Gerilim Azaldı, Hisse Senedi Rallisi Devam Edecek, Ancak Enflasyon Riski Masada
İsviçreli yatırım bankası devi UBS, son dönemde küresel piyasaların en büyük korkusu olan ticaret savaşlarına ilişkin yayımladığı bir raporda, ABD ile büyük ticaret ortakları arasındaki gerilimin son haftalarda belirgin bir şekilde hafiflediğini ve en kötü senaryonun masadan kalktığını belirtti. Bu durum, gümrük vergilerinden kaynaklanan riskleri tamamen ortadan kaldırmasa da, piyasalara önemli bir rahatlama sağlayarak mevcut hisse senedi rallisinin devamı için zemin hazırlıyor.
UBS analistleri, yayımladıkları notta, “ABD ile büyük ortaklarının çoğu arasındaki ticaret ilişkileri son dönemde iyileşti ve bu da karşılıklı gümrük vergisi çatışması tehdidini azalttı,” ifadelerini kullandı. Banka, bu gelişmenin, daha soğukkanlı ve pragmatik yaklaşımların hakim olacağı yönündeki beklentileriyle uyumlu olduğunu vurguladı.
Anlaşmalar Gerilimi Düşürdü
Bu iyimserliğin arkasında, ABD’nin son dönemde attığı somut adımlar yatıyor:
Avrupa Birliği ve Japonya ile varılan anlaşmalarla, bu bölgelerden gelen mallara uygulanacak gümrük vergileri %15 ile sınırlandırıldı. Bu oran, yılın başlarında tehdit edilen %30’lara varan oranların yarısı anlamına geliyor.
En kritik cephe olan Çin ile müzakereler ise, Başkan Donald Trump’ın süreci 90 gün daha uzatmasıyla devam ediyor.
UBS, bu gelişmeler ışığında, “ABD ile ortakları arasında ekonomik yıkıma yol açabilecek bir misilleme döngüsü riski önlenmiş görünüyor,” tespitinde bulundu.
Riskler Tamamen Ortadan Kalkmadı: Enflasyon ve Sektörel Vergiler
Ancak UBS, tüm risklerin ortadan kalkmadığı konusunda da yatırımcıları uyardı.
Makroekonomik Etki: Banka, mevcut ve olası vergilerin ABD’nin GSYH büyümesini yaklaşık 1 puan azaltacağını ve enflasyonu da benzer bir oranda artıracağını tahmin ediyor.
Diğer Ülkeler: Özellikle Hindistan, İsviçre ve Brezilya‘ya yönelik cezai vergilerin devam etmesi bir risk unsuru olarak görülüyor. Hindistan’a yönelik vergilerin %50’ye kadar ulaşması, bu ülkeyle olan gerilimin altını çiziyor.
Sektörel Riskler: İlaç ve yarı iletkenler gibi stratejik sektörlere yönelik özel gümrük vergileri getirilmesi ihtimali de masada kalmaya devam ediyor.
Sonuç olarak UBS, ABD’nin ortalama gümrük vergisi oranının %15 civarında dengelenmesini bekliyor. Bankaya göre bu oran, ekonomiyi bir miktar yavaşlatsa da, “bir resesyona neden olmak veya hisse senedi rallisini sonlandırmak için yeterli olmayacaktır.”
Finans Hattı Yorum:
UBS’in bu raporu, küresel piyasalar üzerindeki en büyük kara bulutlardan birinin dağılmaya başladığına dair önemli bir sinyal veriyor. Yatırımcılar için bu analizin tercümesi şudur:
1. “Kuyruk Riski” Azaldı, Risk İştahı Artabilir: Piyasaların en büyük korkusu, kontrolsüz bir ticaret savaşı ve misilleme döngüsünün küresel bir resesyona yol açmasıydı. UBS’in “bu risk önlenmiş görünüyor” tespiti, en kötü senaryo olan bu “kuyruk riskinin” artık masadan kalktığı anlamına geliyor. Bu durum, yatırımcıların risk iştahını artırarak sermayenin hisse senedi gibi riskli varlıklara yönelmeye devam etmesini destekleyecektir.
2. Yeni Normal: “%15’lik Vergi Dünyası”
Rapor, sıfır gümrük vergili eski “küreselleşme” döneminin bittiğini, ancak topyekun bir ticaret savaşı yerine, ortalama %15 gibi daha yönetilebilir bir vergi oranının “yeni normal” olacağını ima ediyor. Şirketler ve ekonomiler, bu yeni maliyet yapısına adapte olarak tedarik zincirlerini yeniden şekillendirecekler. Bu, bir miktar verimsizlik ve maliyet artışı anlamına gelse de, topyekun bir çöküş senaryosundan çok daha iyidir.
3. Enflasyonun “Yapışkan” Olmasının Bir Nedeni de Bu:
UBS’in gümrük vergilerinin enflasyonu 1 puan artıracağı tahmini, merkez bankalarının enflasyonla mücadelesinin neden bu kadar zorlu olduğunu da açıklıyor. Para politikası talebi soğutmaya çalışırken, ticaret politikaları arz maliyetlerini yukarı iterek enflasyonun “yapışkan” kalmasına neden oluyor. Bu durum, Fed gibi merkez bankalarının faiz indirim döngüsünde daha temkinli ve yavaş hareket etmesine neden olabilir.
4. Seçicilik Önem Kazanıyor:
Tüm riskler ortadan kalkmadığı için yatırımcıların daha seçici olması gerekiyor. Özellikle Hindistan ile ticareti olan veya ilaç/yarı iletken gibi hassas sektörlerde faaliyet gösteren şirketler, hala tarife riskine daha fazla maruz kalıyor. Yatırımcıların, portföylerindeki şirketlerin bu jeo-ekonomik risklere ne kadar maruz kaldığını analiz etmeleri giderek daha önemli hale gelecektir.