Türkiye’nin üretim merkezi Bursa’da sanayiciler, dünya genelinde gerileyen talep, tırmanan maliyet kalemleri ve finansmana erişimdeki zorluklar nedeniyle çok yönlü bir baskı altında kalmış durumda. MÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Alparslan Şenocak, özellikle Avrupa’daki durgunluk belirtileri ile Orta Doğu’da genişleyen çatışma ortamının ihracat siparişlerinde ciddi azalmalara ve takvim sarkmalarına sebebiyet verdiğini dile getirdi.
Küresel Belirsizlikler İhracat Pazarlarını Daraltıyor
Bursa’nın Türkiye ekonomisi için hayati bir üretim ve ihracat lokomotifi olduğuna dikkat çeken Alparslan Şenocak, kentin en temel ihraç kapısı olan Avrupa’da talebin kan kaybettiğini vurguladı. Orta Doğu’da ise hakim olan savaş atmosferi ve yükselen jeopolitik risklerin ticari akışı yavaşlattığını belirten Şenocak, bu tablonun alıcı tarafında sipariş ertelemelerine ve iptallere yol açtığını, bölge pazarlarındaki bu daralmanın ise ihracatçıyı oldukça güç durumda bıraktığını ifade etti.
Şenocak, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında “mücbir sebep” kolaylığının vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerektiğini savunurken; döviz kuru seviyeleri ve iç maliyetlerdeki artışın Çin ile Hindistan gibi Uzak Doğu menşeli rakiplerle rekabeti zorlaştırdığını belirtti. Bursa’nın can damarı olan otomotiv yan sanayisinin korunması gerektiğini ifade eden Başkan, ek vergi düzenlemeleriyle bu sektörün desteklenmesinin kritik önemde olduğunu sözlerine ekledi.
Sanayicinin Karşı Karşıya Olduğu Baskı Faktörleri
Aşağıdaki tablo, Bursa sanayicisinin mevcut dönemde mücadele ettiği temel sorunları özetlemektedir:
| Baskı Unsuru | Etkisi |
|---|---|
| Küresel Talep | Avrupa’daki resesyon nedeniyle siparişlerde azalma ve iptaller. |
| Jeopolitik Riskler | Orta Doğu’daki çatışmaların lojistik ve ticari hareketliliği yavaşlatması. |
| Finansman | Sıkı para politikası kaynaklı yüksek faizler ve krediye erişim zorluğu. |
| Maliyetler | Enerji, işçilik ve genel üretim giderlerindeki sert yükseliş. |
Maliyet Kıskacı ve Finansman Zorlukları
Günümüzde sanayicilerin karmaşık bir denklemle mücadele ettiğini söyleyen Şenocak, Orta Doğu’daki çatışmaların ve küresel risklerin petrol fiyatlarını tetikleyerek enerji giderlerinde ciddi bir artış riski barındırdığını ifade etti. Bu durumun enflasyonist baskıyı canlı tuttuğunu belirten Şenocak, enerji ve işçilik maliyetlerinin yanı sıra finansman yükünün artık belirleyici bir faktör haline geldiğini vurguladı.
Ekonomi yönetiminin enflasyonu düşürme konusundaki kararlılığına destek verdiklerini hatırlatan Alparslan Şenocak, ancak uygulanan sıkılaştırma politikalarının ticari kredi kanallarını daralttığını ve faizlerin tarihi zirvelere çıktığını belirtti. Bu şartlar altında özellikle KOBİ’lerin faaliyetlerini sürdürebilmek adına büyük bir fedakarlık sergilediğine işaret etti.
2026: Dengelenme ve Yapısal Dönüşüm Hedefi
Üretimde sürekliliğin sağlanabilmesi için seçici destek paketlerinin ve devlet teminatlı uzun vadeli finansman imkanlarının daha efektif kullanılması gerektiğini belirten Şenocak, 2026 yılının bir küçülme dönemi değil, “dengelenme ve sağlamlaşma” süreci olarak yaşanacağını ifade etti. Bu sürecin kalıcı bir ekonomik büyümeye tahvil edilmesi için üretim odaklı yapısal reformların hayata geçirilmesinin şart olduğunu söyledi.
Sanayicilerin yatırım iştahını artıracak sade, adil ve öngörülebilir bir vergi sistemine olan ihtiyacı vurgulayan Şenocak, ihracatçıların lojistik yüklerini hafifletecek teşviklerin artırılması gerektiğini dile getirdi. Ayrıca enerji bağımlılığını azaltmak adına sanayide yeşil dönüşümün hızlandırılması, yenilenebilir enerji ve enerji depolama yatırımları için yeni nesil teşviklerin devreye alınmasının Bursa için yeni bir büyüme ivmesi yaratacağını belirtti.
İçeride yüksek maliyet ve finansman darboğazı yaşanırken, dışarıda pazar daralmasının aynı anda görülmesinin en büyük risk olduğunu savunan Şenocak, enflasyon kaynaklı maliyet artışlarının mevcut kur seviyeleriyle dengelenemediğini ve bu durumun küresel arenada fiyat rekabetini imkansız hale getirdiğini ifade etti. Şenocak son olarak, dışa bağımlılığı azaltacak yerli üretim stratejilerinin gıdadan petrokimyaya kadar her alanda hızla devreye alınması gerektiğini vurguladı.












