Rekabet Hukuku Danışmanı Recep Gündüz, bu hafta köşe yazısında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yapay zekâ araştırma komisyonu raporuna değineceğini belirtmişti. Ancak derinlemesine incelendiğinde, yapay zekâ kadar kornişon tohumunun da gündemde olduğu anlaşıldı. Rekabet hukuku çerçevesinde bu tür konuların olağan olduğunu belirten Gündüz, Rekabet Kurumu’nun 8 Nisan 2026’da yapay zekâ sektörüne yönelik kapsamlı bir inceleme başlattığını ve benzer zamanlarda tohumculuk sektöründeki bir soruşturmayı tamamladığını aktardı. Yazıda, küresel tablo ele alındıktan sonra her iki alanın da değerlendirilmesi öngörülüyor.
Küresel Yapay Zekâ Sektöründe Rekabet Endişeleri
Yapay zekâ konusunun artık erteleme bir konu olmaktan çıktığını belirten Gündüz, İngiltere Rekabet ve Piyasalar Otoritesi’nin (CMA) 2023’te başlattığı temel modeller incelemesinde sektördeki 90’ı aşkın ortaklık ve stratejik yatırım bağlantısını ortaya koyduğunu aktardı. Bu bağlantıların hem rekabeti mümkün kıldığı hem de hakim konumları güçlendirdiği vurgulandı.
ABD, Avrupa Birliği, Japonya ve Çin’deki rekabet otoritelerinin ortaklaşa odaklandığı dört ana konu şöyle sıralanıyor:
- Çip ve altyapı tekelleşmesi
- Büyük teknoloji şirketlerinin stratejik yatırımları ve ortaklıkları
- Veri ve hesaplama gücüne erişimdeki engeller
- Algoritmik fiyatlandırma
Temmuz 2024’te CMA, Avrupa Komisyonu, ABD Adalet Bakanlığı ve FTC tarafından yayımlanan ortak bildiriyle, kritik yapay zekâ girdilerinin yalnızca birkaç firmanın elinde toplanmasının yarattığı tehlikenin altı çizildi. Bu tür uluslararası ortak bildirilerin rekabet düzenleyicilerinin gündemine bu denli güçlü bir şekilde girmesi dikkat çekici.
Rekabet Kurumu’nun Yapay Zekâ Sektör İncelemesi
Rekabet Kurumu’nun yapay zekâ sektör incelemesini başlatma gerekçesinin sıradan bir politika metni olmadığını belirten Gündüz, basın duyurusunda üretken yapay zekâ ekosistemindeki rekabet risklerine dair yerinde tespitlerin bulunduğunu ifade etti. Kurumun tespitlerine göre yapay zekâ değer zinciri, altyapıdan model geliştirmeye ve uygulamalara uzanan çok katmanlı bir yapıya sahip.
Bu zincirin merkezinde yer alan ve geniş veri setleri üzerinde eğitilen temel modeller, şirketlerin veri, işlem gücü ve uzmanlığa erken ve yoğun erişim sağlamasıyla bu zincirin birden fazla katmanında dikey bütünleşik yapılar oluşturmalarına imkan tanıyor. Bunun sonucunda pazara giriş koşullarının ağırlaşması, kullanıcıların belirli ekosistemlere mahkum olması ve rakiplerin temel girdilere erişimde zorlanması gibi durumlar ortaya çıkabiliyor.
Ayrıca, yapay zekânın mevcut dijital platformlara entegre edilmesiyle birlikte kendini kayırma, dışlama ve erişim kısıtlaması gibi davranışların zemin bulabileceği de vurgulandı. Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki birleşme işlemlerini değerlendirme biçiminin de bu süreçte kritik bir önem kazandığı, artık yalnızca teknik bir soru olmaktan çıkıp veri avantajları ve rekabet üzerindeki etkilerin de dikkate alındığı belirtildi. İncelemenin temel amacının, yapay zekâ alanındaki yapısal eğilimleri ve rekabet karşıtı riskleri erken aşamada belirlemek olduğu ifade edildi.
TBMM’nin Yapay Zekâ Raporu ve Eleştiriler
Mart 2026’da yayımlanan ve sekiz yüzü aşkın sayfadan oluşan TBMM raporunun ciddi bir emek ürünü olduğunu belirten Gündüz, raporun teknik tanımlardan algoritmik önyargıya, ulusal strateji belgelerinden uluslararası düzenleme çerçevelerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığını aktardı. Raporun kapsamlılığının yanı sıra zayıf yönlerinin de bulunduğunu vurguladı. Muhalefet şerhlerinde yer alan bir eleştiriye göre, öneriler bölümünün yüzlerce madde içermesi, bazı maddelerin tekrar etmesi ve önceliklendirmenin yeterince yapılmaması dikkat çekiyor. Stratejik hedefler için ölçülebilir kriterler yerine genel maddelerin sıralandığı belirtildi.
Rapora getirilebilecek bir diğer eleştirinin ise yapay zekâ alanındaki tekelleşme riskinin yeterince vurgulanmaması ve büyük küresel şirketlerin Türkiye’deki faaliyetlerine yönelik somut bir düzenleyici çerçevenin çizilmemesi olduğu ifade edildi. Rekabet Kurumu’nun yeni başlattığı incelemenin bu boşluğu kısmen doldurmaya aday olduğu kaydedildi.
Raporun öne çıkardığı güçlü yönler arasında Türkiye’nin genç nüfusu, üniversite altyapısı ve savunma sanayi birikiminin küresel arenada avantaj sağladığı belirtildi. Ancak donanım ve yazılımdaki dışa bağımlılığın dijital egemenlik riskleri yarattığı ve raporun bu riskleri azaltmaya yönelik somut adımlar konusunda yetersiz kaldığı ifade edildi. Rekabet Kurumu’nun sektör araştırmasının bu boşluğu doldurması ve bağlantıyı kurmasının faydalı olacağı öngörüldü.
Tohumculuk Sektöründe Rekabet İhlalleri
Tüm bu yapay zekâ tartışmalarının ortasında gözden kaçabilecek önemli bir gelişmenin, Rekabet Kurumu’nun yapay zekâ sektör incelemesini duyurduğu günlerde tohumculuk sektöründeki uzun soluklu soruşturmasını sonuçlandırması olduğunu belirten Gündüz, hibrit endüstriyel kornişon tohumu ve hibrit sebze/meyve tohumları pazarlarında faaliyet gösteren on altı şirkete yönelik soruşturmanın rekabete duyarlı bilgi değişimi, fiyat belirleme ve koordinasyon gibi ihlalleri kapsadığını aktardı. Soruşturma sonucunda toplamda yaklaşık 189 milyon TL idari para cezası kesildiği belirtildi.
Uzlaşma yolunu tercih eden on iki şirkete %25 indirim uygulandığı, soruşturmayı sonuçlandırma aşamasında ise dört şirkete daha ceza kesildiği kaydedildi. Kurumun tarla bitkileri tohumlarına yönelik soruşturmasının ise devam ettiği bildirildi.
Türkiye’de son yıllarda kronik bir sorun haline gelen gıda enflasyonunun birden fazla katmanı olduğunu belirten Gündüz, döviz, enerji maliyeti ve arz zinciri kırılganlıklarının yanı sıra tohumdan başlayan üretim sürecinde fiyatları koordineli biçimde belirleyen veya rekabete duyarlı bilgileri paylaşan şirketlerin de bu tablonun içinde yer aldığını ifade etti. Tohumun tarımsal üretimin en kritik girdisi olduğunu ve fiyatlandırma sürecine erken müdahil olan bir ihlalin, nihai ürün fiyatına kadar yansıyabileceğini vurguladı. Bu açıdan tohumculuk sektöründeki rekabet ihlallerinin, dijital pazarlardaki tekelleşme kaygılarından daha az önemli olmadığına dikkat çekildi.
Eş Zamanlı Adımlar: Yapay Zekâ ve Tohumculuk
Rekabet Kurumu’nun bu iki adımı aynı günlerde atmasının bir tesadüf olmadığını belirten Gündüz, günümüz koşullarının bunu gerektirdiğini ifade etti. Dijital gündeme odaklanırken geleneksel pazarlardaki rekabet bozulmalarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yapay zekâyı izlemek ile domates tohumunu izlemenin aynı önemde olduğunu, zira her ikisinin de nihayetinde tüketicinin cebini doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi.











