Dünya çelik üretim liginde yıllık 38.1 milyon tonluk ham çelik üretim kapasitesiyle üst sıraları zorlayan Türk çelik sanayisi, küresel ölçekte daralan pazarlar ve sıkılaşan korumacılık duvarlarına karşı yeni bir yol haritası çiziyor. Özellikle 1 Haziran tarihi itibarıyla devreye girecek ve ürün bazında yüzde 50 seviyelerine ulaşacak kotalar nedeniyle sektörün yaklaşık 3 milyar dolarlık bir kayıpla yüzleşmesi bekleniyor. Bu riski minimize etmek isteyen sektör temsilcileri, büyüme stratejilerini Adriyatik ülkeleri başta olmak üzere Fas, Şili, Romanya ve Bulgaristan gibi alternatif pazarlara kaydırıyor.
Stratejik Dönüşüm ve İhracat Rakamları
Geçtiğimiz yılı 19.4 milyon ton miktar ve 16.5 milyar dolar değerindeki ihracat performansı ile kapatarak dünyanın en büyük ikinci ihracatçısı konumuna yükselen Türk çelik sektörü, Avrupa pazarındaki ağırlığını koruyor. 2025 verilerine göre Avrupa Birliği’ne yapılan ihracat yüzde 6,2 artışla 7 milyon 900 bin ton seviyesine ulaştı. AB dışındaki diğer Avrupa ülkelerine gerçekleştirilen ihracat ise 3,7 milyon ton olarak kayıtlara geçti. Böylece Avrupa’nın toplam pazar payı yüzde 60 seviyesinde gerçekleşti.
Sektörün yeni dönem hedeflerini özetleyen bir tablo:
| Veri Türü | Mevcut Durum / Geçmiş Yıl | 2026 Beklentisi / Hedefi |
|---|---|---|
| İhracat Miktarı | 19.4 Milyon Ton (Geçen Yıl) | 20 Milyon Ton |
| İhracat Değeri | 16.5 Milyar Dolar (Geçen Yıl) | 17 Milyar Dolar |
| Ortalama Ton Fiyatı | 851 Dolar | Katma Değerli Ürün Artışı Hedefleniyor |
Bölgesel Büyüme: Tercih Değil Zorunluluk
Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Aslan, sektörün artık bölgesel büyümeye odaklanacağını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yakın pazarlarda hızlı teslimat avantajımızı kullanacağız, orta vadede ise katma değerli ürünlerle rekabet gücümüzü artıracağız. Küresel çelik piyasasında fiyatlar ciddi baskı altında. Çin’in yüksek ihracat hacmi ve dünya genelindeki arz fazlası fiyatları aşağı çekiyor. Bu ortamda büyümeyi ancak doğru pazarlara odaklanarak ve esnek bir stratejiyle sağlamak mümkün.”
Geçen yıl ihracat miktarında artış sağlanmasına rağmen bu durumun kârlılığa aynı oranda yansımadığını belirten Aslan, ton başına ortalama ihracat fiyatının 851 dolar seviyesinde kaldığını hatırlattı. Sürdürülebilirlik için ürün yapısında dönüşümün şart olduğunu vurgulayan Aslan, “Çelik, dünyada en fazla kota ve vergiyle karşılaşan sektörlerden biri. Bir pazarda ihracat artışı sağladığınızda, çok kısa sürede yeni bir ticaret önlemiyle karşılaşabiliyorsunuz. Bu nedenle bölgesel büyüme ve ürün çeşitliliği artık bir tercih değil, zorunluluk” dedi.
Lojistik Avantajı ve Çin Faktörü
ABD’nin Çin çeliğine uyguladığı kotalar ve yüksek vergiler sonrası, Türkiye ve Çin’in benzer pazarlarda rekabet ettiğine dikkat çeken Aslan, Türkiye’nin coğrafi konumunun hala büyük bir koz olduğunu ifade etti. Aslan, sözlerine şöyle devam etti:
“Çelik sektörü giderek bölgeselleşiyor. Uzak pazarlarda hem lojistik maliyetler artıyor hem de gümrük vergileri ve kotalar ciddi bir engel oluşturuyor. Buna karşılık yakın pazarlarda hızlı teslimat, esnek üretim ve güçlü ticari ilişkiler gibi avantajlarımız var. Ancak global pazarda Çin gerçeğini de unutmamak gerekiyor. Çelik her yerde koruma altında, ticaret zora girdi. Yeniden yapılanma sürecinde Avrupa’da da çok ciddi teşvikler var.”
İç Pazarda İthalat ve İstihdam Krizi
İhracatta 20 milyon ton hedefiyle strateji güncelleyen sektör, iç piyasada ise yoğun ithalat baskısı altında. Sektörün genel görünümü şu şekildedir:
- Üretim Kapasitesi: 38.1 milyon ton
- Tüketim: 39 milyon ton
- İthalat Artışı: 2025 yılında yüzde 13,6
- Toplam İthalat: 23 milyon ton
ÇİB Başkan Yardımcısı ve Dünya Çelik Birliği Başkanı Uğur Dalbeler, tüketimin yarısından fazlasının ithalatla karşılandığına dikkat çekerek, “Dünyada 450 milyon tonluk bir çelik ticareti var, bunun 120 milyon tonunu Çin yapıyor. Bizde ithalat baskısı artıyor. Bunun sonuçlarına baktığımızda maliyet baskısı artıyor, vardiya kapatıyoruz, işçi çıkarıyoruz” açıklamasını yaptı. Dalbeler, Ocak ayı itibarıyla sektörde yaklaşık 20 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını ve ithalatın yüzde 80‘inin Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında gerçekleştiğini belirtti.
SKDM Belirsizliği ve Gelecek Beklentileri
Avrupa pazarındaki bir diğer önemli gündem maddesi ise Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM). Yılbaşında yürürlüğe giren uygulama nedeniyle belirsizliklerin sürdüğünü aktaran Adnan Aslan, 2026 yılına ihracat düşüşüyle başlandığını ancak Mart ve Nisan aylarından itibaren toparlanma beklediklerini dile getirdi. Aslan, “Avrupa’da alımlar bir süre ertelendi. Ancak mart ve nisan aylarından itibaren özellikle Avrupa kaynaklı bir toparlanma öngörüyoruz” dedi.
Dev Zirve İstanbul’da Toplanıyor
Sektörün geleceğine yön verecek önemli bir organizasyon ise İstanbul’da gerçekleşecek. Dünya çelik sektörü temsilcileri, 25–27 Ekim 2026 tarihlerinde Steel Networking Summits 2026 etkinliğinde bir araya gelecek. Adnan Aslan, etkinlikle ilgili şu bilgileri paylaştı:
“Bu etkinlikle, piyasa trendlerinin ötesine geçerek sektörü şekillendiren politik, ekonomik ve düzenleyici dinamikleri karar vericilerden doğrudan aktarmayı hedefliyoruz. 80 farklı ülkeden 500’ün üzerinde sektör profesyonelinin beklendiği konferansta 40’ı aşkın konuşmacı yer alacak. Dünya çelik sektörünün liderlerinin bir araya geleceği konferansta sektörün global sorunları tartışılacağı gibi ikili iş görüşmelerinin de yer alacağı bu platformda önemli ölçüde çelik ticaretinin de gerçekleşeceğini düşünüyoruz.”

