Tekstil İhracatı İlk Çeyrekte Yüzde 8 Daraldı: Gelir 2,24 Milyar Dolar Oldu
Türkiye tekstil ve ham maddeleri sektörü, 2024 yılının ilk çeyreğinde (ocak-mart dönemi) toplamda 2 milyar 235 milyon 437 bin dolar gelir elde etti. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre değerde yüzde 8, miktarda ise yüzde 10‘luk bir azalışa işaret etti.
Avrupa Birliği En Büyük Pazar Konumunda
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, sektör bu dönemde 181 ülke ve serbest bölgeye ihracat gerçekleştirdi. Toplamda 600 bin 430 ton ürün gönderildi. Gelir dağılımında en büyük payı 1 milyar 376 milyon 515 bin dolarla kumaş ihracatı aldı. Bunu 570 milyon 371 bin dolarla iplik ve 288 milyon 561 bin dolarla elyaf takip etti.
Ülke Grupları ve Bazında İhracat Performansı
Ülke grupları bazında Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, %39‘luk pay ve 872 milyon 880 bin dolarlık ihracatla ilk sırada yer aldı. Afrika ülkeleri 343 milyon 517 bin dolarla ikinci sırada konumlandı. Geçen yılın aynı döneminde 160 milyon 237 bin dolar olan Amerika ülkelerine yapılan ihracat ise bu yıl %17,2 artışla 187 milyon 861 bin dolara ulaştı.
Ülke bazında bakıldığında, İtalya 187 milyon 8 bin dolarla en çok ihracat yapılan ülke oldu. İngiltere %20 artışla 144 milyon 133 bin dolara ulaşarak ikinci, İspanya ise %4 artışla 143 milyon 390 bin dolara çıkarak üçüncü sırada yer aldı.
Bölgesel Katkı ve Ekonomik Değerlendirmeler
Türkiye’nin tekstil ihracatında yaklaşık %20’lik paya sahip olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi‘nden bu dönemde 447 milyon 858 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi.
Güneydoğu Anadolu Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mete Akcan, ihracattaki daralmanın temel nedenini küresel ekonomideki yavaşlamaya bağladı. Akcan, “Bu gerileme, küresel ekonomideki yavaşlama, artan üretim maliyetleri ve daralan kar marjlarının doğrudan bir sonucudur. Özellikle işçilik maliyetlerindeki artış, sanayicimizin rekabet gücünü ciddi şekilde zorlamaktadır. Bununla birlikte en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği‘nde yaşanan ekonomik durgunluk, talepte belirgin bir yavaşlamaya neden olmuş ve siparişler beklentilerin altında kalmıştır. İhracatçımız bugün bir yandan maliyet baskısıyla mücadele ederken diğer yandan küresel pazardaki konumunu korumaya çalışmaktadır. Bu süreci sağlıklı şekilde aşabilmek için yüksek katma değerli üretime yönelmek ve sürdürülebilirlik yatırımlarını hızlandırmak artık bir tercih değil, zorunluluktur.” ifadelerini kullandı.
Dönüşüm ve Gelecek Hedefleri
Sektörde dönüşümün kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Mete Akcan, dijital ve çevreci üretim yapısına geçişin önemine dikkat çekti. Akcan, “Tekstil sektöründeki durağanlığı aşmanın yolu, geleneksel üretim modellerinden dijital ve çevreci üretime geçişten geçmektedir. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uygulamalarını engel değil, rekabet gücünü artıracak bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz.” dedi.
Gelecek hedeflerine de değinen Akcan, pazar stratejilerinde mevcut güçlü pazarlardaki konumun korunacağını, teknik tekstil ve inovatif ürünlerle Amerika ve Uzak Doğu gibi yüksek potansiyelli pazarlarda etkinliğin artırılacağını belirtti. Akcan, “Maliyet odaklı rekabetten, değer ve teknoloji odaklı büyüme modeline geçişle bölgemiz küresel tekstilde daha güçlü bir konuma ulaşacaktır. 2026 yılı sonuna kadar tekstil ihracatındaki daralma eğilimini tersine çevirerek sürdürülebilir büyüme ivmesi yakalamayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Finans Hattı Yorum:
Tekstil ve ham maddeleri sektörünün 2024 ilk çeyrek performansına ilişkin açıklanan veriler, küresel ekonomik yavaşlamanın ve maliyet baskılarının sektör üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. %8’lik değer kaybı, sektörün gelirlerinde ciddi bir düşüşe işaret ederken, %10’luk miktar düşüşü de üretim ve siparişlerdeki daralmayı teyit ediyor. Avrupa Birliği‘nin hala en büyük pazar olması, bu bölgedeki ekonomik durgunluğun sektörü nasıl etkilediğini açıkça gösteriyor. Ancak Amerika ülkelerine yapılan ihracattaki %17,2’lik artış ve özellikle İngiltere ve İspanya gibi ülkelerdeki büyüme oranları, alternatif pazarlarda potansiyel olduğunu ortaya koyuyor.
Mete Akcan‘ın vurguladığı gibi, işçilik maliyetlerindeki artış ve küresel talepteki yavaşlama sektörün rekabet gücünü zorluyor. Bu noktada Akcan’ın dile getirdiği yüksek katma değerli üretim ve sürdürülebilirlik yatırımlarının zorunluluk haline gelmesi, sektörün geleceği açısından kritik önem taşıyor. Özellikle dijital ve çevreci üretime geçişin bir fırsat olarak görülmesi, AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uygulamalara uyum sağlamanın rekabet avantajı yaratabileceği anlamına geliyor.
Sektörün 2026 sonuna kadar daralma eğilimini tersine çevirme hedefi oldukça iddialı. Bu hedefe ulaşmada, mevcut pazarlardaki konumun korunmasının yanı sıra teknik tekstil ve inovatif ürünlerle yeni pazarlara açılma stratejisi belirleyici olacaktır. Verimlilik artışı, maliyet optimizasyonu ve teknoloji odaklı büyüme modelleri, Türk tekstil sektörünün küresel arenadaki yerini sağlamlaştırması için öncelikli adımlar olarak öne çıkıyor.












