Türkiye’nin 1.7 trilyon dolarlık kamu pazarına erişimi engelleniyor
GPA Anlaşması Türkiye’nin İhracatını ve Küresel Tedarik Zincirindeki Yerini Tehdit Ediyor
Yıllık hacmi 1.7 trilyon doları bulan küresel kamu alımları pazarı, Türkiye için önemli bir fırsat kapısıyken, Dünya Ticaret Örgütü Kamu Alımları Anlaşması (GPA) dışında kalınması nedeniyle Türk ihracatçısı “görünmez bir gümrük duvarı” ile karşı karşıya kalıyor. Özellikle Avrupa Birliği’nin (AB) kamu ihalelerinde “yalnızca GPA üyeleri teklif verebilir” şartı getirmesi, Türkiye’nin katma değerli ihracat hedeflerinin önünde büyük bir teknik engel oluşturuyor.
Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’de 145 binden fazla aktif ihracatçı firma bulunuyor. Bu firmaların önemli bir kısmı, özellikle hazır giyim, tekstil, kimyevi maddeler ve makine aksamları gibi emek yoğun sektörlerde yoğunlaşıyor. Toplam ihracatçı firmaların en az 100 bini Avrupa Birliği’ne aktif ihracat yaparken, AB, Türkiye’nin toplam ihracatından yaklaşık %40-45 pay alarak en kritik pazar konumunu koruyor. 2026’nın ilk 4 ayında AB’ye yapılan ihracat %6.3 artışla 35 milyar doları aştı.
Türkiye’nin AB üyesi ülkelerin kamu kurumlarına doğrudan yaptığı satışlara ilişkin net bir rakam “kamu alımları” olarak ayrı bir kalem altında tutulmasa da, AB’ye yapılan toplam ihracatın yaklaşık %3 ila 5‘lik bir kısmının doğrudan veya dolaylı kamu projelerine gittiği tahmin ediliyor. Bu durum, GPA dışında kalmanın Türkiye ekonomisi için iki büyük risk taşıdığına işaret ediyor. Türk şirketleri, Avrupa’daki belediyeler, hastaneler ve altyapı birimleri tarafından açılan milyarlarca dolarlık kamu ihalelerine doğrudan teklif sunma imkanından mahrum kalıyor. Ayrıca, AB mevzuatı gereği, ihaleyi kazanan Avrupalı bir şirket bile olsa, ürünlerini GPA üyesi olmayan bir ülkede ürettiremiyor, bu da Türkiye’nin Avrupa için “stratejik tedarik merkezi” olma özelliğini zayıflatıyor.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), konuyu Ticaret Bakanlığı’nın gündemine taşıyarak, “Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kamu Alımları Anlaşması’na (GPA) Katılımının Tekstil ve Hazır Giyim Sektörünün Rekabet Gücüne Etkileri ve Acil Eylem İhtiyacı” başlıklı bir çalışma yürüttü. Raporda, AB’nin kamu alımlarında uyguladığı katı “yalnızca üyeler” politikasının Türk tekstil ihracatçılarının Avrupa’daki kamu ihalelerine katılımını engellediği ve rekabet gücünü zayıflattığı vurgulanıyor. Türkiye’nin 1995’ten beri DTÖ üyesi olmasına rağmen GPA’ya taraf olmaması ve gözlemci statüsünde kalması, firmaların AB kamu alımları pazarlarına erişimini engelliyor. Raporda, Türkiye’nin hassas sektörlerini koruyacak geçiş süreçleri ile birlikte GPA’ya katılım sürecinin ivedilikle başlatılması çağrısı yapılıyor.
Hazır giyim ve tekstil sektörünün odaklandığı “katma değerli ve teknik tekstil” üretimi, bu teknik engel nedeniyle beklenen ihracat sıçramasını gerçekleştiremiyor. İtfaiye kıyafetlerinden askeri üniformalara, hastane tekstillerinden güvenlik güçleri ekipmanlarına kadar geniş bir yelpazedeki kamu alımları, artık sadece GPA üyesi ülkelerden yapılıyor. TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, bu durumun Türkiye’nin üretim üssü olma fırsatını elinden aldığını ve “teknik tekstil üretin” tavsiyesini bir paradoksa dönüştürdüğünü belirtiyor. Anlaşmanın imzalanmaması halinde, hem Türk firmaları devasa pazara giremeyecek hem de Türkiye küresel tedarik zincirindeki “üretici” vasfını kaybedecek.
- Küresel kamu alımları pazarının yıllık hacmi 1.7 trilyon dolar civarında.
- Avrupa Birliği’nin kamu ihalelerinde getirdiği “yalnızca GPA üyeleri teklif verebilir” şartı, Türk ihracatçılarını dışlıyor.
- Türkiye’de 145 binden fazla aktif ihracatçı firma bulunuyor ve bunların önemli bir kısmı AB’ye ihracat yapıyor.
- AB, Türkiye’nin toplam ihracatından yaklaşık %40-45 pay alarak en kritik pazar konumunda.
- GPA anlaşması dışında kalınması, Türk firmalarının milyarlarca dolarlık Avrupa kamu ihalelerine katılımını engelliyor.
- TGSD, GPA’ya katılımın acilen başlatılması çağrısında bulunuyor.
- GPA’ya katılım, Uzak Doğu rekabetini azaltacak, Türk firmaları için doğal partnerlik fırsatları yaratacak ve yüksek katma değerli üretime teşvik edecek.
Finans Hattı Yorum:
Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü Kamu Alımları Anlaşması (GPA) dışarısında kalması, özellikle AB gibi kritik pazarlarda Türk firmaları için ciddi bir rekabet dezavantajı yaratmaktadır. Yıllık 1.7 trilyon dolarlık devasa bir küresel kamu alım pazarından mahrum kalmak, sadece mevcut ihracat potansiyelini değil, aynı zamanda gelecekteki katma değerli üretim ve teknoloji transferi fırsatlarını da sınırlamaktadır. Hazır giyim, tekstil, tıbbi cihazlar ve inşaat malzemeleri gibi sektörlerde, bu anlaşmanın getirdiği “üye olmayanlara kapalı” kapılar, firmaların AB’nin stratejik tedarik zincirlerindeki yerini belirsizleştirmektedir.
Piyasa genelinde bu durumun yarattığı endişe artmaktadır. Özellikle ihracatçı birliklerinin ve sektör temsilcilerinin dile getirdiği bu sorun, mevcut ekonomik konjonktürde yeni ve sürdürülebilir büyüme alanları bulma çabasındaki Türkiye için önemli bir engel olarak görülüyor. Yatırımcılar ve şirket yöneticileri, bu tür “görünmez gümrük duvarlarının” ihracat gelirlerini ve dolayısıyla şirket karlılıklarını olumsuz etkileyebileceği endişesini taşımaktadır. GPA’ya gözlemci statüsünde kalınmasının, Çin gibi ülkelerle aynı kategoride değerlendirilmeye yol açması da stratejik bir zayıflıktır.
Önümüzdeki dönemde gözler, Türkiye’nin GPA’ya tam üyelik sürecini başlatma konusundaki adımlarında olacaktır. Bu sürecin hızlandırılması, hem Türk firmalarının Avrupa kamu alım pazarlarına erişimini kolaylaştıracak hem de Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirecektir. Özellikle teknik tekstil ve yüksek katma değerli ürünlerdeki üretim kapasitesinin pazarlanamaması büyük bir kayıptır. Bu nedenle, diplomatik ve teknik hazırlıkların yanı sıra, Türkiye’nin hassas sektörlerini koruyacak geçiş süreçlerinin etkin bir şekilde yönetilmesi, yatırımcılar için yakından takip edilmesi gereken bir diğer kritik unsur olacaktır.












