. Katar’ın Gazze’de Hamas üzerindeki etkisi, bu planın hayata geçmesi için hayati önem taşıyor. Netanyahu’nun bu “özrü”, Katar’ı masada tutmak için ödediği bir bedel olabilir.
-
Petrol Fiyatları İçin Gevşeme Sinyali: Orta Doğu’daki en sıcak çatışma hatlarından birinde tansiyonun düşmesi, küresel petrol piyasaları için bir rahatlama anlamına gelir. Körfez bölgesindeki bir savaş riskinin azalması, Brent petrol (BRN) fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskıyı azaltır.
-
Risk İştahında Artış: Bölgesel bir savaş riskinin azalması, küresel yatırımcıların risk alma iştahını (risk-on) artırır. Bu durum, hisse senedi piyasaları (özellikle gelişmekte olan piyasalar) için pozitif bir katalizör olurken, altın gibi güvenli liman varlıklara olan talebi bir miktar azaltabilir.
-
Trump’ın “Arabulucu” Rolü: Bu gelişme, Başkan Trump’ın kendini nasıl etkin bir “arabulucu” ve “anlaşma yapıcı” (dealmaker) olarak konumlandırdığının da bir göstergesidir. Bu, özellikle seçimler yaklaşırken onun dış politikadaki imajını güçlendiren bir hamledir.
Sonuç olarak, bu sürpriz telefon görüşmesi, Orta Doğu’da haftalardır tırmanan gerilimin ardından gelen ilk somut ve olumlu diplomatik adımdır. Piyasalar, bu gelişmeyi bölgede bir “yumuşama” (de-escalation) sinyali olarak son derece pozitif fiyatlayacaktır. Şimdi gözler, bu sözlü taahhütlerin ve özrün, Gazze’deki ateşkes görüşmelerine nasıl somut bir şekilde yansıyacağında olacak.

