Sürdürülebilirlik ve Kadın İstihdamı: Fayda Odaklı Dönüşüm
Küresel ekonomik sistemde sürdürülebilirlik ve yeşil ekonomi kavramları, şirketlerin sadece halkla ilişkiler malzemesi olmaktan çıkarak, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların iş gücüne katılımıyla bütünleşik bir yapıya bürünüyor. Türkiye’de sanayiden sivil topluma uzanan geniş bir yelpazede, ‘yeşil yıkama’ veya ‘pembe yıkama’ gibi yaklaşımlardan uzak, şeffaf ve analitik adımlarla sürdürülebilirliğin sahada başlaması gerekliliği vurgulanıyor.
Bu dönüşümün somut örneklerinden biri, 10 yıl önce kurulan ve ağır sanayi kökenli bir ihtiyaca yanıt veren Faydasıçok Vakfı. Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Selcen Faydasıçok, ağır sanayideki derin iş gücü eşitsizliğine tanık olarak vakfı kurduklarını belirtiyor. Başlangıçta mühendislik eğitimi alan kız öğrencilere yönelik “Sedefteki İnciler” projesiyle yola çıkan vakıf, 2016’da kadın mühendis oranının ağır sanayide sadece yüzde 4, Türkiye genelinde ise yüzde 18 civarında seyrettiği bir dönemde bu eşitsizliği gidermeyi hedeflemiş. Selcen Faydasıçok’ın kişisel deneyimi de, üniversite sonrası iş hayatında mentorluk yapacak kadın rol modeller bulamamasıyla bu ihtiyacı pekiştirmiş. Bugün Hasçelik bünyesindeki beyaz yaka kadın çalışan oranı %44 seviyelerine ulaşmış durumda ve bu durumun iş ortamındaki disiplin, kültür ve verimliliği olumlu yönde dönüştürdüğü gözlemleniyor.
| 2016 (Ağır Sanayi Kadın Mühendis Oranı) | Bugün (Hasçelik Beyaz Yaka Kadın Çalışan Oranı) | |
| Oran | %4 | %44 |
Vakfın operasyonel modeli, sivil toplum alanındaki en büyük sorunlardan biri olan yardımların somut çıktılarını takip edememe ve süreçlerin rasyonel denetime tabi tutulamaması sorununa odaklanıyor. Bu kapsamda, burs alan gençlerin herhangi bir sivil toplum kuruluşunda veya sosyal sorumluluk projesinde aktif gönüllü çalışması zorunlu tutuluyor. Selcen Faydasıçok, “yaparak öğrenmenin” en etkili öğrenme türü olduğunu vurgulayarak, bu zorunlu gönüllülük sisteminin yaygınlaşmasında kilit rol oynadığını belirtiyor. Akademik başarıdan ziyade, akıl ile kalbi buluşturan, vicdanlı liderler yetiştirme vizyonuyla, yalnızca yüksek ortalamalara değil, toplumsal katkıya da önem veriliyor.
Günümüzdeki yetenek göçü tehdidine karşı bir önlem olarak, vakıf, “Faydasıçok Business Akademi” programı aracılığıyla gençlere pratik iş dünyası deneyimleri sunuyor. 10 hafta süren bu programda öğrenciler, şirketlerin finansal tablolarını okuma, stratejik yönetim ve küresel operasyonları yönetme gibi simülasyonlarla pratik beceriler kazanıyor. Bu tür hamleler, gençlerin iş gücü piyasasındaki “genç ve deneyimli” olma beklentisinin yarattığı istihdam darboğazını aşmalarına ve ülkeye katkı sağlamalarına yardımcı oluyor. Özel sektörün esnek alternatifler sunarak ve kamusal yapılarla iş birliği yaparak bu potansiyeli değerlendirmesi gerektiği, dijital ve yeşil dönüşümden önce acil bir “insani dönüşüm” ihtiyacının olduğu öne sürülüyor. Vakfın bu alandaki çalışmaları, PR veya vergi avantajı gözetmeksizin tamamen faydaya odaklı bir yaklaşımla sürdürüldüğünü gösteriyor.
- Gençlerin mühendislik mesleği hakkındaki bilgi seviyesi, endüstriyel paneller sonrası %15‘ten %79‘a yükseldi.
- “Ben mühendis olmak istiyorum” diyen lise öğrencisi oranı, paneller sonrası %29‘dan %58‘e çıktı.
- 18.155 saatlik mentörlük görüşmelerinde, gençlerin programa memnuniyet puanı 100 üzerinden 92 olarak kaydedildi.
Finans Hattı Yorum:
Sürdürülebilirlik ve yeşil ekonomi, günümüzde sadece çevresel faktörlerle sınırlı kalmayıp, toplumsal kapsayıcılık ve özellikle kadınların ekonomik yaşama entegrasyonu gibi boyutlarıyla da derinleşmektedir. Faydasıçok Vakfı’nın sergilediği model, sanayi kökenli bir sosyal sorumluluk anlayışının, yapısal eşitsizliklere rasyonel ve analitik çözümler üreterek nasıl somut çıktılara dönüşebileceğinin önemli bir örneğidir. Bu yaklaşım, sadece bireysel kariyerleri desteklemekle kalmayıp, aynı zamanda kurumsal kültürün iyileştirilmesi ve verimlilik artışı gibi makroekonomik faydaları da beraberinde getirmektedir.
Vakfın faaliyetleri, yatırımcıların ve şirketlerin sosyal etki yatırımlarına bakış açısını da şekillendirme potansiyeli taşımaktadır. Özellikle, zorunlu gönüllülük ve sonuç odaklı takip gibi unsurlar, “sosyal etki”nin ölçülebilirliğini ve sürdürülebilirliğini artırmaktadır. Bu türden analitik yaklaşımlar, geleceğin iş dünyasında liderlik vasıfları taşıyacak, hem akıl hem de vicdan sahibi bireyler yetiştirerek Türkiye’nin yetenekli gençlerini ülkede tutma stratejileriyle örtüşmektedir. Sektörel bazda, kadın mühendis oranının düşük olduğu alanlarda benzer yaklaşımların benimsenmesi, genel iş gücü verimliliğini ve yenilikçiliği artıracaktır.
Yatırımcılar açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, bu tür sosyal fayda odaklı projelerin başlangıç maliyetleri ve uzun vadeli geri dönüş süreleridir. Ancak, yetenekli gençlerin ekonomiye kazandırılması, nitelikli iş gücü ve artan tüketici bilinciyle uzun vadede şirketlerin karlılığını ve itibarını olumlu etkileyecektir. Öte yandan, “yaparak öğrenme” prensibiyle uygulanan zorunlu gönüllülük gibi yöntemlerin, öğrenci memnuniyeti ve katılımı üzerindeki olası psikolojik etkileri yakından takip edilmelidir. Bu tür iniciativas, sadece bir “sosyal sorumluluk” faaliyeti olmanın ötesinde, şirketin uzun vadeli stratejik hedeflerini destekleyen bir yatırım olarak görülmelidir.












